Yeni Yıl ve Ekonomide, Siyasette; “Gene Bala Gudalya”

 Genellikle bayram ve yeni yıl öncesi yazılan yazılarda eski bayram anıları veya yeni yıl dilekleri yazılır. Bu tarza ısınmadım. Ancak, yeni yılın daha iyi bir yaşam getirmesi dileği çok insani bir duygudur.
Fakat yeni yılla ilgili olarak, iç ve dış gelişmeler nedeni ile mutluluk dileği yapmak içimden geçmiyor.
Karamsar olarak tanımlanabilirim. Ancak yaşadığımız gerçek bu. 
Yeni yılın, ekonomik ve iç, dış siyasi gelişmeler nedeni ile topluma, zorluklarla dolu bir ortam getireceği açık. 
Çünkü 2019’a %30 üzeri bir enflasyonla giriyoruz. Her ne kadar döviz krizinin ateşi düşse dahi, yükselen faizler, düşen alım gücü ve daralan ekonomi, bize çok önemli sıkıntılar getirecek.
Ekonomi; kendi dinamiği nedeni ile tek yanlı bir şekilleniş içinde. Bunu politika ve kamu yönlendirmesi ile farklılaştırmak ortamı gelişmiyor.
Bakın, DPÖ'nün yayınladığı ”2017 Ekonomik ve Sosyal Göstergeler” istatistiğinden konuyu  ele alalım.
DPÖ’nün 2017  “Sabit Sermaye Yatırımlarının Kesimler ve Sektörler İtibarı” ile % dağılımını gösteren tablosundan şu verilere bakalım.
Tarım %2.6
Turizm %9.5
Ticaret %4.2
İmalat %8.6
Serbest Meslek ve Hizmetler %11.9
Konut %41 
Evet, bu tablodan çok açık görüleceği gibi reel sektörlere dönük Sabit Sermaye Yatırımlarının çok üzerinde bir değer, Konut Sektörüne yönelmektedir.
Bu oran, Konut Sektörü lehine yıllar içinde artarak 2017 içinde top noktaya ulaştı.
Bu ise ekonominin kendi arkındaki akışının ortaya çıkardığı bir sonuçtur. 
Yani bu; kaynağı, yatırım ve üretim planlaması içinde yönetemediğimizin çok açık bir göstergesidir. Bu, ayni zamanda tüm yumurtaların büyük kısmını tek bir sepete koyduğumuzun göstergesidir.
Üstelik bu sepette;  yüksek enflasyon ve faizler ile kaygan ekonomik ilişkiler nedeniyle günümüzde, sarsıntılı bir zeminde yol almaktadır. Yani sarsıntı nedeni ile yumurtaların kırılma riski yüksektir.
Bu nedenlerle günümüzde ekonomiyi yalnızca Bütçe Dengesi üzerinden konuşmak ve olayı yalnızca Türkiye ile ilgili Mali Protokol üzerinden şekillendirmek doğru değildir. 
Verimli tarımsal üretim, imalat sektörü ve turizm gibi reel sektörler üzerinden olayı değerlendirmekten kaçınmak, son derece yanlıştır. Ekonominin kendi dinamiği içinde spekülatif karlar üzerinden şekillenmesi akışını seyretmek, krizlerin derinleşmesini getirir.
Dolayısı ile 2019 içinde tüm bu konuları sağlıklı bir tartışma içine almak gerekir. Bu ise siyasetin, sivil toplumun ve akademik dünyanın gündeminin odağında olmalıdır. Eğer yeni yılın, yeni enerji getirmesi istenirse, işte bu temel konuları siyaset odağa koymalıdır.
Ancak, 2018'de yaşadıklarımız ve 2019'a aktarılan kısır siyasi tartışma konularına bakarsak, yeni yılın konusu o fıkradaki gibi olacak. 
“ Okundurdum, Yazındırdım; Gene Bala Gudalya, Gene Bala Gudalya”  

YORUM EKLE