Sayın Hristodulidis’in açıklamaları ile gündeme oturan konu, Kıbrıs sorununa çözüm bulma süreci ile ilgilidir. BM Genel Sekreteri Sayın Guterres’in Temmuz ayında bir 5’li Zirve hazırlığı olduğu biliniyor. Ayrıca Sayın Guterres’in görev süresi dolmadan, Kıbrıs sorununu çözüme götürecek bir inisiyatif göstereceği ile ilgili Sayın Hristodulidis’in yaptığı açıklamalar var. Bu açıklamalara Kıbrıs’ın güneyinden gelen eleştiriler oldu. Bu eleştirilerin bir yanı, yaklaşan milletvekilliği seçimlerinde, anketlere göre kendini Cumhurbaşkanlığı seçiminde destekleyen siyasi güçlerin güç ve zemin kaybettiği gerçeğine dayanıyor. Bu nedenle şimdi Sayın Hristodulidis, isteksizce olsa bile, Kıbrıs sorununa çözüm bulma sürecinin destekçisi olduğuna yönelik mesajları vermeye gayret gösterdiğini ifade etmektedir.
Sayın Hristodulidis’in bu açıklamaları bana, rahmetli Sayın Süleyman Demirel’in, “Doğmamış çocuğa don biçilmez” sözünü hatırlattı. Yani Sayın Hristodulidis tersten bu söze sarıldı. Böylece daha doğmamış sürecin, adresi olarak kendini konumlandırdı. Bu açıklamalar, kuzeyde ve güneyde, görüşme sürecine karşı olanların hareketlenmesine yol açmaya yaradı. Yani bu süreci daha doğmadan boğmak isteyenlere zemin döşendi. Çünkü Kıbrıs Türk Toplumundaki statükocu güçler, bu açıklamalar sonrasında, sürece ve görüşmeleri destekleyen siyasi güçlere dönük alabildiğine saldırdılar. Niyet doğmadan bunu kürtajla yok etmek.
Ancak eğer güney bu yeni sürece istekli ise, öncelikle Kıbrıs Türk Toplumunu ve Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de etkisiz kılma amacı taşıyan İsrail’in, fanatik yönetimi ile gerçekleştirdiği askeri siyasi stratejik ortaklık çabasını sorgulaması lazımdır. Doğu Akdeniz hidrokarbon yatakları için başta EXXON MOBİL ve Katar Petroleum ile ayrıca TOTAL ve ENİ ile imzaladığı tek taraflı antlaşmaları da gözden geçirmelidir. Çünkü ABD, İsrail ve Fransa ile yaptığı askeri antlaşmalara güvenerek bu tek taraflı adımları ilerletmek konusu; adamızın iki yakasını ve Türkiye ile Yunanistan’ı yeni çatışma veya gerilim ortamına sokmaktadır. Bunun ilk işaretleri de Türkiye’nin Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de kara suları ve MEB için yeni yasa çalışması içine gireceği haberleri oldu. Bu bakımdan Körfez Ülkelerinin güvenlikleri için altına girdikleri ABD şemsiyesinin; İran’ın askeri saldırıları karşısında etkisizliğini gördükten sonra; güvenliği ABD ve İsrail ile Fransız askeri güçlerinin vereceği destekten medet aramaya döndürmenin yanlış olduğunu, artık bu yaşananlara da bakarak güneydekilerin görmesi gerekir. Güvenlik; demokratik hukuk devleti değerlerine sarılmakla… Hele hele kendi içinde toplumlararası sorun var ve bu sorunu karşılıklı kabul edilecek bir antlaşma ile çözme iradesi gösterilmezse, tepeden tırnağa top tüfek de olsan, güvenlik olgusunu sağlayamazsın. Gerçek güvenlik, içte ve dışta demokratik değerleri parıldatmakla gerçekleşir.
Tepeden tırnağa, top tüfek
- 21 Mayıs 2026, 09:35
- 25
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi


