Umudumuz seçimler sonrası mali reformlarda

   Moody's’in 8 Mart 2018 tarihinde Türkiye'nin kredi notunu "Ba1"den "Ba2"ye düşürmesini müteakip finansal göstergeler ve piyasalar olumsuz etkilendi. Kredi notunun aşağı çekilmesinde, Türkiye'nin not görünümünün geçen yıl "negatif"e çevrilmesinde rol oynayan iki temel gelişmenin belirleyici olduğu kaydedilen açıklamada, bunlar özetle "kurumların direncindeki süregelen kayıp" ve "dış şok riskinin yüksek borç ve siyasi riskler nedeniyle artması" olarak sıralandı. Akabinde ülke risk primi sert şekilde artış yaşayarak 245,93 puana yükseldi. Buna ek olarak, ABD politika faizlerinin artması ve uzun vadeli devlet tahvillerinin faizlerinin %3’ün üzerine çıkması doların değerlenmesine ve gelişmekte olan ülkelerden sıcak para çıkışlarına sebep oldu. Bu bağlamda, not indiriminden günümüze kadar olan yaklaşık 2 aylık zaman zarfında yabancıların portföyünde bulunan 85 Milyar Dolarlık hisse senedi ve devlet içi borçlanma senedi portföyünden 15 Milyar dolar çıktı. İkinci olarak, kurlarda yeni rekorlar kırılırken, USD ve EURO ağırlıklı sepet kur 8 Mayıs’ta 4,72’ye yükselerek yeni zirveyi gördü. Diğer taraftan, Borsa İstanbul endeksi 116.567 puandan hızla gerileme yaşayarak performans rekoru olan 100.000 bandının altına geriledi.  
    Borsaların volatilite endeksi olarak takip edilen VIX endeksi piyasalardaki korkuyu ve belirsizliklerin izlendiği bir ölçek göstergedir. Bu bağlamda bahse konu endeks iki buçuk yıl sonra en yüksek seviyesine çıkarak şubat başında 37,32 puana yükselmişti. İleri ki dönemlerde endeks normal düzey seviyelerine doğru inse de borsalar yılbaşında yaşanan kayıplarını hala telafi edemedi.
   Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 26 Nisan 2018 tarihinde faiz koridorunun üst bandında 75 baz puanlık artırıma giderek geç likidite faizlerini % 13,50’ye yükseltti. Ayrıca pazartesi günü rezerv opsiyon mekanizması kapsamında döviz imkan oranı üst sınırını yüzde 55'ten yüzde 45'e çektiğini açıkladı. Söz konusu değişiklik ile piyasadan 6.4 milyar TL'lik likiditenin çekileceğini ve 2.2 milyar dolarlık dövizin bankaların kullanımına sunulacağı açıklandı. Çarşamba günü döviz depo ihalesinde miktarı 1.25 milyar dolardan 1.50 milyar dolara yükselttiğini açıkladı. Ancak, Merkez Bankası’nın müdahalesi dövizin tansiyonunun düşürülmesine yine kâfi gelmedi. 
   Türkiye bankacılık sektöründeki mevduatların döviz dağılımı 2012 sonrası toplam mevduatların % 34,56’sını oluştururken Mayıs ayında bu rasyo % 47,26’ya yükseldi. Dolayısıyla, yurt içinde bulunan nakit pozisyonunda dolarizasyon yaşanmaya devam ettiği gözlemleniyor. Türkiye’nin kamu borcunun ve özel sektörün yabancı para cinsinden kredi borcunun yükselmesiyle birlikte dövize olan talep artmaya devam ederken, kredi notunda aşağı yönlü baskı oluşturuyor. 

   

   
   

2017 yıl sonuda Türk hisseler ve tahviller piyasalarında yabancı sermaye yatırımları 86,3 Milyar seviyelerine yükselmişti. 04.05.2018 tarihi itibariyle yabancı yatırımlar 70.8 Milyar USD’ye gerilemiş ve böylelikle döviz likiditesi azalma kaydederken, borsada da değer kayıpları meydana gelmiş ve borsa değeri % 13,85 oranında azalarak 99.364 bandına gerilemiştir. Yapılan yabancı yatırımların % 58,61’inin hisse senetlerine, % 40,14’ünün DİBS’lere ve sadece % 1,25’inin özel sektör tahvillerine yapıldığı gözlemlenmiştir.
   Türkiye satın alma yöneticileri endeksi (PMI) Nisan 2018 döneminde azalma kaydederek 51,80’den 48,90 bandına gerilemiştir. PMI ülkelerin büyüme tahminlerini en iyi şekilde açıklayabilen bir endekstir. Aynı zamanda satın alma yöneticilerinin, mal ve hizmet satın alma eğilimlerini inceleyen bir göstergedir. PMI’ın 50’nin üstünde olması ekonomide büyüme beklentisi olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. 
   24 Haziran 2018’de yapılacak olan erken genel seçimlerle Cumhurbaşkanlığı sistemi otomatikman devreye girmiş olacak. Merkez Bankası’nın yapmış olduğu müdahalelerin yetersiz kaldığı aşikarken, piyasaları rahatlatacak en büyük gelişme erken seçim sonuçlarından çıkacak istikrarlı bir hükümetin mali reformlara odaklanması olacaktır. Zira uluslararası konjenktür, global faizlerin artması ile alehimize çalışırken, ülke içi dinamiklerde üstün bir performans sergilenmesi elzem bir hal almıştır. 
   Tüm okurlara iyi haftalar ve hayırlı işler dilerim.  

YORUM EKLE