“TL ve Euro Zone” içinde ve dışında

Kıbrıs sorunundaki çıkmazı yaşayan bir halk olarak, “TL Zone” içerisindeyiz. Bu nedenle Türkiye’deki ekonomik ve siyasi gelişmeleri yakından takip etmek zorundayız. Ama yalnız bununla yetinemeyiz. Aynı zamanda dünyadaki ve bölgedeki ekonomik gelişmeleri de değerlendirmeliyiz. Yani yalnızca Dikilitaş’ın etrafında biz bize diz dövemeyiz.
Bu bağlamda Türkiye’de TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon verileri önemlidir. Ancak ENAG isimli içerisinde değerli ekonomist ve akademisyenlerin yer aldığı sivil kurumun açıkladığı enflasyon verileri de ciddidir… TÜİK ile ENAG’nin açıkladığı TÜFE arasında ciddi bir fark varken; iki kuruluşun açıkladığı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) arasında çok bir fark yoktur. Bu ise bizi titretmelidir. 
Şöyle ki, TÜİK Ocak ayında TÜFE’yi, %11.10 olarak ilan etti. Yani yıllık enflasyonu %48,89 olarak resmileştirdi. Ancak ÜFE’yi; Ocak ayında %10.45 olarak ilan ederken, yıllık olarak %93.53 ilan etti.  Kısacası yıllık Tüketici Fiyat Endeksi ile Üretici Fiyat Endeksi arasında % 54,34 gibi ciddi bir fark var. Bu önümüzdeki aylarda gıda ve diğer sanayi ürünlerinin fiyatlarında ciddi bir artış olacağının ifadesidir.
Türkiye Maliye ve Hazine Bakanı Sayın Nebati, Ocak ayında enflasyonun Pik yapacağını ifade etmişti. Şimdi ise enflasyonun Nisan ayında Pik yapacağını söyledi. Zaten TÜFE ile ÜFE arasında oluşan  %54’lük fark bunu netleştiriyor. Yani önümüzdeki aylarda pahalılık daha da gelişecek. Bu nettir.
 KKTC İstatistik Kurumu ise Ocak ayı enflasyonunu %5,4 olarak ilan etti. Yani yıllık HP, %53,36 oldu. Türkiye Maliye Bakanı Nisan’da enflasyon Pik yapacak dediğine göre, önümüzdeki günler ve aylarda hele elektrik zammı da gelince Kuzey Kıbrıs’ta çok zor günlerin bizi beklediği aşikardır.
Ayrıca dünyadaki gelişmelerde iyi değil. Bir kere ABD ve Avrupa Merkez Bankası, Pandemi nedeniyle yaptığı para genişlemesi ile piyasalara sürdüğü milyarlarca lirayı geri alma tavrına gireceğini duyurdu. Bu piyasalara bir nevi dolar krizi olarak yansıyacak. Buna birde ABD Merkez Bankasının faiz artırımı eklenince zaten döviz krizi ile boğuşan ekonomimiz ve insanımız için “TL Zone” içerisinde olmamızın sorunlarına,  bu gelişmelerde negatif olarak yansıyacak. Avrupa’da enflasyonun % 5 olması nedeni ile Merkez Bankalarının faizleri artırma eğilimi içerisinde olması ve İngiltere Merkez Bankasının faizleri artırma tavrı da buna işaret etmektedir. Güney Kıbrıs’ta enflasyonun % 5 olması üzerine faizlerin değer olarak eksiye düştüğü haber ve yorumlarını okuduk. Bunlar, Euro Zone içerisinde olan Güneyin faiz artışına kendi insanını ve ekonomisini hazırlama işaretleridir. 
Buna artan petrol, hammadde fiyatları ve tedarik zincirindeki kopukluk ile artışlar da eklenince, bu dalganın üzerimize daha da büyük olarak geleceği netleşir. Bu nedenle olguları bu gerçekler temelinde ele almalıyız. Bir yandan fiili olarak “TL Zone” içindeyiz. Ama Kıbrıs sorunundaki çözümsüzlük nedeni ile ne “Euro Zone” içindeyiz ne de diğer ekonomik alanlarla resmi bağımız var. Her alanla fiili ilişkimiz ve her şeyden etkileniyoruz. Ama içinde olduğumuz ve olmadığımız “Zone”lara dönük ne sesimiz duyuluyor ne de etkimiz var. Üstelik bu temelde destek de yok. 
İşte gerçek budur. Bu gerçeğe rağmen ekonomiye, demokratik toplum yaşamımıza dönük yapmamız gerekenler vardır. Ama bir kesim her beklentiyi Türkiye’ye havale ettikçe, diğer bir kesimde her sorunun nedenini Türkiye’ye bağladıkça, düşünce dünyamızı ve siyaset alanımızı atalet içine sokuyoruz. Böylece üretmek ve çare aramak dinamiğimizi kendi elimizle hadımlaştırıyoruz.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Turkish power
Turkish power - 5 ay Önce

Akaryakıt alacak paran yok sterlin Euro muhabbetindesiniz

banner464

banner474