Kuzey Kıbrıs siyasetinin geleneğinde iktidar eleştirilir, muhalefet bundan pay almaya çalışır…
Muhalefet iktidar olunca bu kez diğer taraf eleştirmeye başlar…
Yarım asırlık Kıbrıs Türk siyasetinin özeti budur…
Halbuki; eleştirilerin bir dayanağı olmalıdır…
Yani belirli sorunları eleştiriyorsanız, bunların ortadan kalkması için de adım atmalısınız…
Adım atamıyorsanız, aslında mevcut düzenin devamından yanasınız demektir…
Memnun değilseniz, yanlışları düzelterek işe başlarsınız…
Yanlışlar nasıl düzeltilir?..
Yasalarda, tüzüklerde, hatta Anayasada değişimler yaparak…
Baktınız ki mevcut parlamenter sistem iyi gitmiyor, o zaman ‘Denetlenebilir Başkanlık Sistemine’ geçersiniz…
Tıpkı güneydeki gibi…
Ne var ki; sağı da solu da Başkanlık Sistemi’nden korkuyor…
Hatta bunun diktatörlük anlamına geldiğini savunuyor…
İyi güzel de adanın güneyindeki Başkanlık Sistemi’nden yararlanmak istiyorsunuz…
Kıbrıs sorunu çözülecekse ‘dönüşümlü başkanlık şart’ diyorsunuz…
Diyoruz amma…
Amması, mamması nedir?..
Ya evet, ya da hayır…
Sorun demokraside mi?..
Yoksa siyasetin kendisinde mi?..
Gerçekleri konuşalım…
Kuzey Kıbrıs ‘Demokratik Haklar’ açısından en şanslı ülkelerden biridir...
Özellikle aynı adayı paylaştığımız Rumlardan birçok konuda daha şanslıdır...
Kuzeydeki siyasal parti sayısı; dernek, cemiyet, sendika, gazete, televizyon, üniversite, profesör, doçent, müdür, müsteşar, müşavir sayısı, güneydekilerden kat kat fazladır...
Kötü mü?..
Ne münasebet...
Tanınmamış bir ülkenin kendini bir şekilde gösterebilmesi için daha çok parti, daha çok sendika, daha çok dernek kurulmalı!..
Nüfusa göre KKTC’deki milletvekili ve bakan sayımız da Rumların üzerindedir...
KKTC’ye ‘işgal bölgesi’ demelerine bakmayın...
KKTC’ye baktıkları zaman kıskançlıktan çatlayacak duruma geliyorlar!..
Bir yıl içinde 2 veya 3 hükümet kurarak veya Meclis Başkanını seçmek için haftalarca seçim yaparak onlara öyle bir demokrasi dersi veriyoruz ki; üzüntüden ölecekler...
Ama acele etmesinler...
Görecek günler var daha...
Kamu hizmetinde dünyanın en rahat ülkesi olmak demokrasimizin sağlıklı çalıştığının bir göstergesi değil mi?..
İşini yapmayanı Lefkoşa’dan, Karpaz’a sürgün eden bir uygulama yoktur…
Çok şükür, hamdolsun...
Demokrasi olmasaydı bakalım neler olurdu bu ülkede...
Devletine her fırsatta ‘hakaret eden’ kamu görevlilerine ilk seçim sonrasında yeni iktidar tarafından terfi vermek hangi ülkenin haddine düştü?..
KKTC’nin tanınmamış olması kimseyi şaşırtmasın…
Elbet bir gün hizaya gelecekler…
BM Genel Kurulu’nda, Avrupa Parlamentosu’nda bizden de söz edecekler…
Dünyadan dışlanmış olsa da demokrasi açısından KKTC’nin bir benzeri yoktur...
O nedenle çok mutlu ve çok heyecanlıyız...
Sadece ve sadece iki eksiğimiz kaldı...
Birincisi barış...
İkincisi varlığımıza sahip çıkma...
Barış olursa, varlığımız da garanti altına alınmış olur...
Aksi halde eriyip gitmek var!..



Bugüne kadar KKTC’de ben Yanlış yaptım diyenimiz mi oldu yani ? Dünyanın en çok Profesörleri Uzmamları İT’leri Doktoraları Ekonomist’leri Avkatları olduğu KKTC denilen Ülkemizde kim Yanlış yapabilir ki ! profesör olmayan Aptal İngilizleri Almanları Avrupalıları kaybetmekle iyi yapmadık mı yani ! Uzman KKTC’cilerle onlar nasıl yarışabilirler ki ! Güle Güle tertemiz Ülkelerine gitsinler canım ‘ pahalılıktan Pislikten girilemeyen KKTCde bizler mutlu değilmiyiz yani !
Forever TRNC !