Tünelin ucunda ışık yoktur

   Güzel bir ülkede yaşıyorsun, ama güzel işler göremiyorsun…

   Kısmet oldu, 44 yıl önce adanın en güzel toprakları senin oldu…
   Doğası, eski eserleri ve bozulmamış denizleriyle cennetin içinde bir yaşam sundular sana…
   İlk yıllarda “Biz yönetilmeye alıştık, yönetme tecrübemiz yok” diyerek, beceriksizliğe bahane ürettik…
   Ama yıllar geçtikçe beceriksizlikler, beceriye dönüşmedi…
   Hazır bulduğumuz sanayi ve turizm tesislerini, siyasi atamalar ve kadro şişkinliği yüzünden batırdık…
   Hava yolu şirketini “kendimiz yöneteceğiz” diyerek THY’den kopardık, sonrasında ağır borç yükü ile seferlerini sonlandırdık…
    Kuşkusuz zaman zaman ‘devalüasyon’ ve ‘yüksek faiz’ gibi Türkiye’den kaynaklanan sıkıntılarımız da oldu…
   Ama Türkiye, kaybettiklerimizin fazlasını gönderdi…
   Küçücük bir ülkede siyasetten uzak bir kamu düzeni yaratamadık…
   Deneyimli üst kademe yöneticilerini erken yaşlarda emekliye çıkardık…
  Belediyeleri,  devlet daireleri gibi istihdam yuvası yaptık ve çok büyük bir kısmını yatırım yapamaz hale getirdik…
   Yapılan bu yanlışların etkisi yıllar geçtikten sonra hissedilir duruma geldi…
   Temelsiz bir yapı üzerine kurulu ekonomimiz, TL’nin değer kaybı sonrasında buğday taneleri gibi savrulmaya başladı…
   Borç içinde yaşamaya alışmış vatandaşlar, ay sonunda taksitleri nasıl ödeyeceğini kara kara düşünürken, hükümet elle tutulur önlemler alamadı…

Sendikalar size adım attırmaz

   Bütçe harcamalarında kısıtlamaya gidilmesini öngören en önemli karar, ek mesailerin azaltılmasıydı…
   Ama hükümet onu da yapamadı…
   Yapmak istese de yapamayacağı 24 saat içinde su yüzüne çıktı…
   Bağlı bulunduğu devlet kurumuna hiç uğramadan sendikacılık yapan ve maaş çeken çok sayıda insan var…
   Bu insanlar boş saatleri doldurabilmek için en ufak bir hareket karşısında sokaklara dökülüyor, grev eylemleri ile siyasilere gözdağı veriyor…
   Hele şimdiki durum sendikaların balayı dönemidir…
   “Bizim iktidarımızda grev yasağı söz konusu olamaz” prensibiyle siyaset yapan partiler var…
   Diğer tarafta uzun yıllar gücünü sermayeden alan bir parti…
   Ve ortada salıncak gibi sallanan bir yenisi…
   Tamamen zıt görüşlerin bir araya getirilmesiyle oluşan bir siyasi yapı var karşımızda…
   Bunların en azından ‘devletin geleceği’ ve insanları ‘adaletli bir şekilde yönetilmesi’ konusunda uzlaşmalarını beklemek hakkımızdır…
  Ancak olmuyor…
   Bundan sonra da mevcut sistem içinde olmayacak…
   Çünkü her partide etkili güçler vardır…
   Onlar için ideolojilerin savunuculuğunu yapmak önceliktir…
   Onlar için devletin varlığı ve tüm kesimlere eşit hizmet anlayışı geçerli değildir…
   İşte o nedenle ‘mevcut siyasi yapı ile’ bu ülkenin ileriye gideceğini ve sorunların üstesinden geleceğini düşünmek veya buna inanarak gelecek planlamak saflıktan öte bir şeydir…

Gelecek güvencesi nedir?

   İnsanoğlu, güzel bir ülkede yaşıyor diye her Allah’ın günü üzücü, sıkıcı, korku ve endişe veren gelişmelerle yüzleşmek istemiyor…
   İnsanlar için hayatta bazı öncelikler vardır…
   Birincisi güvenlik içinde yaşamaktır…
   Güvenlik içinde yaşamı tarif ederken, sadece sınırlarımızın korunmasını ön plana çıkaramayız…
  Yaşadığımız topraklar üzerinde trafiğin güvenli olması, adli olayların ürkütücü boyutlara ulaşmaması, tüketim maddelerinde sağlıklı üretim ve sağlık hizmetlerinin sağlıklı çalışması gibi önemli kurallar vardır…
   KKTC’de maalesef bu saydıklarımızın hiçbiri yoktur…

Bizimkiler nerede?..

   Yaşadığımız çelişkileri bir bir gözümüzün önünden geçirelim…
   Okullarda din dersinin zorunlu olmasını istemeyen bir bakanlık anlayışı vardır…
   Fakat diğer yandan bu bakanlığın desteği ile 4 günlük bir dini bayram için 9 gün tatil ilan edilebiliyor…
   Cuma günü ‘ek mesailerde’ kesinti ilan eden bir yönetim, 3 gün sonra normal iş gününü resmi tatil ilan ederek, ek mesai ödenmesini teşvik ediyor…
   Bunları da geçelim…
   Bu kadar uzun süreli bir tatil ilan ediyorsunuz…
   Bakın Türkiye’nin İçişleri Bakanı, tatilin ilk günü polislerle birlikte otobüsleri denetleyerek, trafik kazalarına karşı sürücüleri uyarmaya başladı…  
   Aynı şekilde Valiler, Kaymakamlar yollarda trafik kontrollerine çıkıyorlar…
   Hava ve deniz limanlarında denetimler artırılıyor, turistik bölgeler temizleniyor…
   Bizde ise tatilin ilk günü bazı bakanlar yurt dışında tatile çıkıyor…
   Gerek devlet daireleri, gerekse belediyelerde uzun tatilin gerektirdiği hazırlıklar yapılmıyor, icraatlar sergilenmiyor…
   Kimse gücenmesin ama bu bir yönetim acemiliği, sorumluluk yetersizliğidir…
   İşte o nedenle ‘güzel günler’ gelecek diye umutlanmak için tünelin ucunda bir ışık göremiyoruz…
   Üzgünüz ama gerçek durum böyledir… 

YORUM EKLE