Vazgeçebilmek... 

Vazgeçebilmek mi? Yoksa bağlanmamak mı?
Hayatı zorlaştıran biz miyiz? Yoksa zor olan hayat mı? 
Sanırım gerçek olan, şartlar bizi zorlayana dek bu soruları hiçbir zaman sormayacağımızdır. 
Belki de hayatı zorlaştıran biziz. Ne kadar çok bağlanırsan, vazgeçmek o kadar zor mu olur? Bu yüzden insanoğlu, küçük bir varsayım dahi olsa da; bir gün vazgeçebilme ihtimaline karşılık, elinden geldiğince bağlanmamalıdır...
Göçebe gibi olmalı insan, her an gidecekmiş gibi, evladına bile bağlanmayacaksın, çünkü o da misafir. Bugün seninleyse, yarın yuvadan uçup gidecektir. Bu yüzdendir ki, “insanlar neden vazgeçemez?” diye sormuşumdur hep, gördüğüm manzaralardan…
Yeri gelince vazgeçmeyi bilecek kadar güçlü, yeri gelince de arkasını dönüp gidebilecek kadar da cesaretli olabilmeli insan...  
İnsanlar yeri gelir yaşamak için doğdukları topraklardan vazgeçer, yeri gelir vatanı için kendi canından vazgeçer, yeri gelir yavrusunun yaşaması için kendini feda eder...
Yeri gelir sırf sevdikleri mutlu olsun diye kendinden vazgeçer… 
Vazgeçer de bu işler de böyle yazıldığı, görüldüğü gibi değilmiş galiba…  Bir hüzün ve burukluk kalıyor... Yine de ne olursa olsun şartlar seni zorlasa bile her şeyden vazgeç, bir tek kendinden vazgeçme... Bundan ötürü de geçmişi ve geleceği değil sadece içinde bulunduğunuz zamanın kıymetini biliniz ve yaşayınız. Bundan ötürü de bağlanmayacaksın, yeri geldiğinde vazgeçmen gerektiğinde, üzülmemen için...
İlle de bağlanmak istiyorsan, inançlarına, değerlerine bağlan, ölene de vazgeçmek zorunda kalmayacaklarına...
Aklıma Can Yücel’in “Bağlanmayacaksın” şiiri geliverdi. Ne de güzel yazmış...  
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye…
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... 

YORUM EKLE

banner464

banner472