banner564

Türkiye ile TL Ticareti

Türkiye ile yapılan ticarette, döviz yerine TL kullanılacak olması olumlu bit adımdır. Ama bunun ülkede yaşadığımız ağır enflasyon ve pahalılığı kökten ortadan kaldıracağı söylemi yanlıştır. Bu konuya olumlu yanlarını abartmadan değinmek gerekir. Bizim toplam ithalatımız, Ticaret Dairemizin 2021 verilerine göre; 1milyar 572 milyon dolardır. Bu toplam ithalatın, 988 milyon dolarlık kısmını Türkiye’den gerçekleştiriyoruz. Yani toplam ithalatın, %63’ünü Türkiye’den gerçekleştiriyoruz.
İhracatımız ise toplam olarak 134 milyon dolardır. Hali ile genel toplamda, ithalat ve ihracat arasında, 1milyar 219 milyon dolarlık ciddi bir dış ticaret açığı var. Döviz bazında oluşan bu açığı, ise turizm gelirleri ki 800-900 milyon dolarlar arasında gelip gitmektedir. Ayni zamanda Üniversitelerden, inşaat sektöründen, Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında Güneyden alış veriş için gelenlerin harcamaları ve Güneyde çalışmaya giden insanlarımızın getirdiği ücret girdileri ve Türkiye’den gelen yardım ve kredilerin ki onlarda 100 milyon dolar dolayındadır. Bir de 20-30 milyon dolar tutan yabancı sermaye girdisi ile oluşan toplam döviz girdilerinin katkısı ile, Ödemeler Dengemizi sağlayıp;  ithalat ile ihracat arasında oluşan bu ciddi farkı kapatıyoruz. Böylece toplumu 1 cente muhtaç duruma düşürmüyoruz. 
Dolayısı ile toplam ithalatımızın, %63’lük kısmını gerçekleştirdiğimiz Türkiye’den ithalatta, dolar yerine TL kullanacak olmamız; makroekonomik temelde, Ödemeler Dengemize olumlu bir etki yapacaktır. Çünkü en azından %63’lük ithalat için piyasada döviz arama ve talep etme baskısı olmayacaktır. Ama genel sorunumuz, yani ihracatın 135 milyon dolara sıkışması problemi devam ediyor. Yani dış ticaret açığını, ihracatta sağlayacağımız bir artışla azaltma noktasında değiliz. Türkiye’ ye yaptığımız ihracat ise 134 milyon dolarlık toplam ihracatın, 63 milyon dolarlık kısmını oluşturmaktadır. Türkiye’den yaptığımız 988 milyon dolarlık ithalat yanında, 63 milyon dolarlık ihracat, sönük durmaktadır. Dolayısı ile Türkiye’ye ihracatın artması için çaba öne çıkmalıdır.
Olayın bir başka olumlu boyutu daha var. Türkiye’den yaptığımız ithalatta; gıda, alkollü ve alkolsüz içecekler, ilaç, beyaz eşya, konfeksiyon, inşaat malzemeleri ve benzeri alanlardaki ithalat oranları genel oranın çok üzerindedir. Bu kararla, özellikle döviz krizinin tetiklediği enflasyonist ortamda, bazı iş çevrelerinin bu krizi mahana bilip yaptıkları fahiş fiyat düzenlemelerini, devletin daha etkin ve “ne yapayım, döviz bu” mazeretine de bakmadan sıkı ve etkin bir denetime girmesi zeminini sağlamaktadır. Yani artık devletin hükümetinde etkin denetimden kaçma mazeretini de ortadan kaldırmaktadır. Fakat hala boşlukta olan konular vardır. İthalatta alınan tüm vergiler günlük döviz kuru üzerindendir. Şimdi devlet TL ile yapılacak ithalatta vergiyi nasıl alacak? Çünkü bu enflasyon ortamında en fazla bu işten gelir elde eden devlet oldu. Şimdi bu olanağı hepten bir yere mi bırakacak? Bu arada %37 ithalat 3. Ülkelerden ve AB den yapılmaktadır. Buralardan yapılan ithalatla Türkiye’den yapılan ithalat arasında vergi temelinde nasıl bir ortak nokta olacak? Sonuçta bunlar hep tüketiciye insana yansıyacak. Bu konularda hala hükümetin nasıl bir yol izleyeceği ile ilgili netlik yok.
Ancak bu kararın, pahalılığı hepten ortadan kaldıracağı da doğru değildir. Biz Türkiye’den yaptığımız ithalatla birlikte oranın üretimi üzerinde, oluşan enflasyonunu ve pahalılığını da ithal edeceğiz. Bu devam edecek. Üstelik bu karar, KKTC Bankalarında mevduatların %80’nin ve kredilerin %75’inin döviz cinsi olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ev, dükkan kiraları emlak ve ev değerlerinin de dövizle şekillendiği gerçeğini de ortadan kaldırmıyor. Yani olumlu noktalar olmakla birlikte esas enflasyonist baskıyı kaldırmıyor. Yaşamı ucuzlatmaya döndürmüyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Turkish power
Turkish power - 2 hafta Önce

Önce sterlinle araba ev ev kirası sterlinle kredi salakligindan vazgecin

banner582

banner471

banner581

banner473