Tarihte görülmemiş bütçe açığı, iç borçlanma ve gıda enflasyonu. Tarihte yaşamadığımız sayıda uyuşturucu davası, kurşunlama, suikast yapmak için memlekete giren tetikçiler olayları. Meclis görüşmelerinde bir gerçek daha ortaya çıktı. Binlerce insan mahkeme kararıyla, teminata bağlı yaşamaya çalışıyor. Bu sayı binlerce insana ulaştı. Bu o kadar ağır bir sorun oldu ki Meclis, Savcılık, Polis bu soruna kısmi çare için yasa değişikliği yapmaya çalışıyor. Peki ekonomide sosyal yaşamda, tarihte olmayanları yaşarken; başka hangi temel konularda da çok partili siyasi yaşamda görmediklerimizi yaşıyoruz? Bunlardan biri demokrasi ve hukuk devleti değerleridir. Diğeri ise Kıbrıs sorunu ile ilgilidir. Çünkü tarihte ilk kez ülke, yasalarla değil, Yasa Gücünde Kararnamelerle yönetilmeye çalışıldı. Bu öyle bir hale geldi ki en nihayetinde; KKTC Yüksek Mahkemesi, 400 civarındaki YGK iptal ederek buna dur dedi. Yani ekonominin ve demokratik hukuk devleti değerlerinin bozulmasının at başı gitmesinin tesadüfi hali yoktur.
Üstelik bunlara bağlı olarak, aynı zamanda tarihte ilk kez, Kıbrıs sorununda da karşılıklı kabul edilecek bir çözüm için BM temelli görüşme sürecinde, 7 yıldır tık yok. Yani o da durdu. Peki demokrasi ve hukuk devleti değerlerinden sapmak ve BM Parametreleri temelinde çözüm arayışlarının durması nedeniyle, ilk kez mi ekonomik demokratik sorunlar yaşandı? Hayır. 12 Mart Faşist Darbesi ile 12 Eylül Faşist darbesi dönemlerinden de bunlar yaşandı. En ilginci, 1990 ve 1998’de oldu. 1990 seçimlerinde müdahalelerle 50 kişilik Meclis’te, 45 sandalyelik bir çoğunluk kuran UBP; önce kendi içinde bölündü. Arkasından da memleketi yönetemez hale döndü. Erken seçime gitmek zorunda kaldı. Bu dönem bize, yalnız demokrasi ve ekonomi bakımından kaybettirmedi. Aynı zamanda 1990’da “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin AB’ye üyelik başvurusu ile gelişen süreci de iç karmaşa nedeni ile gözden kaçırdık. 1998 ise, “artık toplumlararası görüşmeler yok, devletten devlete görüşme olacak, bunun için Federasyon yok, Konfederasyon var” denilerek Kıbrıs sorununda ray değişikliği ilan edildi. Bundan sonra, yaşadığımız yıkım ise meşhur bankalar krizidir. Tam bir kaos hali oluştu.
Peki Kıbrıs sorunu, demokratik değerler ve ekonominin birlikte olumlu bir şekilde yaşandığı dönemler yok mu? Evet var. 2001 sonundan başlayıp, 24 Nisan 2004 Referandumundan sonra doruğa çıkan; ekonomi, demokrasi ve Kıbrıs sorunu bağlamında toplumun yaşadığı olumlu süreçler, bunun en önemli örneğidir. 2011 yılına kadar devam eden bu süreç; turizm, inşaat, sanayi, ticaret, tarım sektörlerindeki ciddi gelişmeleri bize yaşattı. Enflasyonun düşüklüğü ile demokratik değerlerde oluşan ilerlemeler, en bariz yaşanan gerçeklerdir. Aynı zamanda ekonomide, kişi başına düşen milli gelir; 4 bin dolardan, 15 bin doları aştı. Hala daha da geldiğimiz o orta gelir aşamasındayız. Buna saplanıp kaldık. Çünkü demokrasi, hukuk devleti değerleri ile Kıbrıs sorununda önce durgunluk, sonra gerileme başladı. Kim ne isterse desin; ekonomik ve demokratik hukuk devleti değerlerindeki gelişme ile Kıbrıs sorunun çözüm dinamiğindeki deviniminin olumluluğu ve ahengi olumlu etkiyi. Bozulması da kriz ve sorunların artmasını getirir. Daima üçü bir yerdedir. Biri ile olmaz.
Üçü birden; biri olmaz
- 07 Mayıs 2026, 09:40
- 21
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi


