Ülkenin derdi ek mesailer değildir

   KKTC’nin göbekten bağlı olduğu Anavatan Türkiye çok ciddi ve kritik bir süreçten geçiyor…

   Amerika ile ilişkiler kötüye gidiyor…
   Suriye konusu çok tehlikeli boyutlara ulaştı…
   İdlib’de muhaliflere yönelik saldırının başlaması halinde, yüz binlerce silahlı insanın Türkiye’den başka sığınacak yeri yoktur…
   Böylesi bir gelişmenin ekonomik, sosyal, kültürel ve güvenlik açısından yaratacağı sıkıntıları düşünmek dahi insanı rahatsız ediyor…
   Bir başka korkulu bekleyiş de deprem beklentisidir…
   AFAD Başkanı, geçtiğimiz hafta içinde iki kez açıklama yaparak, Marmara ve diğer bazı bölgelerde 7 şiddetinde deprem beklentisi olduğunu söyledi…
   Bunun dışında 2 metre yüksekliğinde Tsunami uyarısı yaptı…
   Peki ne zaman?..
   Tarih veremeyeceğini söylemekle birlikte, yakın bir gelecekten söz etti…
   Böylesi bir durumda sadece Marmara’da on binlerce can kaybının olacağına, milyonlarca insanın evsiz kalacağına dikkat çekti…
   Ekonomik gelişmelere de bir göz atalım…
   Bir yandan dış politikada yaşanan olumsuz gelişmeler, diğer yandan Uluslararası Derecelendirme Kuruluşu Moody’s’in, önceki gün Türkiye’deki 20 bankanın notunu düşürmesi dikkat çekicidir…
   Yapılan açıklama sonrasında Dolar kuru dün 6,5; Euro kuru 7,5, Sterlin kuru da 8,4 seviyelerini gördü…
   Kuşkusuz dövizdeki yükseliş, akaryakıt başta olmak üzere hemen her şeyin zamlanası, üretimde krizlerin yaşanması, piyasanın istikrarsız bir seyir izlemesi demektir… 

Kıbrıs’a bakalım

   Türkiye’de yaşanan olumsuz gelişmeler Kuzey Kıbrıs’ı fazlasıyla etkiliyor…
   Bunu kabul etmek lazım…
   Fakat böylesi ağır bir kriz ortamında hepimize düşen sorumluluklar vardır…
   Dövizin yükselmesi ve buna bağlı olarak dar ve sabit gelirli vatandaşların borç ödemelerinde sıkıntıya düşmesi, hatta zorunlu tüketim maddesi alamayacak duruma gelmesi karşısında çare üretmek siyasilerin görevidir…
   Bazı bütçe harcamalarında kesintiye gidilmemesi halinde, büyük mağduriyet çeken insanlara kaynak ayırmak mümkün değildir…
   Hükümetin bu düşünceden hareketle ek mesailerde kesintiye gitmesi alınabilecek önlemlerden sadece bir tanesidir…
   Ne var ki; böylesi bir karar alırken, eyleme gidilmesi halinde ne tür tedbirlerin uygulamaya geçirileceği konusunda herhangi bir hazırlığın yapılmaması düşündürücüdür…
   İçinde bulunduğumuz kriz ortamı; kimin ek mesaiden ne kadar fazla para alacağını tartışmaya ve buna bağlı eylemlerle kaosun üzerine kaos eklenmesine izin vermeyecek kadar büyüktür…
   Hayatta kalma mücadelesi verdiğimiz unutulmamalıdır…
   Ayrıca, yakında başlayacak müzakere sürecinde, terör örgütü ELAM’ın istediği gibi ‘teslim olacak’ bir duruma düşmemek için kişisel çıkarları ve eski alışkanlıkları bir kenara bırakmalıyız…
   Tıpkı Rumların 5 yıl önce banka iflasları sonrasında yaptığı gibi…

YORUM EKLE