banner564

Ticaret, demokratik değerler

2020 yılının son deminde dünyanın geleceğinde ciddi etkileri olacak olan üç antlaşma gerçekleşti.  İngiltere’nin AB’den anlaşmalı olarak ayrılmasını öngören “Brexit.” Türkiye ile İngiltere arasında yapılan Serbest Ticaret Antlaşması. Çin ile AB arasında 6-7 yıldır sürdürülen görüşmelerin sonucu olan Serbest Ticaret Antlaşması.
Bunlar önümüzdeki yılları, yalnız ekonomik yanı ile değil ama siyasi ilişkileri de etkileyecek antlaşmalardır. Kıta Avrupası ile Adanın, yani İngiltere’nin; “hem onunla olmaz, hem de onsuz da olmaz” diye tanımlayabileceğimiz tarihsel rekabeti, yine Brexit ile her alanda var olacak. NATO üyesi olan İngiltere; Soğuk Savaş yıllarında Doğu Bloku ile Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Orta Doğu’da dikey çelişki içinde iken; “Batı” ittifakının diğer güçleri ile de yatay çelişki içinde idi. 
Günümüz dünyasında ise üç ana, bir de yarım kutbun var olduğu gerçektir. Kutuplardan biri ABD’dir. Diğeri ikisi Çin ve Rusya’dır. Yarım Kutup ise AB’dir. Çünkü AB’nin ekonomik gücüne karşın ortak askeri ve dış politikası etkili değildir. Hatta kendi savunmasında dahi ABD’ye bağımlıdır.
 AB; ABD’deki Trump yönetiminin ticaret savaşlar gerilimini de yaşadığı için; “buçuk” olmanın zafiyetini hissetti. Brexit’in kaçınılmazlığını da gördü. Bu nedenle önce Japonya ile Serbest Ticaret Antlaşması yaptı. Sonra 6-7 yıl süren Çin- AB Serbest Ticaret Antlaşmasını Brexit’in gerçekleşmesi ile sonuçlandırdı. Trump’ın doruğa çıkarttığı Çin karşıtı politikanın da bunda etkili olduğu da açıktır.
Çin- AB Serbest Ticaret Antlaşmasının Çin’in büyük önem verdiği İpek Yolu Projesinin daha da etkili olarak ilerlemesine yol açacağı açıktır. 2020 son aylarında İstanbul’dan törenle Çin’e yola çıkan ihracat treni, bu projenin büyük bir potansiyelinin olduğunu da ortaya sermektedir.
Bu bakımdan AB’den ayrılan İngiltere ile AB üyelik sürecinde olan, ancak AB ile ciddi siyasi ve demokratik sorunları olan Türkiye’nin; Brexit’e paralel gelişen serbest ticaret antlaşması yapması, son derece önemlidir. Böylece AB ile Gümrük Birliği Antlaşması olan, fakat AB üyeliği sorunlu olan Türkiye ve AB’den ayrılan İngiltere; biri kıta Avrupası’nın bir ucunda, diğeri öteki ucunda olan iki etkili ülke arasında elbette ki siyasi yanları da olacak olan ciddi bir ekonomik bağ bu gelişmelere bağlantılı yaşayacaktır. 
Bütün bunların Doğu Akdeniz ile Kıbrıs’a ve Orta Doğu’ya dönük siyasi yanları olacaktır. Kuşkusuz bu denklemin diğer odağı Rusya’dır. Onların da etkisi bu gelişmeler içinde etken olacaktır. Bütün bunların nasıl bir ilişki ve çelişkiler taşıyacağı ise kuşkusuz ABD’de Biden Yönetiminin görevi devir alması ile şekillenecektir. Çünkü bütün bu antlaşmaların sonuçlanması ilginçtir ki ABD’de yönetim boşluğu dönemine denk geldi. Dolayısı ile bu dolunca yeni çelişkiler gelişecektir.
Bu gelişmeler Kıbrıs’ı da rüzgarına alacaktır. Türkiye- AB ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve Brexit ile meydana gelen durum, AB’nin demokratik ve insani değerler zemini ile bağlantılı ilke ve tutumunun yalnız ekonomik çıkarları öne alan kendi değerlerine dönük yabancılaşmasını daha da besleyecektir. Kendi üyeleri olan Polonya ve Macaristan’da kendi değerlerine aykırı gelişmelere gözünü kapatabilen AB, barış ve demokrasinin evrensel düzlemde nasıl savunucusu olabilir?
Bu nedenle özellikle Güney Kıbrıs’ta; AB üyeliği arkasına saklanarak, Federal Kıbrıs çözümüne dönük ayak sürçen ve Kıbrıslı Türkleri etkin partner görmeyip, AB üzerinden Türkiye’yi sıkıştırarak Kıbrıs’ta hakimiyetçi bir anlayışla sonuç alacağını zanneden zihniyet, artık bunu elli defa daha düşünüp bu tavrını değiştirmelidir. 5’li Konferans bunun için önemli bir fırsattır.
 

YORUM EKLE

banner471

banner473