Seçimin ayak sesleri! 

Önümüzdeki yılın Ocak sonlarında bir seçim olacağı kesinleşmiş durumda. UBP-DP Hükümeti de Meclis’ten güvenoyu aldı. Bu durumda erken seçim kesinleşmiş oldu.
Kendini siyaset sahnesinde görmek isteyenlerin meydana çıkmaya başladığı günlerden geçiyoruz. 
Aman sakın ha, aday belirlerken sabıka kaydı ile yetinilmesin! 
Bir şekilde yasaların önünden paçayı sıyırmış, hesap verebilirlik hususunda sorun yaratabilecek adaylar lütfen kendiliğinden bir kenara çekilsin! 
Aksi takdirde hangi siyasi yapı olursa olsun, sorunlu bir sicilin bedelini o kesim ödemek zorunda kalabilir. 
Siyasi partiler kendilerine göre rotalarını çizdiler bile, çok yakın zamanda sloganlar nağraya dönüşür, sokaklara dökülür.
Seçim yasasından karma oy kullanımının kaldırılması konusunda öneriler var, girişimler var!
Bazı partiler karma oydan rahatsız, zararlı, bazı partiler ise nemalandığı karma oydan memnun, mesut.
Karma oy kullanımının karmaşa yarattığı kesin ancak kesin olan bir şey var ki kimseler bunu telaffuz etmeye yanaşmıyor. 
Artık koalisyon maskaralığının önüne geçebilmek, ülkedeki iktidar arayışlarını belli yerlere çekebilmek için Meclise girebilme barajının yukarılara çekilmesi yönünde hiçbir kıpırdanma yok!
Böyle bir sistemde, bizdeki bu yapıyla “vur patlasın, çal oynasın” uygulamaları devam edip gidecek, her yıl seçim yapıyor olsak bile ülke istikrarsızlıktan bir türlü kurtulamayacaktır!
Dolayısıyla esasa yönelik değişikliklere gidilmediği takdirde, kısacası seçim barajını en az % 9-10’lara çekemediğimiz takdirde, 22 Ocak’ta gerçekleştirilmesi hesaplanan erken seçimin hiçbir esprisi olmayacaktır!
Eski bir ifade ile “Singer gidecek, Nauman gelecek” ve ülke bunun acılarını çekmeye devam edecektir!
Bir, bilemedin iki milletvekili çıkarabilmiş ve geniş halk kitlelerini temsil edebilmekten uzak siyasi yapıların elinde, tabir yerinde ise adeta maskara olmaya devam edip gideceğiz. 
Şimdi tam zamanıdır, bazı siyasi yapılar buna karşı çıkabilir, önemli olan ekseriyetin vereceği, halkın vereceği karardır, onların beklentileri ve esenliğidir!
Bizim ölçeklerdeki çok az ülkede var olan olanaklara rağmen, yanı başımızdaki Türkiye’nin ekonomik katkılarına ve desteğine rağmen hala daha ayakta durabilmekten, yürüyebilmekten aciz bir ekonominin pençesinde kıvranıyor olmamızın en büyük nedeni, ülkedeki siyasi yapının istikrarsızlığı, seçim ve seçilme kaygısı ile alınmış yanlış kararlar ve uygulamalardır!
Bir başka büyük tehlike vatandaşlarımızın “nasıl olsa bir şey değişmeyecek” ümitsizliği içinde sandıktaki iradeye ilgi göstermemesi olacaktır diye düşünüyorum.
Sorarım, çok düşük seviyelerde gerçekleşecek bir seçim sonrasında ortaya çıkacak irade neyin ve kimlerin iradesi olacaktır?
Ülkenin geleceğini düşünüyorsak, siyaseten içine düşmüş olduğumuz fasit döngüye bir son verme zamanı gelip de geçmiştir. 

YORUM EKLE

banner456

banner473