Toplum olabildik mi?

 2018-19 eğitim öğretim yılı yarın başlıyor. Geriye doğru, okulların yeni eğitim öğretim yılının başlangıcı olan Eylül ayı yerel medya taraması yapacak olursak, konuların değişmediğini dahası gitgide kronikleşmeye doğru ilerlediğini göreceğiz. Gidererek pahalılaşan eğitimde apayrı bir konu…
Sınırların kalktığı küreselleşen dünyada, toplumumuzun günümüzdeki gelişime uyum sağlayabilmesi ancak ve ancak eğitim yoluyla mümkündür. Bir diğer yandan planlı programlı bir eğitim sürecinin oluşabilmesi, toplumsal bir yapının varlığıyla mümkün olmaktadır. Burada sorgulanması gereken ise Kıbrıs Türk toplumunun, gerçek anlamda bir toplum yapısının oluşup oluşmadığıdır. 
Toplum bilimcilerin ifadelerine göre bir toplumun oluşabilmesi için veya toplum özelliği kazanabilmesi için bazı kriterlerin bir araya gelmesi gerekmektedir;
•    Belli bir toprak parçası (Yurt özelliği)
•    Bireylerin birlikte yaşama arzusu
•    Bireyler arasında ortak çıkarların oluşması
•    Ortak çıkarlar etrafında işbirliği
•    Süreklilik göstermesi

Önce iğneyi kendimize batıralım ve başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim. Başta Güzelyurt bölgesi olmak üzere ve halen Rum tapulu olan arazilere yurt diyebilir miyiz? Bir narenciye bölgesi olan Güzelyurt bölge insanının büyük bir bölümü Gönyeli bölgesine yani garanti gördükleri Türk arazilerine yatırım yapmışlardır.
Bireylerin birlikte yaşama arzusu ve ortak çıkarların oluşması konusunda da başarılı mıyız? Kişiye özel yapılan uygulamalar başta olmak üzere gemisini kurtaran kaptan misali bireysel hareketleri görmüyor muyuz? Çok uzaklara gitmeye gerek yok; devlet kurumunun başında olan kişi veya kişiler daha ucuz diye Baf Havalimanından, tatil amaçlı yurt dışına çıkış yapmadı mı? 
Ortak çıkarlar etrafında işbirliği içinde olduğumuzu kim söyleye bilir? Bir üniversite adası olmak için ortak çıkar oluşturmak yerine yine herkes bireysel davranarak kendi üniversitesini açmıyor mu?
Süreklilik göstere biliyor muyuz? 42 yılda nerdeyse 40 hükümet kuruldu. Süreklilik gösteren, bir biri ile örtüşen veya tamamlayan hükümet programlarımız oldu mu?
Alman sosyolog Tönnies (1855-1936), toplumlarda bireysel çıkarların ortak çıkarların önüne geçtiğinden bahsetmektedir. Tönnies’e göre topluma egemen olan “ben” duygusu; bireysel iradeye dayalı bir dayanışma, kişisel mülkiyet, moda ve geçici zevklerin ağır bastığı bir yaşam biçiminin oluşmasına neden olduğunu anlatmaktadır. Sosyolog Tönnies’in tespitleri bizlere tanıdık gelmiyor mu?
Kısacası toplumsal bir değişime ihtiyacımız olduğu noktasında hemfikir isek; toplumun değişmesi, insanların değişmesine, insanın değişmesi de sürdürülebilir bir eğitim sisteminin oluşturulmasına bağlıdır. Bilinçli, sürdürülebilir bir eğitim sistemi hemen oluşturulsa bile meyvelerini toplamak yine de zaman alacaktır. Ne istediğimizi, yaşadığımız coğrafyadaki muradımızın ne olduğunu ciddi ciddi düşünmenin ve bir ana önce eyleme geçmenin zamanıdır.
Güzel bir hafta dileklerimle, herkese iyi pazarlar.

YORUM EKLE