Yangın Var, Kirişi Tartışamazsın

 Döviz krizi her tarafı sarsıyor. En kötüsü bu kriz nedeni ile ekonomik ve sosyal öngörülebilirlik kayboldu. Yarını düzenlemek için ölçüt silindi. 
Bu tam bir kaos haline dönüyor. Çünkü dövizin ne olacağını kimse öngöremiyor.
Böyle bir durumda siz nasıl olurda insanların fikir arayışlarını sınırlayabilirsiniz? Eğer buna niyetlenirseniz, bilesiniz ki bu güne kadar resmen savunduğunuz iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitlik içinde Federal çözüm tezini kendi elinizle insanların gözünde sakatlarsınız. 
Ne mi olur? “İki devletli çözüm” tezi de bunun yerini doldurmaz. 
Aksine, Güneyin bağnazlarının,  “ya bizimle olursunuz, ya da Türkiye ile olup, yok olursunuz” söylemine kendi elinizle yol açarsınız.
Bir kere herkes bilecek ki Kıbrıs ve onunla bağlantılı tüm hak iddialarının temelinde, Kıbrıs Türk Toplumun adadaki siyasi ve toplumsal varlığı vardır.
Öyle, “adada bir tek Türk olmasa bile bizim, bu adada stratejik çıkarımız vardır” sözü ile ne Kıbrıs Türk Toplumunun, ne de Türkiye’nin bölgesel çıkarlarına sahip çıkamazsınız.
Bu nedenle bu adanın bütününde siyasi eşit ve Kuzey yarısında kimlikli, demokratik ve ekonomik olarak ta üretken bir Kıbrıs Türk Toplumu varlığı, son derece önemlidir.
Bu bakımdan, bu kriz için eğer “dış güçlerin operasyonu”diye tanımlanan bir sebep öne sürüyorsanız; o zaman bunun da Dış Politika ile de bağı olduğunu da  göz ardı edemezsiniz.  Bunu yok farz ederek “dış güçlerin oyunu” olarak tanımlamaya çalıştığınız bu krizin de etkisini aşamazsınız.
Önce Protokol mü?
Kuzey Kıbrıs’a dönük olarak bu kriz içinde bazı çevrelerin gündeme getirdiği bir husus daha var. Bunlar “Yapısal sorunları aşmak için bir an evvel protokolde bulunan Reformları yapın da, Türkiye‘den bu maksatla ayrılan kaynakları kullanın” sözünü söylüyorlar. 
Bir kere, önce şunu ifade edelim. Bu ağır döviz krizinin, toplum kaynaklarından bu kısa sürede,  alıp götürdüğü, erozyona uğrattığı kaynaklar, “Reformlarla”  ilişkilendirilen miktardan kat be kat fazladır.
Üstelik bu nakaratı en fazla tekrarlayanlarda; dün bu Protokolü imzalayıp, imzayı attıktan sonra da bunu uygulamayıp;  aksine, yüzlerce istihdamla ve gelişi güzel savurganlıklarla, üstelik seçimler nedeni ile de başta Polisler olmak üzere erken emeklilik düzenlemesi, popülist işlerine girişenlerdir.
Evet, yapısal sorunlara çare bulunmalıdır. 
Ama ev yanarken, siz, evin kirişinin yanlış yapıldığını tartışamazsınız. Öncelik,  yangının üzerine su sıkmaktır. Bu ülke, sonuç itibari ile 5 milyar,  bilemediniz, 6 milyar dolarlık GSMH sahiptir. Böylesi küçük ölçekteki bir ekonomiye,  GSMH toplamının  %25'i civarında bir dış kaynağın, bu yıl ve gelecek yıl içinde Maliyeye, ekonomiye girmesi ile döviz krizinin yıkıcı etkisini azaltacak büyük adımlar atılır.
Böylece, yapısal sorunların çözülmesinin sağlıklı yolunu...  Ayrıca, çetrefilleşen, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs sorunlarının çözüm sürecinde, Kıbrıs Türk Toplumunun, Türkiye ile ortak gönül bağını beslersiniz.
Yok, bu yangın ve ateş içinde, iki ayağını yere vurarak; “önce yapısal sorunları ele alın”  dayatması ile kaynak akışını düzenleyecekseniz, Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumuna sağlıklı ortam  sağlayamazsınız.
Ayrıca bu ateş içinde, hükümeti, “önce yapısal sorunları ele al” diye sıkıştırmak, bir yanı ile demokrasi dışı diktacı güçlere “hadi iş başına gelin”  davetiyesi çıkartmak demektir. 
Bu yaklaşımla da Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan tüm insanların, demokratik birlik içinde, Kıbrıs sorununun çözüm dinamiğinde ve burayı, yurttaşların ortak vatanı yapma buluşmasına zemin sağlayamazsınız.
2004'e kadar geçen tüm zaman, bunun acı örnekleri ile doludur. Bu “dava”, dünkü acı örneklere rağmen, zarar görmesine karşın; eğer kaybedilmemişse, nedeni dün dışlanan tüm insanların,  demokratik değerlerle bu topraklara bağlı olmasıdır.
İyi dikkat edin, “büyük” akıllılar! Eğer bu krizi fırsat bilerek, aklınızda bulunan, bu ülkenin insanını, kendi adabınıza göre “terbiye” etme şansı yakaladığınızı hesaplıyorsanız, bu yanlış hesaptır. Bu uyduruk hesap; günümüzün zor bölge ve dünya şartlarında “davanın kaybına” yol açar. 
Bir an evvel sıcak kaynağa ihtiyaç var. Bu yangının yayılmasını engelleyecek olan budur. En önemlisi de bunları demokratik birlik içinde, kavgasız, şiddetsiz akıl yolu ile yapmaktır. 

YORUM EKLE