banner564

Üç silahşörler ve Sayın Güler

“Kıbrıs Cumhuriyeti”, İsrail ve Yunanistan arasında üçlü zirve gerçekleşti. Bu zirve ile ilgili gerek “Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gerekse Türkiye’den açıklamalar geldi… Kıbrıs’ın “Hükümet Sözcüsü” Sayın Letym-biotis yazılı açıklamasında, 7 Ekim olaylarının üzerinden iki yıl geçtikten sonra, bu zirvenin gerçekleşmesinin önemli olduğunu vurguladı... Peki bu zirve, neden önemli oldu? Çünkü 7 Ekim olayları sonrasında İsrail’in faşist Netanyahu liderliğindeki hükümeti, dünya halkları tarafından lanetlendi. İsveç, Slovenya, İrlanda, Portekiz , İspanya,  Fransa, Belçika, Malta, Portekiz, Bulgaristan, Romanya, Macaristan gibi AB üyesi; İngiltere,  Kanada, Norveç, gibi  AB üyesi  olmayan etkili  Batı ülkeleri de bu soykırımcı tavra tepki içinde, Filistin Devletini tanıdı. Böylece Filistin Devletini tanıyan BM’ye üye ülke sayısı 157 oldu. Bu kendini savaşın galibi olarak gören Netanyahu yönetiminin aldığı en büyük yenilgidir. İşte bu nedenle “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü” Sayın Letymbiotis’in açıklamasında yer alan 7 Ekim olaylarından iki yıl sonra gerçekleşen bu zirve ile Netanyahu Hüküme-tine sağlamaya çalıştığı güzelleme mide bulandırıcıdır. Peki bu güzellemeyi besleyen Kıbrıs sorunu bağlamındaki etken nedir? Netanyahu hükümeti Filistin sorununa çözümü öngören BM kararlarına karşıdır. Sayın Hristodulidis Yönetimi de, Kıbrıs Sorununa çözümü; Siyasi Eşitlik ve Dönüşümlü Başkanlık temelinde öngören BM kararlarına karşı da sıcak değildir. Ancak yalnız bunlar mı? Kıbrıs’ın Kuzeyinde Tahsin Ertuğruloğlu ve UBP, YDP sözcüleri de Netanyahu gibi, BM Kararlarını eskimiş bul-maktadır. Bu nedenle Netanyahu’nun BM Kararı olan İki Devletli Çözümü reddettiği gibi, bunlarda Eski Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’nun imzaladığı ve Türkiye’nin desteklediği 2014 Ortak Belgesinde ifade edilen BM Parametreleri temelinde; İki Bölgeli, İki Toplumlu, İki Kurucu Devlete, Siyasi Eşitlik temelinde dayanan; Tek Egemenliği, Tek Uluslararası Temsiliyeti ve Tek Vatandaşlığı olacak olan Federal Kıbrıs çözümüne de karşıdırlar. Bu nedenle bunların da tümü, “gündüz kahvede kavga eden ama gece birlikte hırsızlığa giden” göz bağcı açıkgözlere benzer. 
 Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler; İsrail, Yunanistan, Kıbrıs arasındaki bu askeri, siyasi, ekonomik işbirliğinin Türkiye için bir tehdit oluşturmadığını ve Ankara’nın da çeşitli savunma anlaşmaları imzaladığını söyledi. Doğru. Ama bu adım, Kıbrıs Sorunu çözülmediği için adanın eşit Kurucu Ortağı olan ve çözümsüzlükten ötürü yok sayılan Kıbrıs Türk Toplumunun aleyhinedir. Yani Sayın Yaşar Güler gibi bunu olağan kabul edemeyiz. Bu bakımdan bir an evvel, Eski Cumhurbakanı Sayın Eroğlu’nun imzaladığı ve Türkiye’nin desteklediği, Ortak Belgede ifade edilen, Federal Çözümün gerçekleşmesinin Kıbrıs Türk Toplumu ve Türkiye için de önemli olgu olduğuna inanıyorum.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
arif kilicer
arif kilicer - 2 ay Önce

olmadi sayin Soyer. yine bilemediniz. gecmize mazi derler. iki ayagimizin uzerinde biz kendimiz duracagi. selamlar

Turkish Power
Turkish Power - 2 ay Önce

Dünyadan bihaber siyastten tarihten bihaber rüya aleöinde gezen aklı tutulmuş köhne siyasetci kafası geçme kerbala löprüsünden ürkütürsün vakvakları gerisini de sen anla çakma siyasetci

banner471

banner474