banner564

Türkiye ile AB anlaşamazsa ne olacak?

Kıbrıs sorunu bir kez daha gündemde ama nedeni Kıbrıslı Türkler ile Rumların bugünkü durumdan bıkmış olmaları değildir. Son günlerdeki konuşmalar ve gelişmeler gösteriyor ki; bu defaki gündem Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde oluşuyor.

Anlıyoruz ki Kıbrıslı Türkler ve Rumlar bugünkü durumdan memnundur. Zaman zaman sızlansalar bile bir çözümle ortaya çıkabilecek muhtemel seçeneklerden bugünkü durumun devam etmesinden daha fazla korkuyorlar. Durum bu olunca, Kıbrıs sorunu ancak ve ancak, dış etkenler gerektirdiği zamanlarda gündeme gelebiliyor.

2000’li yılların başında Kıbrıs sorununun ve nihayet Annan Planı’nın gündeme gelmesinin nedeni Avrupa Birliği’nin genişleme arzusuydu. De Seto, genişlemenin önündeki engelleri kaldırmaya çalışıyordu.

Şimdi, Holguin’i izliyoruz. Avrupa Birliği’nin Türkiye için bir paket hazırlaması, Türkiye’nin de bunun karşılığında Kıbrıs’ta öngörülen yeni duruma razı olması için çalışıyor. Bunun sonunda Türkiye’nin Avrupa savunma sistemine katkı koyması da mümkün olabilecek ve bölgede daha etkin bir savunma sistemi oluşacak.

Holguin, bu denklemdeki çıkarların eşitlenebilmesi için nasıl bir çözüm bulunması gerektiğini ve Türkiye’ye ne verilebileceğini araştırılıyor. Bu araştırma çerçevesinde en büyük rol Avrupa Birliği’ne düşüyormuş… Holguin, Ankara ve Atina temaslarından sonra ülkesine dönecek, Guterres’e bilgi verecek; Guterres AB liderliği ile temas edecek ve Holguin Brüksel’e giderek daha ayrıntılı araştırmalar yapacak. Türkiye alacakları konusunda tatmin edilebilirse süreç hız kazanacak ve beşli konferans toplanabilecek.

Bu arada Tufan Erhürman gibi bir cumhurbaşkanı seçtiğimiz için biz de devredeyiz. Erhürman, dört maddelik metodolojisini ısrarla gündemde tutmaya çalışıyor. Bu metodolojinin dördüncü maddesine işlev kazandırmayı başarabilirse süreç sonunda çözüme ulaşılamasa bile farklı kazançlar elde edebilme olasılığımız var.

Sürecin nasıl gelişeceğini bir yana bırakın, gelişip gelişmeyeceğini öngörmek bile oldukça zor. Kim kime muhtaçtır belli değil. Karşılıklı verilecek tavizlerin ne kadar değerli olabileceği de öngörülemiyor. Ortada hayati çıkarlar olsa bile bu çıkarların daha başka ilişkilerle korunamayacağını düşünmek saflık olur.

Her şeyin bir ikamesi mutlaka vardır! Avrupa’nın Türkiye’nin savunma kapasitesine hayati oranda ihtiyaç duyduğu söylenirken Avrupa ile ABD’nin anlaşma olasılı göz ardı ediliyor. Kim bilir daha ne kadar alternatif var… Bütün bunlar atlanacak ve Avrupa ile Türkiye’nin işbirliği kaçınılmaz hale gelecekse Kıbrıs da bundan nasibini alacak! Bu arada Avrupa savunma stratejisi farklı temellerde şekillenirse Kıbrıs’ta çözüm hayal olarak kalmaya devam edecek!

Kıbrıslılar çözüm için taviz vermeye hazır değiller; bunu konuşan da yok! Uğrunda fedakarlık yapmaya hazır olmadığınız hiçbir şey, kendiliğinden gelip sizin olamaz. Siz istemezseniz, kimse size barış veya çözüm hediye etmez; edemez!

YORUM EKLE

banner608

banner473