Türkiye, ayağına bir pranga olarak takılı olan iki önemli sorunun çözümü için ciddi bir devinimle yüz yüzedir. Türkiye’de Kürt sorunun çözümü için başlayan “Terörsüz Türkiye” süreci için ihtiyaç duyulan yasal zemin, TBMM’de belli bir meyve verdi. Komisyondan geçen yasa, TBMM Genel Kurul aşamasına geldi. Fakat Türkiye iç siyasetinde kuşkuya, gerilime ve tartışmaya da yol açtı. Ancak TBMM’deki siyasi partilerin çoğunlukla ortak davranış niyetini devam ettirmesi değerlidir.
Kürt sorunun aşılması ve iç barışın gelişmesi için bu adımlar atılırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres de görev süresinin sona ermesine yakın zaman kala, Kıbrıs sorunun çözümüne dönük yeni ve ciddi girişimleri gündeme getirdi. Bu nedenle önemli sorunların çözüm dinamiğinde ikisi bir arada oldu. Dolayısı ile Türkiye’de erkte ve muhalefette olan güçlere önemli bir ağırlık yüklendi. Zira, Kürt sorunun çözüm niyetine dönük başlayan sürece kuşku ve karşıtlıkla bakan kimi muhalif çevreler, Türkiye Hükümetine Kıbrıs üzerinden de “satıyor” edebiyatı ile yüklenmeyi tercih ediyor. Bu bakımdan Türkiye’nin erk sahiplerinin, bu iki sorunun çözüm dinamiğine dönük olarak bir zaman çizelgesi içinde istekli ama “temkinli” davranış içinde olması, anlaşılabilir bir husustur. Ancak bu durum, Kürt ve Kıbrıs sorunlarının çözümsüz kalarak, Türkiye’nin ayağında pranga gibi kalmasını isteyen iç ve dış kimi odakların da istismarına açıktır. Çünkü Türkiye, Kürt sorunu nedeni ile yalnızca on binlerce insanını kaybetmedi. Ayrıca milyarlarca dolar da bu çatışma ortamı için harcandı. Aynı zamanda bu sorun, içte kurumsallaşma ve demokratik siyasi birliği hukuk devleti temelinde geliştirme noktasında da ciddi fren görevi gördü. Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğü ise Avrupa Birliği başta olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı dahil Türkiye’nin siyasal açılımlarına da darbe vurmuştur. Hali ile bu başta Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde Türkiye’yi dışlamak isteyen güçlerin de kullandığı bir konu olmuştur. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında yapılan ortak Savunma Antlaşmasının tam da bu iki sorunun çözüm dinamiğinin geliştiği bir dönemde gerçekleşmesi bu nedenle önemlidir. Düşünün ki Suudi Arabistan Girit’teki Souda Hava Üssü Merkezli, Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunanistan savaş uçakları ile askeri tatbikatlar yapmıştı. Yani Kıbrıs sorunu üzerinden, Doğu Akdeniz’den Türkiye’yi dışlamak isteyen tüm odakları bu sorun ortak davranışa itmişti. Başta İsrail’in faşist hükümeti olmak üzere, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının bağnaz ve fanatik güçleri buna sığındı. Şimdi Kürt ve Kıbrıs sorunlarının çözüm dinamiklerinin gelişmesi devinimine; Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye Ortak Savunma Antlaşması olumlu bir ortam sağlayabilir. Çünkü Kıbrıs’ta statükonun devamı Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de zehirli ortama yol açtığı gibi, çözümü de etkili oksijen salımı yapar. Çünkü diplomasinin öne çıkmasını getirir.
Bu nedenle bizde ve Güney Kıbrıs’ta çok farklı niyetlerle gündeme, tam da bu günlerde taşınan ‘Türkiye, Kıbrıs sorunun çözüm dinamiğinde isteksizdir’ ifadesine; Kürt sorunun aşılmasına dönük çabalara, Türkiye’nin içinde dar milliyetçi reflekslerle isteksizlik yaratmaya yönelik söylemler benzeri paralellik görüyorum. Üstelik bu iki sorunun çözüm deviniminin, başka önemli konulara da katkısı vardır. Bunlardan biri, AB - Türkiye ilişkilerinin yumuşaması ve üyelik hedefi ile de gelişmesidir. Diğeri Kıbrıs sorunun BM Parametreleri temelinde çözüm dinamiğinin gelişmesi ile Kıbrıs Türk Toplumunun da AB ve dünya ile ilişkisinin izolasyonların barikat ve duvarlarını aşarak gelişmesidir. Bunların Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkileri de yumuşatacağı açıktır. Baksanıza Türkiye - Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki antlaşma ilan edilir edilmez, İsrail’in faşist yönetimi, kendi basınına İran’a dönük bombalama yapacağı haberleri servis ettirdi. Zira diplomatik çabayı darbeleyecek olan çatışma ve gerilim yaratmaktır. Çünkü Kürt ve Kıbrıs sorunlarının çözümsüz olarak Türkiye’nin ayağına pranga olarak bağlı kalması, en fazla İsrail’in faşist ve bağnaz güçlerinin işine gelir. Sonuç olarak bu sorunların aşılma sürecinde, Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumunun barışçı güçleri, iç politik gailelerin ötesinde bu olaylara ve gelişmelere bakmalıdır.
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan
- 10 Ağustos 2026, 09:35
- 30
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi


