
“Delilik” denilen davranışlar tarih boyunca ve toplumdan topluma farklılar göstermektedir. Delilik üzerine en kapsamlı çalışmayı yapan Foucault, deliliğin tıbbi değil toplumsal bir sorun olduğunu anlamamızı sağladı.
Foucault’a göre toplum “akıllı olmak durumunu” tanımlar; ortalama davranışları sergileyenler “akıllıdır!” Bizim dilimize de öyle yerleşti zaten. Birileri sıra dışı düşünüp davranmaya başladığı zaman hemen uyarırız: Akıllı ol!
Akıllıları tanımlarken “deli olma durumunu” da tanımlamış oluyoruz. Toplum dışı davranışlar sergileyenler “deli” olarak görülür ve “akıl hastanesine” tıkılır.
Bugünkü İran-ABD/İsrail savaşının akıllıca bir eylem olmadığını söylemeye, bilmem gerek var mı? İki taraf da ciddi zararlar görüyor.
Dinci ve milliyetçi Türk basını, İran topraklarına düşen bir pilotun kurtarılması için 500 milyonluk bedele katlandığını duyurarak savaşın ABD’ye pahalıya mal olduğunu ve “ABD’nin perişan olduğunu” yazıyor. Türkiye basını yazmaya cesaret edemese bile savaşın İran’a ve İran halkına nelere mal olduğunu da tahmin edebiliyoruz.
Bugünkü dünyada savaşın “tam bir yıkım” olduğu yeniden kanıtlandı. Dünyanın en güçlü ordusu ABD ordusu bile, savaşı istediği gibi yönetemiyor. Bu durumda savaş, “akıllı işi” sayılmaz herhalde… Tam bir delilik!
İnsanların binlerce yılda inşa ettiği eserleri bir bomba ile yıkmak, yok etmek “delilik” değilse ne olabilir?
Binlerce insanın çalışmasını, bir füze ile yok edilebilecek gelişmiş savaş uçakları yapmak için harcamak “akıllı işi” sayılamaz herhalde…
Ortada bazı anlaşmazlıklar olduğunu görüyoruz tabii; savaş nedensiz başlamadı… Ama bu nedenlerin veya sorunların savaşla ortadan kalkmayacağını görmek için çok “akıllı” olmaya da gerek yoktur. Savaşların akıl yoluyla yorumlanması ve savaşı önleyecek kurallar geliştirilmesi “akıllı” bir davranış olmakla birlikte bu kuralların kısa zaman sonra yok sayılmaya başlanması da “akıllılık” değil, “tam bir delilik” olarak değerlendirilmek zorundadır. Tarihte bunları da gördük.
Bu yazdıklarıma katılmak kolaydır ama asıl dikkat çekilmesi gereken şey, bu yazdıklarıma katılanların bile kendi devletlerinin de taraf olacağı bir savaşa çılgınca atılma eğilimi göstermeleridir.
ABD İran’dan sonra Türkiye’ye yönelirse, Türk ordusu bir hafta içinde Tel Aviv’i işgal edecek ve Kudüs’ü de kurtaracakmış! İki günde Atina’ya girer ve Kıbrıs’ın bütününü de işgal edermişiz! Bu arada Doğu Ege adalarını ele geçireceğimizi iddia edeni duymadım ama belli ki onları “çantada keklik” görüyorlar.
Ne yazık ki kamuoyu, savaşı bir “delilik” olarak görmediği zaman o deliliğin yaşanma olasılığı artmaktadır. Ve bu tür delileri akıl hastanesine yollamaya cesaret edecek tek bir doktor bile yoktur.
Ve asıl tehlike de işte budur!


