Siyasetin fırında yakılan kısmı

 Siyasal yaşamdaki tıkanıklık son yerel seçimlerde bir kez daha kendini gösterdi.
Yerel Seçim sonrası meydana gelen gelişmeler ise bu tıkanıklığın derinleştiğini gösteriyor.
Bir kısım adaylar ve partiler bölgelerinde bekledikleri sonucu alamamaları üzerine kusuru, kendi siyaset yapma biçiminde arayacaklarına faturayı kendi içlerinde bulunan belli kişilere kesmeye başladı. Olumsuz sonuca etki edenin, “ bazı partililer” olduğu imajı verildi. O bazı partililerde basında hemen,  kendilerini savunmaya başladı.
Benim için en ilginç savunma, eski Sağlık Bakanı Sayın Sucuoğlu’nun ifade ettikleri oldu.
Yani bir insan neden bu kadar özel konuları dahi savunması için basında öne sürer ki?
Bu ayrı bir mesele. Şimdi Yerel Seçim ardından UBP Kurultayı öne çıktı.
Diyalog Gazetesi’ndeki habere göre 4 aday var. Bunlar gazeteye konuştu. Şimdi merak ettim. Bu dört adayın gerek Kıbrıs sorunu, gerekse iç sorunlarla ilgili olarak Sayın Hüseyin Özgürgün'den hangi alanda farklı görüşleri var? Ayni temelde düşünseler dahi, hangi esaslar üzerinden bunları ele alacaklar?
 Bunlara dair herhangi bir açıklama görmedik. Yakında her halde açıklarlar. Ama yapılınca da bu açıklamalara bakın;  bunlar hem bir birinden çok farklı olmayacak, hem de Sayın Özgürgün'nün ifade edecekleri ile de çok benzer olacak.
Sonuç. Kurultay yarışı içinde çaba daha ziyade el ense çekmeye, sempati desteği almaya ve bel altı vurmaya dönük işlere dönecek.
UBP'nin bu Kurultay süreci, önümüzdeki 4-5 ayı iç siyaset açısından meşgul edecek. Bu süre içinde ise diğer partiler durumu el ovuşturarak izleyecek. Bunlar bölünüyor, parçalanıyor hülyaları ile kendilerine yol açılacağı beklentisine girecekler.
Hâlbuki bunun böyle olmadığı çok açıktır.
UBP ve CTP ile diğer partilere bir eski sözü hatırlatmak isterim. 
“ İçinde kavga olan evin fırınında pişen ekmeğin tadı olmaz. Kavgalı eve misafir dahi gelmediği gibi aklı başında kimse, gelin veya güveyi olmakta istemez”.
Bu nedenle her evde herkesin ayni düşünmesi ve kardeş olsalar bile torna tezgâhında kesilmiş gibi aynı olmaları beklenemez. 
“Ev ahalisinin” huyunun,  suyunun farklı olması, önceliklerinin, beklentilerinin farklı olması doğaldır. Ama esas olan, evin ahalisinin bu farklılıklarını ayni çatı altında, birbirine saygı ile gözetmesi ve bu saygı üzerinden farklılıklarını edepli olarak tartışıp, konuşup ortak ev çıkarını üretmeleridir. 
O zaman evin fırınında yalnız ekmek pişmez. Lezzetin doruğunda, ortak emek ve katkı olan her tür iyi şey pişer. 
Bu olmaz ise kavgalı evde, fırında en nihayet bir birinin eşya ve değerleri de yakılır ve sonuçta o eve kimse uğramaz. Son yerel seçimler bunu gösterdi. Eğer bu verimsizlik devam ederse, sağduyulu pek çok insan, siyasi partilerin yalnızca odalarından veya havlularından değil, sokaklarından da uzak duracak.   

YORUM EKLE