Tüketici Kredileri Yasası ve Faiz Yasası çıktı 

  136 sayılı ve 14. 07. 2020 tarihli Resmi Gazete’de faiz yasası beklentisini de karşılayan “Tüketici Kredileri Yasası” yayımlandı. Yasa şartları ve uygulama usulleri 12.10.2020 tarihi itibari ile yürürlüğe girecek. Söz konusu yasa tüketici kredilerini ve tüketici kredileri sözleşmesine taraf olanları kapsamaktadır. Bu bağlamda, ticari ve mesleki türde olmayan tüketici kredilerinin kredi tahsis koşullarında, kredi sözleşmelerinde, faiz oranlarında ve toplam maliyet hesabı yapılması hususlarında esaslar ve uygulama usulleri belirlenmiştir. Öncelikle, kredi tahsis edilmeden önce kâğıt üzerinde veya teslim ispatı yapılabilecek dijital ortamda ön bilgilendirme yazısı hazırlanır. Yasa gereği kredi sözleşmesinde olması gereken birçok kriteri ön bilgilendirme yazısında da bulunması şarttır. Bu çerçevede, vatandaşa bir nüshası verilecek olan gerek kredi sözleşmesinde gerekse ön bilgilendirme yazısında;
1.    Kredinin türü ve tutarı, 
2.    Sabit faiz oranı veya değişken faiz ve uygulanacak faiz marjı,
3.    Sigorta, komisyon ve benzeri her türlü ücret bilgileri,
4.    Kredi vadesi,
5.    Kredinin toplam maliyeti ve ödeme planı,
6.    Limitli kredilerde asgari üç ayda bir faiz hakkında bilgilendirme, limit artış ve azaltma koşullarını,
7.    Alınacak teminatların türü ve maliyet bilgileri,
8.    Erken ödeme koşulları ve erken ödeme tazminatını,
9.    Kredinin geri ödenmemesi durumunda varsa gecikme faizini ve yasal süreci,
10.    Kredinin feshedilmesi koşullarını, içermek zorundadır. 
Tazminat meselesi
  Tüketicinin 14 gün içerisinde sebep göstermeksizin kredi sözleşmesinden cayma hakkı bulunmaktadır. Ancak, cayması durumunda kredi tutarını 30 gün içerisinde günlük faiziyle birlikte kredi kuruluşuna devretmek zorundadır. Ayrıca, erken kapama söz konusu olduğunda bankanın alacağı masraflara da sınırlama getirilmiştir. Bu çerçevede, erken ödemede kredi vadesi bir yıldan fazla ise erken kapama komisyonu % 1, bir yıldan az ise % 0,5’i (Binde beş) aşamayacaktır. Kurulu tarafından tazminat alınması her halükarda asgari ücretin 20 katı üzerinde bir ödeme yapılmışsa talep edilecek ve kredi vadesine kalan faiz tutarını aşamayacaktır.

Kredi faizleriyle ilgili yasal uygulama
  Tüketici Kredileri Yasası’nda en önemli diğer unsur ise faizlerdir. Kredi sözleşmelerinde bankalar ve diğer kredi kullandıran kuruluşlar tüketiciye vadeli kredi sözleşmesinde sabit veya değişken faiz seçeneği sunmakla yükümlüdürler. Sabit faizde kredi sözleşmesinde belirlenen ve kabul edilen faiz oranı kredi vadesi bitinceye kadar değiştirilemez. Değişken faiz opsiyonunda ise KKTC Merkez Bankası’nın belirleyeceği referans faiz (Libor Faizi) ve kuruluşun uygulayacağı faiz marjı sözleşmeye konu edilir. Belirlenen referans faiz oranları bankaların resmi web sitesinde yayınlanır. Faizlerde değişiklik olması durumunda yeni kredi referans faiz oranı her üç ayda bir taksit vadesinde güncellenir. Faiz tüketicinin aleyhi yönünde değişmiş ise yeni faiz değişikliği sözleşme tarihinden bir yıl sonra değiştirilir. Faizlerle ilgili yapılan değişiklikler 30 gün öncesinden kredi sahibine ve kefillerine yazılı olarak ve/veya dayanıklı bir ortamda bildirilir. Değişiklik sonucunda taksit ödemelerinde meydana gelen yeni taksit tutarları da bilgilendirmeye konu edilir. 
  Cari Limitli hesaplı (Overdraft) kredilerde ise faiz piyasa koşullarına göre değişkendir ve sabit faiz uygulaması yoktur. Ancak, faiz değişikliği yine tüketiciye üç ayda bir bildirilir. Tüketici 60 gün içerisinde borcunun tamamını kapatırsa faiz artışından etkilenmez. Eğer banka veya kuruluş tahsis edilmiş limitin üzerinde kredi kullandırırsa tüketiciden belirlenen faizin haricinde ek bir ücret veya gecikme faizi alamaz. 
Hangi faiz modeli hangi koşulda seçilmeli?
  Bankaların gerek mevduat faizleri, gerek ise kredi faizleri para birimini basan merkez bankasının para politikası üzerinden şekillenir. Yani, temel olarak kullanılan TL, GBP, EURO ve USD para birimlerinin faizleri ekonomik ortamın durumuna göre değişkenlik taşımaktadır. Ekonomik koşullara dayalı olarak ekonomik göstergelere ve mali politikalara göre piyasalarda faizler inip, çıkabilir. Dolayısı ile iki faiz modeli de piyasaya bağlı faiz riskini bertaraf edemez. Bunun sebebi ise faizlerin düşmesi durumunda sabit faiz anlaşmasının zarar etmeye başlaması ve faizlerin yükselmesi senaryosunda ise değişken faiz anlaşmasının zarar yazmaya başlamasıdır. Bu yüzden kredi alınacağı zaman mevcut dönemde olduğu gibi faizler düşükse, sabit faiz anlaşması yapılması avantajlı olur. Zira, enflasyon ve kriz baskılarıyla faizlerin daha aşağı çekilmesi zordur. Türkiye Merkez Bankası enflasyonun yukarı yönlü riskleri gereği 2 aydır faizleri sabit tutmaktadır. Zaten politika faizleri % 24’lerden % 8,25’e enflasyon oranlarının bayağı altına gerilemiştir. Diğer taraftan, geçen senelerdeki yüksek faiz ortamında kredi alıyorsanız kesinlikle değişken faizli sözleşme yapmanız gerekmektedir. Keza, faizler düşerken ödeme planınızda taksit miktarlarınız da paralelinde azalacaktır. Sonuç olarak özetlememiz gerekirse düşük faiz ortamında ve/veya faizlerin yükselme beklentisi olduğu dönemde faizi sabitlemek, yüksek faiz ortamında yada faizlerin düşeceği beklentileri varken de değişken faiz anlaşması yapılması faiz riskinden korunmak ve hatta faizden fırsat karı elde etmek için önemli bir finansal araç konumuna gelmiştir.  

YORUM EKLE

banner456

banner459

banner455

banner460