Uyanık olmalıyız

  Kıbrıs’ın en eski şirketlerinden birini yöneten iki kardeş vardı...
  O kardeşlerden birini geçtiğimiz yıl içinde kaybettik...
  Ölümünden 5-6 yıl önce bir karşılaşma sırasında 1974 öncesindeki bir anısını anlatmıştı...
  Birlikte okuyalım:
 “Kıbrıs’ta Barış Harekâtı öncesi ekonomi çok büyük ölçüde Rumların elindeydi... Köylerimizde üretilen sebze ve meyveler dahi düşük fiyatlarla Rum tüccarlara teslim edilir, onlar da iyi kar koyarak bunları İngiltere’ye ihraç ederdi... Bizim tek ucuz ithal ürünümüz şekerdi. Türkiye’den getirdiğimiz şekeri Rumlara da satardık. Bir gün bizden şeker alan Rum tüccarın, bunu yüzde 10 daha düşük fiyata Türk bakkallarına sattığını öğrendik. O  Rum’a ‘zararına nasıl ve niçin satış yaparsın’ diye sorduğumuzda bize ‘ben 200 çeşit mal getiririm varsın bir tanesinden zarar edeyim, diğerlerinden nasıl olsa kazanırım. Önemli olan sizin elinizdeki tek ürünü de almak ve tüm Türkleri bizim şirkete bağlamaktır...”
  Burada anlaşılmayan bir durum var mı?..
  Adam “Sizi batırmak için zararı da göze alıyorum” diyor...
  Tıpkı şu anda et konusunda yaşadıklarımız gibi...
  Bazı Rum marketlerin kasap reyonlarında Türkler görev yapıyor...
  Dolayısıyla ‘dil sorunu’ da yaşanmıyor...
  Normalde kuzu eti yanında kuyruk satışı yapmayan Rumlar, Türk kasapları kullanarak bu sorunu da ortadan kaldırıyor...
  Kuzeyde kilosu 70, hatta 80 lira olan kuzu etini Rum marketleri 40-45 TL’ye satıyor...
  Bizim taraftakiler ise yıllardan beri bu durumu seyrediyor...
  Tarım bakanlığına getirilenler işi öğreninceye kadar görevden gittiği için hiçbir konuda önlem alınamıyor...
  Hayvancı yem fiyatlarının pahalı oluşundan ve hastalıklardan yakınıyor, kar etmediğini söylüyor...
  Kasaplar ise fahiş kar iddiasını reddediyor...
  Dolayısıyla Kıbrıs adasının kuzeyinde et fiyatları, güneydekine oranla iki katına çıkıyor...
 
Kuzeyi ucuzlatmak zor değil

  Bizdekiler bugün oldu hala hiç olmazsa Türkiye’den ithal edilen ürünler için sıfır gümrük uygulamasını başlatamıyor...
  Rumlar AB üyesi ülkelerden sıfır gümrükle ithal ettiklerini, kuzeyden daha ucuza satıyor...
  Modern alış-veriş merkezlerinde, klimalı ortamlarda alış-veriş yapmasını seven Kıbrıslı Türkler ise her tatil döneminde güneye akın ediyor...
  Hiç kimsenin buna kızma veya tepki gösterme hakkı yoktur...
  Önemli olan piyasayı ucuzlatacak ve ekonomik çarkı kendi lehimize çevirecek önlemleri zamanında alabilmektir...
  Bunu yapabilseydik; Türkiye’den tek kuruşluk yardım almadan ülkemizi çok iyi seviyelere getirebilirdik...
  Mesele; sakat siyaset ve demokrasi anlayışımızdır...
  Mesele ülkenin iyi yönetilmemesidir...
  Mesele popülizmdir...
  Üç kuruşluk koltuk için devleti ve milleti önemsememe siyaseti yüzünden bu hallere geldik...
  Dövizdeki yükseliş yüzünden akaryakıtta Rumlardan daha ucuz olduğumuz için bunun yararlarını görüyoruz...
  Yıllarca kuzeye geçmeyenler bile ekonomik çıkar yüzünden gelmeye başladılar...
  Ama bir türlü Metehan ve Beyarmudu kapılarında geçişleri rahatlatamadık…  
  Öyleyse biraz daha gayret gösterip hem kapıları rahatlatmalı; hem de Türk ürünlerine sıfır gümrük uygulamasıyla burasını bir ucuzluk merkezi haline getirmeliyiz...
  Yüksek vergiler yüzünden akaryakıt kaçakçılığının ne kadar arttığını görebiliyor muyuz?..
  Görüyorsak uyanalım...
  Az vergi, çok iş...
  Çok iş, çok kazanç ve devlete daha çok kazanç vergisi...
  Oyunun kurallarını biliyorsak kazanırız…

YORUM EKLE