Suçlu ayağa kalk

   Önceki gün Lefkoşa’da meydana gelen silahlı soygun olayı, KKTC’nin nüfusu ve vatandaşlıklarla ilgili tartışmaların yeniden alevlenmesine yol açtı…

   Cinayeti şiddetle kınıyoruz…
   Hayatını kaybeden Gökhan Naim’e Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diliyoruz…
   Güzel ülkemizde bir daha böylesi kanlı saldırıların yaşanmamasını diliyoruz…
   Fakat bu olayı fırsat bilerek; faturayı bir yıllık İçişleri Bakanı’na çıkaramayız…
   Şimdiki hükümete veya vatandaşa da çıkaramayız…
   Bir defa bu olayla ilgili KKTC polisine sızan ciddi iddialar vardır…
   Güney Kıbrıs’ın 3 hafta önce Türk tarafına ‘banka soygunu’ olabileceği yönünde ihbar gönderdiği iddiası üzerinde ciddiyetle durulmalıdır…
   “Güneyden gelecek kişiler, kuzeydeki bir bankayı soyacak” iddiası çok önemlidir…
   Ve bu ihbar üzerine tüm polislerimize ‘silahsız dolaşmamaları’ yönünde uyarılar söz konusudur…
   Buna karşın, en büyük döviz bürosunun sahibi olan Gökhan Naim’in toplamda 2 milyon lira dolayında bir parayı çantasına koyarak evine götürmesinin çok tehlikeli bir durum olduğu hem kendisine, hem diğer döviz bürolarına çoktan bildirilmeliydi…
   Bunun yapılmaması, cinayeti işleyenlerin azmettirilmesi anlamına gelmiyor mu?..

Ciddi tahlil ve doğru teşhisin önemi

   İçimizde ‘aydın geçinen’ bazı kişilerin “Eskiden evlerimizde paralarla pencerelerimiz açık uyuyorduk” iddiaları çürük elmadan farksızdır…
   Son çeyrek asırda dünyanın en güvenli ülkelerinde dahi insanlar ceplerinde veya evlerinde 500 Euro bulundurmuyor…
   İngiltere’deki yakınlarınıza sorun bakalım…
   Bankaya gidip, şahsi hesaptan 500 Sterlin veya daha fazla nakit para isteyen adama nasıl davrandıklarını öğreneceksiniz…
   Veznedara “Benim param değil mi kardeşim. Beş bin istersem o kadar vereceksin” deme hakkınız yoktur…
   Böylesi bir durumda polis çağırıp, hakkınızda soruşturma başlatılması da mümkündür…
   Öyleyse bu kanlı saldırıyı, kendi daracık düşüncelerimize göre değerlendirmek çok yanlıştır…
   Böylesi olayları sadece KKTC’de yaşayanları hedef alarak değerlendiremeyiz…
   Güneydeki adli suçların ne durumda olduğunu da görmekten gelemeyiz…
   Güney Kıbrıs’ta hemen her gün 2-3 tane kundaklama, soygun ve silahlı saldırı olayı vardır…
   Sadece Lefkoşa’da ‘basına yansıtılmayan’ günlük hırsızlık olaylarının 150’den fazla olduğunu Rum meslektaşlarımızdan öğreniyoruz…

Daha çok önem verelim

   “Öyleyse bizim tarafta yaşanan olayları ciddiye almayalım” diyen yoktur…
   Tam tersi, yıllardan beri bu ülkenin ‘Asayiş Kuruluna’ ihtiyaç duyduğunu yazıyor, söylüyoruz…
   Son 10 yılda 20’den fazla yazımızın özeti ‘Asayiş Kurulu’ oluşmasına yöneliktir…
   Ne var ki; gelmiş, geçmiş yöneticilerimiz bu uyarıları hiçbir zaman ciddiye almadı…
   Ülkemizde para taşıma kuralları konusunda bankalar ve döviz büroları ciddi denetim altına alınmadı…
   Polisin ‘asayiş operasyonları’ yetersiz kaldı…
   İşlenen suçlar konusunda bazı kesimlerin halen koruma altına alınmak istendiğini ve olayların saptırılmakta olduğunu üzülerek görebiliyoruz…
   “Ülkemizin nüfusunu bilemiyoruz” diyerek, yaşanan olayları sadece ‘nüfus fazlalığına’ bağlayamayız…
   Ayrıca; nüfusumuzu neden bilmediğimizi de konuşmalıyız…
   Nüfusumuzu sayma becerisini gösteremeyen kimlerdir?..
   Polisimizin personel ve teknoloji eksiklerini gidermeyen kimlerdir?..
   Kısa bir süre öncesine kadar Girne ve Gazimağusa limanlarında X-ray cihazımız dahi yoktu…
   Bunları yazdığımız ve söylediğimiz zaman kulaklarını kapatan siyasilerimiz, yaşanan acı olayların sorumluluğunu sadece ‘vatandaşlıklara’ bağlayamaz…
   Vatandaşlıkların kontrol altına alınması elbette gereklidir…
   Ancak; istesek de istemesek de vatandaşlıklar devam edecek, nüfusta artışlar olacak…
   Tıpkı güneyde olduğu gibi…
   Erkek ve kız çocuklarımıza ‘yerli eş bul” deme hakkımız olmadığına göre…
   Sadece evliliklerden dolayı her yıl yüzlerce kişinin vatandaşlığa geçmesi kaçınılmazdır…
   Güneyde, İngiltere’de, Almanya’da, Amerika’da olduğu gibi…
   Hayırlı Cumalar…

YORUM EKLE