banner564

Soğuk savaşın tam ortasındayız!

Bizler sıcak yataklarımızda mışıl, mışıl uyurken, ya da rahat koltuklarımızda, yemek masalarında, mütevazi yaşamımızda, hatta değişik başlıklarda ahkam keserken, Kıbrıs’ın Baf açıklarında Rumların 7’nci parsel olarak isimlendirdikleri ve dış kaynaklı şirketlerle hidrokarbon araması hususunda anlaşmalar yaptığı alanda Yavuz sondaj gemisi söz konusu alanın Türkiye kıta sahanlığı içinde olması nedeniyle sondajlar başlattı!
Rumların hidrokarbonun getireceği zenginliklerin sarhoşluğunda Yunanistan’la birlikte Akdeniz’i adeta parselleyip inhisarına alan girişimleri ile karasularını Libya kıyılarına kadar vardıran zihniyetle büyük tepkilerle karşılaşacakları ayan, beyan ortada idi.
Türkiye arasında er veya geç bir çatışma yaşanacağı, hatta ortamın çok ısınacağı kesin gözüküyordu.
Rumların, dünyanın belli başlı ülkelerinin şımartmalarıyla bu konuda da rahat durmayacakları kesin. 
Nitekim parsel yedi ile ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi’nden hoşlarına gidecek bir karar çıkarabilmek için kolları sıvadılar bile.
Yavuz sondaj gemisinin Türkiye Deniz Kuvvetlerine bağlı savaş gemileri eşliğinde bugün (7 Ekim) sondaj çalışmalarına başlayacağını hesaba katarsak sıcak gelişmelerin yaşanabileceği ihtimallerini de düşünmemiz lazım. 
İşin en ilginç yanı Rum kesimi ada çevresinde boy, boy parsel haritaları yayınlarken, bu parseller üzerinden farklı ülkelerdeki şirketlerle anlaşmalar yaparken, parsellerden bazılarının diğer ülkelerin kıta sahanlıklarına girdiği ve BM kayıtlarıyla bunların tescillenmiş olduğu konusunda Birleşmiş Milletler neden uyarılarda bulunmadı!
Yoksa bütün bunlar önceden tezgahlanmış bir olay mı?
Tabir yerindeyse atla arpayı düşman etmek için yapılmış bir politika mı?
Rum kesiminin 7. parselde hidrokarbon sondajları konusunda İtalyan ENI ve Fransız TOTAL şirketleri ile anlaşmaları olduğundan, dolaylı bile olsa ülkelerine ait şirketlerin menfaatlerini koruma heyecanı içinde İtalyanlar değilse bile Fransızların olaya balıklama dalma ihtimalini de hesaba katmak lazım!
Esasen Güney Kıbrıs’ın dünyanın önde gelen ülkelerdeki şirketlerle hidrokarbon anlaşmaları yapmalarındaki esas amaç buydu!
Güney Kıbrıs, hidrokarbon aramalarına 7’nci veya benzer konumdaki sorunlu, ihtilaflı olabilecek parsellerde çok öncelerden arama ve kazı çalışmaların başlamış olsaydı?
Türkiye bugün gerçekleştirmiş olduğu arama faaliyetlerine başlayabilir miydi?
Hani “Demir tavında dövülür” denilen tabir var ya. Ne yazık ki biz demiri tavında dövmekten uzak politikalarla çoğu zaman durumumuzu zora sokuyor, ayaklarımıza kurşunlar yağdırıyoruz.
İşin bir de Anadstasiadis’in hidrokarbonla ilgili olarak Kıbrıs Türklerine biçtiği paylaşım var!
Ne yetki, ne söz hakkı, ne de pay konusunda itirazı olamayacak bir ortaktan söz ediyor ve hidrokarbon başlığında da Rum lider ben egemenim diyor.
Gelinen aşamada etrafımızda soğuk savaşların estiği bir ortamdan geçtiğimizi arada bir de olsa hatırlamakta yarar görüyorum! 

YORUM EKLE

banner471

banner473