Yazarken, konuşurken iyice ölçmeli insan

   Türkiye ile KKTC hükümetleri arasında her yıl imzalanan ‘Ekonomik ve Mali İşbirliği’ programı vardır…
   Hemen her yıl iktidarla muhalefet arasında sert tartışmalar yaratıyor bu protokoller…
   Meseleye Türkiye açısından baktığımızda buraya para akıtabilmek için bir anlaşma metnine ihtiyacı vardır…
   Ayrıca bu metnin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanması şarttır…
   Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay ile eski Başbakan Sayın Faiz Sucuoğlu tarafından imzalanan, Ünal Üstel hükümetinin göreve başlamasından sonra resmi gazetede yayınlanan bu protokolün çok doğru olan ve desteklenmesi gereken maddeleri de vardır; eleştirilecek veya değiştirilmesi gerekecek maddeleri de…
   Bunları iyice değerlendirmeden, içinden sadece belirli maddeleri alıp sert ifadelerle saldırıya geçmek doğru değildir…
   Söz konusu protokol sayesinde Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye tarafından ele geçirileceğini ve irademizin ortadan kalkacağını iddia etmek de gerçeğin ifadesi olamaz…

Nedir rahatsızlık veren?..

   Protokolün içinde ‘din ve eğitimle’ ilgili maddelerin bulunmasına yönelik tepkileri bir kenara bırakalım…
   Bunun üzerinde tartışılabilir ve öneriler yapılabilir…
   Fakat; limanların özelleştirilmesi, elektrikte yeniden yapılanmaya gidilmesi, tasarruf tedbirleri, lüks tüketimin vergilendirilmesi gibi maddeler neden farklı şekilde yorumlanıyor bunu anlamak zordur…
   Kendi kendimize sormamız gereken soruların olduğunu da unutmayalım…
   Mesela elektrikten memnun muyuz?..
   İkide bir saatlerce kesinti yapılması; halkın karanlıkta kalması, üretimin, ticaretin tamamen durması, yaşam kalitesinin düşmesi ve bunlar yetmezmiş gibi tüketimin sürekli zamlanması bizleri rahatsız etmiyor mu?..
   Çok değil, iki ay önce Mart ayında, halkımız soğuktan kırılırken ısıtma yapamaması karşısında sosyal medyadaki tepkileri ne çabuk unuttuk?..
   Teknecik’ten çıkan zehirleyici dumanların, özellikle o bölgedeki insanları kanser hastası yaptığını da mı unutuyoruz?..
   Öyleyse bir çare üretilmesi gerekiyor…
   Elektrik Kurumunda çalışanları işsiz bırakmayacak, fakat kurumu güçlendirecek önlemlere neden karşı çıkıyoruz?..

Limanlar mükemmel mi?..
 
   Güney Kıbrıs’ta hem Limasol, hem de Larnaka limanlarının özelleştirildiğini ve çok daha verimli hale getirildiğini görmezden gelirken ‘federal çözüme’ sarılıyoruz…
   İyi güzel de çözüm olması halinde Rumların özelleştirdiği limanları, dörtte bir nüfusumuzla devletleştirecek miyiz?..
   Bunu düşünenler varsa hayal aleminde yüzüyordur…
   Onları birileri uyandırmalıdır…
   Peki güneyde limanlar özelleştirilebiliyor da kuzeyde olamaz mı?..
   Teknolojik açıdan çökmüş olan bu limanlardan sık sık uyuşturucu ve silahların geçirildiğini göremiyoruz da AB uzmanlarınca yapılan inceleme sonuçlarını da mı okuyamıyoruz?..
   Ne diyor AB uzmanları?..
   Gazimağusa limanı derhal kapatılmalı ve 400 milyon Euro’luk bir yatırımla AB standartlarına getirilmeli…
   Girne limanının durumu, Gazimağusa limanından daha kötüdür…
   Şimdi bizler ne istiyoruz?..
   Bu şekilde devam mı, tamam mı?..
   Özetlemek gerekirse; protokol üzerinde görüş belirtilmesi, öneriler yapılması doğru ve gereklidir…
   Kimse bundan rahatsız olmamalı…
   Ancak; önerilen her şeye karşı çıkmak ve bunu irade meselesine bağlamak doğru değildir…
   Çok zor bir dönemden geçerken halkımızı tahrik edici ifadelerden kaçınmalıyız…
   Güçlü işbirliğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuzu da unutmamalıyız…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Nuri
Hasan Nuri - 2 ay Önce

Yönetemeyip batma noktasına getirdiğimiz KKTC de yöneticilerimizin Türkiye’den Protokol diye dilenmekle ancak maliyemiz ayakta durabiliyor ! Türkiye’nin Paraları ile ancak maaşları ödeyebilen maliyemiz batma noktasında olan tüm sektörlerimizin imdat çağrılarını duymamaktadır, tabii ki Turkiye verdiği paralara şartlar koyacaktır doğrusu da budur ! Turizm Adası Ülkemizde Çevre, Deniz ve Hava kirliliği ile de üretimi ve Turizmi batma noktasına getirdik ! Dökülen KKTC ye bu şartlarda hangi Turist Ülkemize gelmek ister ki ! Her ay Türkiye’ye avuç açanlar ve şartları beğenmeyenler varsa başka kapıya gidebilirler ! Bu bağlamda bir İngiliz atasözü vardır. “ Beggars Can’t Be Choosers “ diye
( dilencinin seçeneği yoktur )

Öz
Öz - 2 ay Önce

Bu protokol için yazılacak çok şey var da, özlü Türk atasözlerini yazmak yeterli olabilir. Kelin ilacı olsa, önce kendi başına sürer.Veya:Kılavuzu karga olanın, burnu b.tan kurtulmazmış! Atatürk’ün modern Türkiye Cumhuriyetini kurarken en önemli ölçütü, bağnazlık, softalık, gericilik ve yobazlıkla savaş olmuştur. İşte bu yüzden, Arap harflerini kaldırıp, Latin harflerini getirmiştir. Medrese ve modern eğitim şeklindeki ikili eğitimi, modern tekli eğitim yapıp, medreseleri kapatmıştır. Kılık kıyafet kanununu çıkarıp, fes,serpış,sarık, çarşaf gibi Arap kıyafetlerini yasaklamıştır.Vatandaşın dinini anlaması için, Türkçe ibadet deyip, Kuranı Türkçeye çevirmiştir. Gericilik, yobazlık menbaı tekke ve zaviyeleri kapatmış ve Anayasaya Laikliği hem koydurmuş, hem de değişmez maddesi yapmıştır. Maalesef onun zamanında bile Menemen isyanları olmuş Atatürk bu gerici yobazlara en ağır şekilde müdahale etmiştir. Atatürk öldükten sonra Türkiyede adım adım Laikliğin içi boşaltılmış, 163. ncü madde kaldırılıp, siyasal islamcıların önü açılmıştır. K/ Türkler Atatürk devrimlerine içtenlikle bağlıdırlar. Mali protokol adı altında, içinde nispeten birtakım olumlu! tasarılar var olsa bile,böyle bir protokolün uygulamaya konulması, bunlara aracılık edilmesi tam bir aymazlıktır ve zaten K/Türk toplumu tarafından gereken cevap verileceği kuşkusuzdur.İlerde geriye doğru dönüp bakıldığında, bu protokol ile K/Türklere ne kadar zarar verildiği daha net ortaya çıkacaktır.

hasan tabur
hasan tabur - 2 ay Önce

Devletr kurduk enfalsyona teslim olduk .Sicaklar bastiriyor hap yesekde bir faydasi yok .Bunaldik

banner456

banner473