Girne’de meydana gelen Filo deniz faciasının ardından sadece sosyal medyada yazılanlar değil, bazı sivil toplum örgütleri ve siyasiler tarafından yayınlanan bildiriler dikkat çekicidir…
Genellikle her ciddi olayın ardından yaşandığı gibi sadece bazı makamları suçlamaya yönelik açıklamaların yapılması, ya da soruların yöneltilmesi, Kuzey Kıbrıs’ta değişmeye veya düzelmeye yönelik bir iradenin oluşmadığını gösteriyor…
Ciddi bir olay yaşandığı zaman elbette sorumlular hesap vermelidir…
Ancak limanlardaki teknik eksiklerin uzun yıllardan beri var olduğunu görmezden gelemezsiniz…
Kaza bugün oldu diye affedilmez ihmallerin bugüne ait olduğunu düşünmek mümkün değildir…
KKTC’nin ilan edilmesinden bu yana kaç hükümet, kaç yüz bakan gelip geçti…
Limanlardaki eksikleri hangisi giderdi?..
Eksiklerin giderilmesi konusunda hangisi bir adım öne çıktı?..
Çözüm üretmek için göreve gelenlerin daha sonra kabul edilmez mazeretlerin arkasına saklandığı çok görüldü ama “madem ki yapamıyorum, ya da engelleniyorum, o zaman ben bu koltuktan kalkıyorum” diyen olmadı…
Limanlarda yıllardan beri sorunlar vardır…
Eğitimde, sağlıkta da öyle…
Üniversite sayısının artmasından gurur duyanlar, sahte diploma dolaplarını görmezden geldiler…
Dahası; diplomanın sahtesine ilgi gösterip, yakınlarına fayda sağlamaya çalışanlar oldu…
‘Sahtelik’ tartışmalarının gölgesinde ortaya çıkan ve uzmanlık gerektiren meslekler vardır…
Doktorluk, eczacılık, avukatlık gibi…
Peki diploma ‘sahte’ ise o diploma ile meslek icra etmek ‘gerçek’ midir?..
Gerçekleri itiraf etmekten korkmamalı
‘Kişiye yönelik’ yasa veya tüzüklerle idare edilen bir KKTC vardır…
“Verilen hak geri alınmaz” diyerek, kişisel çıkarlarını korumak isteyen sendikalar ve sivil toplum örgütleri, hatta siyasiler vardır…
O yüzden giderleri karşılayamaz bir bütçe ile artan sorunları çözmenin imkanı yoktur…
Reform içermeyen plansız, programsız vaatlerle seçime giden ve bazı isim değişikliğiyle mevcut düzene devam eden bu yapı sürdürülebilir değildir…
Elinizde sihirli bir değnek olsa bile bu yapıyı mevcut yasalar veya uygulamalarla sürdüremez, sorunları çözemezsiniz…
Daha dürüst bir yönetim oluşturabilirsiniz…
Ama ‘sil baştan’ yapmadığınız sürece ‘ayrı devlet’ veya ‘siyasi eşitlik’ politikanızı güçlendiremezsiniz…



Dökülen KKTC düzeni ile Girne’de yaşadığımız Facia ‘ 40 yıldır bir çivi bile çakılmayan işleyişini yitirmiş Mağusa Limanı ile Güvensiz Ercan’da yaşanamaz mı yani ? Yıllar önce BM önerisi olan Mağusa Limanının Avrupa Standartlarında Avrupa ve Dünyaya Açılması ile Ercan’ın BM yönetiminde Uluslararası Uçuşlara ve Dünyaya Açılmasına elimizin tersi ile Hayır dedik ! KKTC’nin yönettiği Limamlar ve Ercan daha da mı Güvendedir acaba ? Gerçekçi olalım Bugün KKTCyi ve yönetenlerini Dünyanın geçmişte tanımadığı gibi Gelecekte de Tanıması imkan dışıdır ! Sonunda ise BMGK Kararı olan ve Yöneticilerimizin açtık açmıyoruz dediği Singapur Monaco yapacağız dediği Maraş’ın BM’ye devri ile geri Rum’lara verilmesi yine kaçınılmazdır ! Her geçen gün daha Kötüye giden KKTCde bugüne kadar Kendi Kendimizden başka kimi kandırabildik ki !