Bölgemizdeki savaş nedeniyle insanların endişeli olması gayet normaldir…
Tehlikeli durumlarda “acaba bu savaş bize de yansır mı?” sorusunu sormak ve yanıt aramak da normaldir…
Çünkü; savaş dönemlerinde ister istemez ekonomiler de etkileniyor…
Özellikle petrol fiyatlarının yükselmesi durumunda pahalılık daha da artar, geçim daha da zorlaşır…
Elbette bunları konuşmalıyız…
Ancak; moral çöküntüsü yaşamadan, düzlüğe nasıl çıkabileceğimizi de konuşmalıyız…
İran savaşının ilk üç gününde kamera karşısına geçip konuşan esnafın söylediklerinden başlayalım…
Ne diyor esnaf?..
“Turist sayısı yok denecek kadar azaldığı için işlerimiz durma noktasına geldi…”
Mesajın içeriğini iyi okumalıyız…
Turist gelmezse, bu ülkede hemen tüm sektörler krize girer…
Turist geldiği zaman sadece otellere değil, çarşıya da para akar…
Esnaf ürününü pazarlama şansı elde eder…
Etinden, balığından, tavuğundan, sebze ve meyvesinden tutun, otellerin tüm ihtiyaçları yerli üretici veya ithalatçıdan karşılanıyor…
Onlar da otellere satış yaptıkça, personel maaşlarını ödeyebiliyor, sosyal yatırımlarını yapabiliyor…
Sosyal Sigorta dairesindeki rakamlara bakalım…
Prim ödeyenlerin yüzde 55’ini çalışma izinliler oluşturuyor…
Bunların ezici bir çoğunluğu otellerde çalışanlardır…
Yani turizm iyi gitmediği zaman, Sosyal Sigorta dairesinin emekli maaşı ödemesi dahi imkansız hale gelir…
Bunlar zincirin halkalarıdır…
O yüzden turizmin önemini anlamak ve ülkemize daha çok turistin gelmesi için çalışmak zorundayız…
Turistler gittikleri ülkenin yollarına, temizliğine, trafik düzenine, güvenliğine ve fiyatlara önem verir…
Ülkenizi ucuzlattığınız sürece rekabet şansını artırır, daha çok turist çekersiniz…
Çevreyi temiz tuttuğunuz takdirde gelenler bir daha gelmek ister…
Bu konuda Çevre dairesinin yanı sıra yerel yönetimlerin ciddi sorumlulukları vardır…
Yerel yönetimler çevre temizliğine, yeşillendirmeye ve aydınlatmaya önem vermelidir…
Turizm sektöründeki kurum ve kuruluşlarla istişare halinde eksikler giderilmelidir…
Ve ambargolardan şikayet ederken, Türkiye’nin, diğer tüm konularda olduğu gibi turizmde en büyük destekçimiz olduğunu unutmamalıyız…
Yılda bir milyonu aşkın Türk turist, KKTC ekonomisi için çok büyük bir kazançtır…
Kazancı artırmak için üzerimize düşenleri yapmalıyız…



Turizm Adası Kıbrıs’a 4 Milyon üzeri Avrupalı Turist ağırlayan Güney Kıbrıs Kıbrıs Cumhuriyeti 5 Milyor Avrupalı Turist ağırlamayı hedeflemektedir ‘ KKTCye ise Türkiye’den birkaç geceliğine Çoğu Gazinolu Kumarhaneli otellerimize gelen bir Milyon Turist ile de MaşAllah deyip Seviniyoruz ! KKTCye gelenlerin diğerleri ise Afrikalı Asyalı Tacikistanlı iş arayanlar ve Tetikçiler Kaçaklar ile meteliksiz Yolcular olduğunu bilmeyenimiz mi var yani ! Dere yataklarından Sahillere kadar betonlaşmış Doğası yok olmuş Dağları oyulmuş KKTCnin gerçekten Çevre Dairesi varmidir yani ? Çevremizi Temiz tutup Yeşillendirecek Parklar Yürüyüş İmkanları sağlayacak Güvenli Yolları Kaldırımları ve yeterli Altyapısı ile KKTCyi karanlıklardan kurtaracak Çevre Dairemiz varmıdır Acaba acaba ! Ülkemizi her geçen gün en kötü yakıtlarla zehirleyen Kanser saçan Çağdışı Filtresiz Teknecik ile KKTCye hangi Avrupalı Turist gelmek istesin ki ! Bu gerçeklerin arkasına saklanıp niye Turizm Fuarlarına gidip de paralar harcıyoruz ki ? Öncelikle veremhaneye dönmüş Sanayi dediğimiz tesislerimizi Altyapısızlıltan Çevremize döktüğümüz Lağım Sularımızı Köstebek yuvasına dönmüş yollarımızı yapıp Çevremizi Temizleyip de KKTCyi Avrupa’nın en Pahalı Ülkesi olmaktan kurtarmamız gerekmiyor mu yani ?