Sayın Denktaş’tan mesaj var!

Efendim dün bu sütunda Sayın Başbakan Hüseyin Özgürgün ve Yardımcısı Sayın Serdar Denktaş ile ilgili yazı kaleme aldık... “Özgürgün ve Denktaş’ın kabusu” başlıklı yazımıza Sayın Serdar Denktaş sosyal medya hesabından cevap verdi. Gerçi paylaşımında isim vermedi ama yazıyı ben de “üzerime aldığım” için bu köşeden cevap hakkı doğduğunu düşünerek öncelikle Sayın Denktaş’ın açıklamasını paylaşıyorum:
“Susayım Derim Ama Bazı Köşe Yazarları Ve Yorumcuları İzin Vermiyor
Hükümet olarak hızlandırılmış süreçte bir siyasi temsilcimizin olmasını talep ettik... Hem Cumhurbaşkanlığı’ndan hem de bazı köşe yazarı ve yorumculardan söylenmedik söz kalmadı… İyi niyetli olmadığımızdan tutun, kabus görmekte olduğumuza kadar yazıldı çizildi ve her fırsatta saldırı devam ediyor.
Bir kere komitelerde görev yapan teknik personelin tümü hükümet tarafından görevlendirilmiştir ve görevlerini yerine getirmektedir.
Görüşmelerin en önemli ayaklarından biri olan AB müktesebatına uyumlaştırma süreci Başbakanlık tarafından yürütülmektedir.
Hükümetin gerek teknik gerekse yürütme açısından vermekte olduğu desteğin Cumhurbaşkanımızca bilinmemesi mümkün değildir.
Eksik olan hükümetin vermekte olduğu teknik desteğin Cumhurbaşkanlığı katında karşılığının olmamasıdır.
Eksik olan sürece her türlü teknik desteği vermekte olan ve verecek olan hükümetimizin, politik anlamda da sürece sahip çıkabilmesi için gerekli siyasi katılıma izin verilmemesi ve gerekli mekanizmaların çalıştırılmamasıdır.
Annan planını başından sonuna yürütmüş Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri eski Bakanı olarak müzakerecinin yerine geçmeyi değil, müzakerelerde Cumhurbaşkanı’na fikir katkısında da bulunmak istedik...
Sol cenah dersem gerçek solculara haksızlık etmiş olurum... Bir kısım insanımız anında bizi ötekileştirme gayreti içerisine girdi... Biz aynı şeyi yapmayacağız... Görevli arkadaşlarımız sorgulamalarını devam ettirecek...
Çözüm diyerek mevzilere yeniden girmek değil, gerçekten yaşatılabilir bir ortam yaratarak geleceğe güvenle bakmak istiyoruz.
Hayallere ve yılların sloganlarına bağlı kalarak statik bir duruş değil, geçmişin gerçeklerini unutmadan geleceğin oluşturulmasında aktif fikirsel destek vermek istiyoruz...
Dün bir evetle dünyayla buluşacağını sananların yanılgısına halkımızın yeniden düşmemesi ve daha dikkatli davranması için uyarı yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.”
Bu paylaşım üzerine eleştirimi daha da netleştirme ihtiyacı hissettim… 
Eğer iddia ettiğim gibi bilinçli bir krize oynanmıyorsa; yoğunlaştırılmış müzakere sürecine girilmesi hatta ilk 2 görüşmenin yapılması sonrasında heyete temsilci eklenmesi talebi ne kadar gerçekçi?
Niyet gerçekten heyete bir kişi eklemek olsaydı 4 ay önce hükümet kurulduğu zaman akıllar neredeydi?
Sürecin sonuna gelinmişken yeni bir kişi ne kadar konuya hakim olabilir?
Kaldı ki Sayın Denktaş “Komitelerde görev yapan tüm personelin hükümet tarafından görevlendirilmiş olduğunu” kendi zaten söylüyor… Yani her türlü bilgiye ulaşabilmek mümkün!
Sayın Denktaş, “Cumhurbaşkanı’na fikir katkısı yapmak istedik” diyor… Tamam işte; zaten Sayın Cumhurbaşkanı da siyasi parti başkanlarını “sıklıkla” bu amaç için saraya davet ediyor… Fikir alış verişinde bulunmak için!
Bir eleştirisi de “ötekileştirmek” üzerine… Onu da kabullenmem mümkün değil… Doğru iş yapılsın alkışlayalım, ama yanlış gördüğümüz de de eleştirmeye devam edelim…
Ve son olarak; “Bir evetle dünyaya bağlanalım” demiyoruz elbet… Dün de yazdığım gibi; garantilerin (değişikliğe uğrasa da) kalacağı, artık bizim kadar Kıbrıslı olan yurttaşların gemilere konup gönderilmeyeceği, birincil hukuk konusunda (en azından uzun vadeli geçiş süreçleriyle) geri adım atılmayacağı ve iki kesimliliğin “sulandırılmayacağı” bir anlaşma arayışı var… 
Bu maddeler antlaşmada yer bulsun “evet”imiz hazır, eğer olmazsa, sizle birlikte “hayır” propagandasında omuz omuza yürürüz Sayın Başkan! 
YORUM EKLE