Ya sonrası?

Çağdışı diye tanımladığımız uygulamalara, bu günden başlayarak köklü çözümler getirilmediği takdirde gelecekte, bizden sonrakilerin, torunlarımızın durumu acaba nicedir?
İnkara kalkışmayalım, 1974 sonrasında başlayan süreçte toplum olarak genel anlamda, bencil düşünceler içinde davrandığımızı, sadece günü yaşama derdinde olduğumuz gerçeğini göz ardı etmemeliyiz.
Karnını zar zor doyurma mücadelesi verenleri anlarım da, karnı tok, sırtı bütün olanların tek derdi, kaç evi, kaç dönüm tarlası, bankada kaç parası, yazlıkları, katları, hamamları!
Ya sonra?
Ülkede doğru düzgün istikrarlı bir yönetim yoksa, yıllardır statü kavgaları yapılıyorsa, en temel ihtiyaçlarda problemler yaşanıyorsa, elektrik insan hayatını etkileyecek boyutta büyük bir sorunsa, içecek ya da kullanım suyu hala daha dertten sayılıyorsa, ticari ahlak diye bir kavram kalmadıysa, en varlıklısından en fakirine o toplum bunalımlar içinde kıvranıyor demektir.
Pek iyi de acaba KKTC’de eksik olan nedir, neden ekonomisi her geçen gün kötüye gitmektedir? 
İşler neden istenildiği gibi ileri gidememektedir?
Eksik olandan değil de olmayandan başlayacak olursak, bir ülkede yalana dayalı, doğru olmayan, çalışanla, çalışmayan ayırımı gözetilmeyen, hatta varlığını yalana dayandıranların sırtının sıvazlandığı, tercih edildiği uygulamalar var.
Ülkeyi zarara uğratanlardan hesap sorulmadığı, devlet malı deniz yemeyen domuz algısının yadırganmadığı bir davranış şekli var.
Bütün bunların sıkıntısının halka mal edildiği, faturasının vatandaşa çıkarıldığı ortada.
Bankalar batırıldı, göstermelik bir, iki kişiye fatura kesilmeye çalışıldı, mesele kapatıldı. Koskoca KTHY batırıldı, elektrikte ihalesiz işler yapıldı, Vakıflar da olanlar kapatıldı, Koop’ta yaşananlar yapılmamış sayıldı ve daha neler, neler.
Bütün bu olanlardan hesap soruldu mu? Seçim arifelerinde meydanlar “hesap sorulacak” naralarıyla inletildiği halde iş başına kim gelirse gelsin sus pus oluyor.
Son günlerde Belediyelerin sayılarının aşağılara çekilmesi konuşuluyor ama kapatılacak daha doğrusu daha büyük belediyelere bağlanacak belediyelerin Başkanlarına sus payı olarak değerlendirebileceğimiz emekli olana kadar maaş bağlanması yukarıda vurgulamaya çalıştığımız yolsuzlukların bir başka şekli değil de nedir?
Sayıları 150 civarında olan ve en verimli dönemlerinde “Müşavir” adı altında devlet tarafından besiye çekilmiş, havadan maaş verilmekte olan guruba yeni ilaveler yapmanın bir başka şekli değil midir?
Sürekli eleştirilen ama uygulamaları devam eden hataların sürdürülmesi halinde gelecek nesillerin yaşam hakkı gasp edilmiyor mu?
Akıllara “ya sonrası” sorusu hiç getirilmiyor mu? 

YORUM EKLE

banner471

banner465