banner564

Ucuz et, pahalı mal

  “Ucuz mal kullanacak kadar zengin değilim” sözünün bir İngiliz deyişi olduğu söylenir.
Bu derinliği olan söz, yaşamın her alanını kapsar. Siyasette güncelin içinde karşıtını yok etmek, kendine yol açmak için kullanılan popülist yaklaşımlar, yüzeysel suçlamalar veya derinliği olmayan çıkış yolları önermenin yol açtığı çıkmazları sıklıkla yaşadık. 
Siyasette de eleştiri ve önermede ucuzluktan kaçınmak ve inadına kaliteli olmak gerekir. 
Son günlerde yaşadığımız iki örneği ele almak isterim.
Biri Başpiskopos Sayın Hristomos'un ifadeleridir. O Kuzeye geçen, dolaşan, alış veriş yapan Kıbrıslı Rumları bundan caydırmak için ilkel bir yaklaşım sergiledi. Onlara “Türklerin seks partneri“ dedi. Çok ilkel bir ifade ile iki toplumun insani ilişkileri geliştirmesini engellemek istedi Başpapaz.
Ancak aynı basit tavrı maalesef UBP Genel Başkanı Sayın Tatar da yaptı. Oda 1 Mayıs’ta marketlerin kapalı olması kararını alan Çalışma Bakanlığını ve hükümeti eleştirecek diye şu mantığa sarıldı. 
“Bu karar insanlarımızı Güneye yollamak demektir” deyi verdi. 
Kuzeyde ve Güneyde kendi görüşünü ifade etmek yerine, düşman ve öteki gördüğü toplum üzerinden, kendi toplumunun içinde siyaset yapmak, farklılıkları bu temelde suçlamak ve ilkel popülist psikoloji üzerinden taraftar toplamak hala geçerli akçe sayılmaktadır.
Yani ucuz malın kısa sürede bozulup, tamir parası ya da yeni bir başka eşya almak zorunda kalınıp, pahalıya gelmesi gibi, siyasette de bu ucuzluk, toplumlara çok pahalı gelen yaşamın her alanındaki statükoyu beslemekten başka bir sonuç getirmiyor. 
Kısacası siyasette, “Ben veya biz iyi; o veya onlar kötü” mantığına dayalı olarak, taraftar toplamaya, bunu da kamplaşma ve cepheleşmeye yol açarak, bin bir çeşit suçlama eşliğinde,  vur abalıya yapmak ucuz, ama topluma çok pahalıya mal olan bir usuldür. 
Bu ucuz yol, medya kampanyası ve oluşan ortama göre size kısa vadede fayda sağlayabilir. Ancak bu ucuz yol sizi ve toplumunuzu selamete götürmez. Bunun sayısız örneğini biz Kıbrıs’ta yaşadık.
Ancak tüm yaşadıklarımıza karşın hala, siyasette ucuz yol kullanılmaya çalışılmaktadır. Yani ucuz çakma eşya kullanmak gibi siyasette bu hala geçerli sayılmaktadır. Bunun acısı yine yaşanacaktır.
Siyasi alanda ucuz, ilkel yaklaşımlara dayanarak cepheleşme, kamplaşma çabalarına girenlere tepki duyanlar, eğer aynı ucuz yolu tutarsa, gerçekte el birliği ile faşizmi veya otoriterliği beslersiniz.
Çünkü faşizm ve otoriterlik popülizme sarılır. Siz ona karşı olarak eğer, bir başka tez için bu kez onun popülizmini öne çıkartırsanız;  o ilkel yanı beslersiniz. Yani eleştirdiklerinizden bir farkınız olmaz. 
Bu nedenle eleştiri, karşıt gördüğünüzü tertiplemek, onu maf etmek üzerine dayanmamalıdır. Eleştiri yanlış gördüğünüzü uygun üslupla ele almak ve karşıt olduğunuzun kendi değerlendirmesini kendine dair yapmasını teşvik etmek, onu düşündürmek üzerine konumlanmalıdır.
Bu gerçekte, siyasette ilkeli duruşu, düşünceyi,  insani ve demokratik olanı besleyecek olandır. 
Artık toplum içinde ve toplumlararası ilişkide kalitesi yüksek siyasete katkı koymak gerekir.
İngiliz deyişi ile başladık, bizden bir deyişle bitirelim. “Ucuz etin yahnisi, pahalı olur.” 

YORUM EKLE

banner471

banner472