Tatar'ın cilvesi, Sucuoğlu’nun anlarımı

Başbakan Sayın Sucuoğlu, Sendikaların yaptığı büyük eylemden sonra halkın tepkisini anladığını ifade etti. Bunun için de halktan, 12 aylık süre istedi. Sayın Sucuoğlu'nun bu açıklaması ilk değildir. Örneğin Belediyeler Reformu adı altındaki garabet değişiklikleri Meclise sevk ettikten sonra, Belediye Çalışanlarının haklı, kitlesel tepkisi ile o yasa değişikliklerine sokulan Toplu Sözleşme feshi önermesini ve diğer bazı mantığa aykırı önermeleri de geri çekmişti. “Sizi Anlarım” diyerek özüne bağlı kalarak yaptığı bu hal; Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın yaşadığımız krizi, “tarihin cilvesi” diye tanımlamasından iyidir. Çünkü cilve, şirin görünmek için takınılan hal ve tavırdır. Yani tarih bize, şirin görünmek için zam, ekonomik yıkım mı yaratıyor? Böyle şirinlik ve cilve, “Beytambal kalsın”.
Ancak halktan 12 aylık süre isteyen Sayın Sucuoğlu’nun yaşadığımız temel sorunla ilgili tespitleri ne? Sayın Sucuoğlu sorunun, Pandemi ve Rusya - Ukrayna savaşından kaynaklandığını söylüyor. Buda doğru. Ama eksik doğruda bizi esas sorunu giderme konusunda yaratıcı çaba içine girmekten alıkoyar. Çünkü sorunun diğer ayakları da var. Bunlardan biri ve etkili olan döviz krizidir. Diğeri ise yapısal sorunlardır. Bunlar ise yalnızca Bütçe üzerinde oluşan kamu giderlerinin yükü değildir. Aksine bu yükü daha da artıran kamu düzenindeki ciddi sorunlardır. Biri hala tam gaz devam eden Üst Kademe Atamaları furyası. Öteki ise ekonomik yıkıma karşın partizan istihdam niyetleridir. 
Bunları göz ardı ederek, sorunların tek nedenini,  Rusya – Ukrayna savaşına, Pandemiye bağlamak ve döviz krizini örtmeye çalışmak ise bir felakettir. Bakın durumun vahametini, KKTC Merkez Bankasının Aralık 2021 Dördüncü Çeyrek Raporundaki veriler ile ele alalım.
Söz konusu Rapora göre bankalarımızdan alınan Kredilerin, 15, 230 milyarı TL cinsinden. Ancak 25, 190 milyar TL’lik kısmı ise, Yabancı Para cinsindendir.  Haziran 2021 çeyrek dönemine göre 2021 Aralık ayında TL cinsinden olan Kredilerdeki artış oranı %11’dir. Fakat aynı dönem itibarı ile Yabancı Para ile olan Kredilerdeki artış oranı ise, %49 dur. Yani TL kullanan ülkede, gerçek ekonomik ilişki, Yabancı Para cinsinden. Döviz krizi, Yabancı Paradaki bu vahim artışı getirmektedir. Bu ise ekonomideki gerçeği netleştirmektedir. Bu hane halkını ve işletmeleri olumsuz etkilemektedir. İşletmelerin ve Hane Halkının hali ise, KKTC Merkez Bankası Raporunda kendini göstermektedir. 
Eylül 2ü21’de İşletmelerin kullandığı kredi borçlarının toplamı, 21. 525 milyar TL iken, Aralık 2021’de borçları 30,433 milyar TL’ye yükseldi. Peki Hane Halkı?
Kredi Kartlarında Haziran 2021’de toplam borç, 837 milyon TL iken, Aralık 2021’de 1,004 milyar TL oldu. Tüketici kredileri ise aynı dönem itibarıyla; 6,329 milyar TL’den, 7,472 milyar TL’ye yükseldi. Kısacası Hane Halkı ve işletmeler borç yükü altında. 
İşletmeler ve Tüketici Kredisi kullanan vatandaşlar Pandemi ve Döviz Krizi nedeni ile borçlarının vadesini uzattı. İnsanların önemli bir kısmı da Kredi Kartlarının minimum miktarını ödeyip, bu zoru, faiz yükünü artırarak def etmeye çalışıyor. Yani Sayın Tatar’ın ifadesi ile bu yaşadığımız cilve değil. Bu hal,  Sayın Sucuoğlu’nun üstün beceri ile Pandemi ve Rusya - Ukrayna savaşı gerekçesi ile örtemeyeceği gerçektir. Bunu ele almayan bir yaklaşım ise, değil 12 ay, 12 yıl uğraşsa da toplumsal ortak payda sağlayamaz. Yine kaos ve demokratik direnişler gelişir. Bu arada soralım dedik. Sahi dövize endeksli TL mevduatı işi ne oldu? Merak, yoksa bu da Sayın Tatar’ın cilve tanımı içinde mi? 

YORUM EKLE

banner471

banner468