Su akar yolunu bulur!

Dünyayı sarmalayan Coronavirüsü bir miktar rötarlı da olsa ülkemizi ve Türkiye’yi de sarmalına almış durumda. Bilhassa Türkiye’de hasta sayısında sürekli artışlar söz konusu. İlk ölüm vakası da gerçekleşti.
KKTC’de erken ve yerinde alınan önlemlerle, vatandaşların uyarılara riayet etmeleriyle, bir de ada olmanın verdiği avantajlarla umarım en az hasarlarla bu illetten kurtulacağız.
Ülkede Corona’ya yakalananlar belli. Hepsi de dış kaynaklı hadiseler. Alman kafilede tespit edilenler, bir de İngiltere ziyaretinden dönenler. Hastalığın yaygınlaşmasındaki en önemli ve tehlikeli etkenler içte gerçekleşebilecek yayılmalar. 
Burada vatandaşların bilinç içinde hareket etmesi, ölüm riski taşıyan gurupların (65 yaş üstünde bulunanlar ve kronik hasta olanlar) sokaklara itibar etmemesi çok önemli. 
Bir de temizliğe dikkat edilmesi ve temasın en aza indirilmesi başlıca temel unsurlar.
Gerisi Allah’ın takdirine kalmış!
Zaman, birlik ve bütünlük içinde hareket edebilmek! İş başında olan hükümetin gerekli önlemleri zamanında almadığını, İtalya’da ve bilhassa İngiltere’deki gibi başka, başka hesaplar içinde davrandığını söyleyebilir misiniz?
“Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir” davranışları içinde olduğunu iddia edebilir misiniz?
İngiltere’deki hükümetin Coronavirüs karşısındaki duyarsızlığına teslim olmak üzere olan Kıbrıslı Türk öğrencilerin 336’sı takdir edilecek girişimler sonrasında iki özel uçakla adaya getirildi. 
14 günlük karantina sürecini geçirecekleri yer konusunda yaşananlar üzerinde fazlaca durmak istemiyorum. Hazırlıksız yakalanmalar ya da tatminsizlikler olabilir. Bunları nankörlük boyutlarına taşımamak hatta yaşananlardan politik malzeme çıkarmaya çalışmamak gerekir.
Çocuklarımız bizlerin göz bebeğidir. Keşke beş yıldızlı otellerde hatta kral dairelerinde ağırlanabilselerdi!
Bence yaşananlar Sayın Cumhurbaşkanımızı sabahın köründe, uykusundan edecek derecede değildi.
Önümüze baklalım! Nasıl olsa su akar, yolunu bulur!
En büyük avantajımız vatandaşların Coronavirüsü’nün sonuçlarının bilinci içinde hareket etmeleri, toplu yerlerden uzak durmaları, evlerden mümkün olduğunca dışarıya az çıkmaları, ya da hiç çıkmamaları. 
İzliyorsunuz, Türkiye’de bilhassa tehlike sınırları içinde olan vatandaşların gösterdikleri duyarsızlıklar karşısında İçişleri Bakanlığı 65 yaş üstü ve kronik hastalık taşıyan kimselere sokağa çıkma yasağı getirmiş. İyi de etmiş!
Yaşananların bir de ekonomik boyutu var! 
“Cana geleceğine mala gelsin” gibi güzel bir atasözümüze rağmen ekonomik boyutu iyi gözeterek hareket etmek şart! 
Aksi takdirde Coronavirüsü sonrasında harabeler içinde bir ekonomi ile ve de toplumsal travmaların kucağında bir toplum hüviyeti ile karşılaşabiliriz!
Devletin iş insanı lehine aldığı önlemleri fırsat olarak gören, istismara yeltenen kesimler çıkabilir. İşte marifet bunları bankalar vasıtasıyla tespit ederek gereken önlemleri alabilmektir.

YORUM EKLE