Söz ve Tambur

"Ben ne söylerim, tamburam ne çalar" eski bir atasözüdür. Söz ve eylem arasında; niyetle, atılması gereken adım arasındaki farkı anlatmada etkili bir ifadedir.
  Çözüm yönünde önemli bir evrede olduğumuz bu aşamada, söz ile eylem birliğinin önemi ortadadır.
Bu konuda kendimi anlatmak için bir yol seçtim. 
  Öncelikle, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Maliye Bakanı Sayın Haris Yeorgiyadis'in kısmen Kıbrıs Türk basınında da yayınlanan, Alihtia Gazetesine verdiği röportajda ifade ettiklerinden başlamak isterim.
Sayın Yeorgiadis, çözümün bir maliyeti olacağından söz etti. Ancak çözümsüzlüğün Kıbrıs Rum Tarafı açısından ağır maliyetinin olacağından da söz etti. Buna dair ifade ettiklerini de başlıklar halinde ele almak isterim. Onun ifadesi ile çözümsüzlüğün ağır maliyeti...
 1. Taşınmazların kesin kaybedilmesi.
 2. Bütçeden askeri ödeneklere yüksek miktarlar ayırma zorunluluğunun devamı
 3. Kıbrıs Rum gemilerine Türkiye'nin ambargosunun sürmesinden ortaya çıkacak
    kayıplar
 4. Türkiye pazarının kapalı kalması…
Toplumuna gerçekleri anlattı
  GSMH ve Kişi Başına Düşen Milli Geliri, bizim iki katımız olan bir ekonominin Maliye Bakanı, çözümsüzlüğün sürmesi halinde, toplum olarak karşı karşıya kalacakları maliyetleri böyle tanımladı.
Kendileri açısından, çözümsüzlükten, kurtulmanın, insana ve ekonomiye katacağı müthiş katkıyı toplumuna gösterdi.
  Yani şimdiden, SÖZ ile TAMBUR arasında uyum olmasına önem verdi.
  İki ciddi ekonomik kazanca vurgu yaptı.
  Bunlardan biri, çözümle birlikte Türkiye Pazarına giriş imkanı, bundan sağlayacakları ciddi katkıyı önemli cazibe olarak koydu.
  Kıbrıs Bandıralı gemilere, Türkiye limanlarının açılması ile gelişecek olan katkıya işaret etti. Çünkü denizcilik ve ticareti GSMH'larının en az %5'ine etki etmektedir.
  Bakın, Türkiye Pazarına girmeyi önemli değer olarak koydu. 
  Peki, bizim aklımız nerede? Hala birbirimize dönük, partiler arasında ve partiler içinde ayak oyunlarında....
  Türkiye ile çözüm olması halinde, Kıbrıs Türk ve Rum iş dünyasıyla Türkiye Pazarına dönük rekabet ve ortaklık konularında ve buradan hareketle, dünya pazarlarında ne yapacağımıza dair açılım konusunda bir görüş üretmeye dönük adım atmayı bir yere bırakın, bu alanda hiç mi bir şey dahi düşünmeyeceğiz?
  Bizim Maliye Bakanımızla, Ekonomi Bakanımız hala, hibeler ve Türkiye'den cari bütçe için gelen kaynakların dağıtımı kısırlığı ile mi uğraşacak?
Yani bizde hala, Söz ile Tamburun uyumu yok.
Sayın Yerogiadis, çözüm ile askeri harcamaların azalmasının, bütçeleri ve ekonomi ile kendi insanlarına sağlayacağı artı katkıya önemle işaret ediyor. Peki biz? Savunma alanında Türkiye'nin yaptığı katkıların, böyle bir gelişme içinde, kısa bir süreliğine, Kıbrıs Türk ekonomisine ve insanına dönük yatırma dönüşmesi olasılığı üzerinde kafa patlatıp; bunu, Türkiye ile birlikte kendi gündemimize alıyor muyuz? Kocaman bir hayır...
Mavroyannis’in çağrısı
  Ayni günlerde Sayın Anastasiadis'in Müzakerecisi Sayın Mavroyannis, Mont Pelerin'in ikinci devresi öncesinde, çözüm ışığı üzerine bir çağrı yaptı.
  "Federal Hükümette oluşacak Bakanlıkların ve Kurumların belli olduğunu, bu yüzden Hükümetin ve kamunun bunları göz önünde bulundurarak hazırlık içine girmesi" çağrısını yaptı. Federal Kamu Yönetimi’nde %67 Rum, %33 Türk Kamu görevlisi olacak.
  Yani, Müzakereci Sayın Mavroyannis de şimdiden, Federal Hükümete dönük insan kaynakları ve diğer alanlarda hazırlık yapılması çağrısı yaptı.
  Ancak bizde bunlarla ilgili tek kelam yok. 
  Cumhurbaşkanlığı, Hükümet, Muhalefet, Meclis, sivil toplum olarak bir devinim yok.
  Yani Güney, SÖZE uygun TAMBUR çalıyor. Kuzeyde biz hala, SÖZ ile TAMBURUN uyumunu sağlayamıyoruz.
  Çok acil olarak Cumhurbaşkanlığı, Hükümet, Muhalefet, Meclis ve emek dünyası ile iş dünyası arasında, çözüme dönük ekonomi, kamu yönetimi ile hayatın her alanında muhtemel bir çözüme nasıl hazır olacağımıza dönük, siyasi ve toplumsal mutabakat oluşturacak bir devinime ihtiyaç var. 
  Bu, tüm siyasi çekişmelerin ve yarışların ötesinde önemli bir ihtiyaçtır.
  Olsun, olmasın kısırlığından çıkalım. Yani, taş başa düşünce mi koşturacağız?
  "Söz ve Tamburun" uyumuna acil ihtiyaç var…
YORUM EKLE