banner564

Volkan Bozkır ve Cumhurbaşkanlığı seçimi

11 Ekim Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu gerçekleşecek. Ancak hangi turda Cumhurbaşkanı seçilirse seçilsin, bundan önemli olan “the day after.” Yani seçim sonrasıdır. Ayrıca açık olan bir şey var. Bu seçim döneminde görev alacak olan, birikmiş zor sorunlar, bilinmeyenlerle başlayacak. Geçmiş hiçbir dönemde bu yaşanmadı. 
Sağlık konusunda Covid-19 tehlikesinin bitmesi değil, aksine yerel bulaşın artması ve mevsimsel etki ile de ciddi bir boyut alması söz konusu. Ayrıca pandemi ve döviz krizinin de olumsuz etkisi ile birleşen yapısal sorunlarla birlikte, ekonominin büyük sorun yaşadığı ve bunun derinleşeceği de aşikardır.
Kıbrıs ve Doğu Akdeniz sorunlarında da pek çok gelişme yaşanacağı aşikardır. Ancak bu gelişmeler içinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, iyi olanı da ilerletebilecek olanaklar olduğu da göz ardı edilemez. Bu zeminlerden biri, BM Genel Kurul Başkanlığına seçilen Sayın Volkan Bozkır’ın bu görevi devir almasıdır. Deneyimli bir diplomat ve siyaset insanı olan Sayın Bozkır’ın bu görevi devir alması, eğer sağlıklı olarak değerlendirilirse, bu Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz’deki gerilimin düşmesine ve bölge ülkelerinin barış ve işbirliğine girmesine yol açabilir. Bu yeni durumun bize ve ilgili taraflara ekonomik sorunları aşmada da yeni olanaklar getirmesi söz konusudur. 
Bunun için KKTC Cumhurbaşkanlığının önemli bir katkısı olur. Bu nedenle bunu Sayın Volkan Bozkır’ın, BM Genel Kurul Başkanlığına seçilmesi olgusu ile birlikte değerlendirmek gerekir. Bunun için Kıbrıs sorunun çözüm sürecinde oluşan ve gerçekten bizim ve Türkiye’nin oluşmasına katkı koyduğumuz BM Parametrelerine, ters tutumlar içine girmemeliyiz. Sayın Bozkır’ın BM Genel Kurul Başkanlığı döneminde bizim; Kıbrıs sorunu, hidrokarbon ve Maraş konusunda siyasetimizi ortaya korken, dünden daha fazla, ilgili BM Kararlarına dayanan tavırlar geliştirmemiz gerekir. Bu nedenle KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, bu esnekliğe dayalı bir siyasi tutumu içte ve dışta yaratıcı olarak ele almak gerekir. Ancak daha şimdiden bazı adayların, Sayın Bozkır’ın BM Genel Kurulu Başkanlığına seçilmiş olması gerçeğini gözetmeyen, hamasetle ve BM ile kurumsal olarak onun Başkanlığı döneminde karşıtlaşmayı getirecek görüşler ileri sürdüklerini görüyoruz. Bunu oy için yapanlar eğer seçilirlerse, söylediklerinin tam tersini yapmak zorunda kalacaklardır. Tıpkı, 2010 Cumhurbaşkanlığı seçiminde “Sayın Talat’ın verdiği tavizleri geri alacağım” deyip, seçildikten sonra 11 Şubat 2014’te;  Tek Egemenliği, Tek Uluslararası Kimliği, Tek Vatandaşlığı; İki Toplum, İki Bölge, İki Kurucu Devlet ve siyasi eşitlik içinde Federal Çözümü içeren Ortak Belgeyi çok da istekli olmadan imzalamak zorunda kalmak gibi. 
Bakın, daha şimdiden diplomatik bazı ipuçları Ege Denizi’ndeki sorunda ortaya çıktı. Bunca gerginlik içinde Türkiye, uluslararası hukuku temel alan yeni adımlar geliştirdi. Sakız adası etrafını kapsayan yeni Navtex ilan etti. Bunu da Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması’nın adaların siyasi egemenliğinin Yunanistan’da olduğu, ancak bunların askersizleştirilmesi gereğine vurgu yaparak tüm dünyanın gözü önüne, tam bu zamanda gerçekleştirdi. Yani esası, uluslararası hukuk temelinde ortaya koydu. Kısacası bu kritik momentte bizde, 1960 Antlaşmaları, ilgili BM Kararları ve bunların tümünü içeren BM Parametrelerine, siyasetimizi dayandırmalıyız. Hakları bu temelde koymalı ve AB ile ilişkiyi de bu zeminde ele almalıyız. Yani, uluslararası hukuk bizim esaslı temelimiz olmalı.
Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığına kimin seçileceği elbette ki önemli. Ama bundan daha önemli olan, bu zor sağlık, ekonomik ve Kıbrıs sorunları gerginliği içinde neyi nasıl ele alabileceğimizdir. Bu nedenle bu seçim öncesi bunların konuşulması gerekir. Bunu konuşmak yerine, seçim öncesi tüm bunları görmezden gelip; karşıt gördüklerini Türkiye ve devlet karşıtı veya Çözüm Karşıtı diye niteleyerek ayrıştırıcı bir söylemle rakiplerini tanımlayarak biri seçilse bile, bu zor ve çetin dönemde birleştirici, sentezleştirici bir görev yapamaz. “Seçim döneminde söylenenler seçim günü biter” diye bir şey yoktur. Yeni dönemde yeni olanak ve imkanları da görelim ve bunları besleyelim. 

YORUM EKLE

banner608

banner473