Yüksek enflasyon ve resesyon yaratacak satışlara ve stoklara müdahale edelim

    2015 finansal yılından itibaren döviz karşısında değer kaybetmeye başlayan Türk lirası enflasyonu ve faizleri olumsuz yönde etkilemişti. Bu bağlamda, enflasyon oranları temmuz 2018 sonunda sırası ile Türkiye’de % 15,85 ve KKTC’de ise % 20,30 seviyesine yükselmiş, politika faizleri ise % 17.75 seviyelerine çıkmıştır. 10 Ağustos 2018 tarihinde piyasalarda keskin döviz artışlarının yaşanması ile birlikte kara Cuma diye adlandırabileceğimiz bir gün yaşadık. Akabinde, Pazartesi günü yükselmeye devam eden döviz kurları BDDK, TC Merkez Bankası, SPK gibi düzenleyici ve regülatör kurumların etkin müdahaleleri, Katar’ın 15 Milyar dolarlık doğrudan yatırım kararı ile % 23 civarlarında değer kaybeden Türk lirası 14.08.2018 tarihinden itibaren kayıplarını nispeten telafi etmeye başlamış ve piyasalarda gayet olumlu karşılanmıştır. Dövizde yaşanan artışlar ve faizler neticesinde halkın alım gücü düşerken, hayat pahalılığı sert şekilde artmaya başlayarak ekonomik resesyon (ekonomik daralma) riskinin sinyalini vermiştir. 
   KKTC’nin döviz kurlarına ve Türk Lirasına karşı herhangi bir müdahale enstrümanı bulunmadığı fiilen de anlaşılmıştır. Bu itibarla, KKTC hükümeti döviz krizi tedbirleri adı altında 23 maddeyi karara bağlamaya hazırlanıyor. Keza, söz konusu maddeler incelendiğinde vergi müdahalesi yapıldığı ve hiçbirinin dövize karşı bir önlem olmadığı ve dolayısı ile mali politikalar olarak değerlendirilebileceği söylenebilir. Dövize direkt müdahale Üniversitelerin kurum bazında dövizleri sabitleme kararını almış olmalarıdır. Tüm bu tedbirler karşısında döviz kurları aşağı seviyelere inmeye devam etmedikçe resesyon (ekonomik daralma) engellenemeycektir. 
   Resesyon riskini perakende ve toptan satış yapan ithalatçı pazarladığı ürünlere döviz artışlarını anında yansıtarak artırmaktadır. Resmi şekilde gözetimi olmadığı için resmi tespiti de yapılamayan ülkemizde, ürünlerin etiketli fiyatları değiştirildiğini ve dövizin zirve noktasındaki kurlar üzerinden değerlemeye tabi tutularak satıldığını tüketiciler tespit ederek sosyal medya üzerinden ifşa ediyor. Haliyle, bu durumda haksız kazançlar elde edilirken, halkın alım gücü daha da düşmekte ve enflasyonu körükleyerek resesyona doğru ekonomiyi sürüklemektedir.  
   İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Faik Yılmaz, Türkiye'nin son günlerde Batı'nın ekonomik saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, piyasalarda meydana gelen önemli bir tespiti açıkladı. Stokçuluğun başladığına dair tespitleri bulunduğunu kaydeden Yılmaz, "Piyasada eski bir alışkanlığın, kanunen de suç olan stokçuluğun başladığına dair tespitlerimiz var. Kimi işletmeler ve toptancılar son günlerde ekonomide yaşanan dalgalanmaları fırsat bilerek ürünlerini satmamakta ve haksız kazanç elde etmeye çalışmaktadır.” diyerek ekledi; aldıkları duyumlara göre bazı firmaların temel gıda maddeleri ve tekstil ürünlerini stokladığını, bunun devam etmesi durumunda söz konusu firmaların isimlerini açıklayacaklarını sözlerine ekledi. 
   Sonuç olarak döviz kurları çerçevesinde Türkiye piyasalarındaki bu olumlu havanın devam etmesini ümit etmek durumundayız. Ancak, Devletin stokçulara ve kur değişimi ile stoklarda bulunan ürünlerin fiyatlarının haksız şekilde tavan yapmasını engelleyecek tedbirleri alması hem kamu maliyesi hem de ada ekonomisi için elzemdir. Düşen dövizlerle birlikte enflasyonu oluşturan ana gruplar arasında bulunan Gıda, içecekler, elektrik, gaz, mobilya, ev aletleri, lokanta ve otellerin de denetlenerek fiyatları düşürdüklerinden emin olunmalıdır. Aksi takdirde enflasyon fırlayacak ve halk tüketimi durma noktasına getireceğinden dolayı ekonomik resesyon kaçınılmaz olacaktır.
Herkese iyi bayramlar...


 

YORUM EKLE