Yumak karışıyor

 “ Kıbrıs Cumhuriyeti” Başkanı Sayın Anastasiadis Sırbistan'ı ziyaret etti. O ve Dışişleri Bakanı Sayın Hristodulidis Sırp mevkidaşları ile görüşmeler yaptılar.
Her ikisi de Sırbistan ziyaretinde, Kosova'yı tanımayacaklarını söyledi. Aynı zamanda Sırbistan'ın AB üyeliğini destekleyeceklerini ifade ettiler.
Her iki ifade de elbette ki Sırbistan devlet ve hükümet yetkililerinin gönlünde hoş bir esinti yaratmıştır.
 Sayın Hristodulidis'in Sırbistan Dışişleri Bakanı ile görüşmesinde ifade ettiği bir husus var.
“ Karşılıklı bir anlaşma oluşmadan Piriştine'nin tek yanlı bağımsızlık ilanı kabul edilemez.” dedi.
Peki, Piriştine bu adımı; İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD’nin desteği ile attı.
Şimdi bu adımın atılmasını destekleyen ülkelerden Fransa’ya Kıbrıs’ta deniz üssü veren de bizzat kendisidir. Ayrıca AB'de bu adımın diğer destekçisi Almanya ile üyedir. İngiltere ise tüm varlığı ile sorunun tarafıdır.
Yani destekçilerle içli dışlı sarmaşık başlı, ama onların yarattığına karşı. Kim inanır?
Bunu ifade ederken, aynı zamanda İsrail ile de ileri düzeyde ilişkileri geliştiriyor. İsrail günümüzde İran'ı düşman olarak ilan ediyor. Üstelik bunu Lefkoşa'da yapılan zirvede de yapıyor. 
Sayın Hristodulidis, Suudi Arabistan ziyaretinde, “ Orta Doğuda yeni bir eksen oluşuyor. Bunun bir ucunda Suudi Arabistan, İsrail ve Kıbrıs var. ABD bu eksenin içinde. Karşısında ise Türkiye ve İran'ın oluşturduğu eksen var. “ diyor.
Üstelik ABD Başkan Sayın Trump, tek taraflı olarak İran'la yapılan nükleer antlaşmayı fes ettiğini açıkladı. İsrail bunun en büyük destekçisi.
Ancak AB'nin motor ülkesi Almanya o antlaşmayı fes etmeyeceğini açıkladı. Fransa, Almanya gibi kesin dil kullanmasa da bu adıma karşı olduğu açıktır.
Önümüzdeki günler bu yüzden çok gergin ve bilinmezliklerle dolu geçecek.
Böyle bir karmaşa içinde CB Sayın Akıncı'nın BM Genel Sekreteri Sayın Guterres'in göstergelerini temel alarak federal görüşmeleri başlatma önerisine sırt dönen Sayın Anastasiadis, Kıbrıs’ı bu karmaşanın içine doğru iteklemektedir.
Ne için? 
Federal çözümden kaçmak ve Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’ye karşı avantajlar elde etmek için bunları yapmaktadır. Kıbrıs, soğuk savaş yıllarında çatışan iki kampın, bölge ve dünya ölçeğindeki güç yarışının kurbanı oldu. Çatışmalar ve bugünkü yapı bu insafsız güç yarışının sonucudur.
Bunun acısını yalnız Kıbrıs'ın iki toplumu değil ama Türkiye ve Yunanistan'da çekti.
Bu yaşananlardan ders almadan, şimdi bir başka kamplaşmanın içine Kıbrıs nasıl çekilir?
Peki, Kosova'yı tanımayacağını söyleyen Sayın Anastasiadis, Kosova'yı bağımsızlığa teşvik edenlerin AB deki ortakları ile ABD olduğunu göz ardı edebilir mi?
 Biz Kıbrıslı Türkler ’de Kosova’yı teşvik edenlerin bağımsızlık ilanından sonra onları yarı yolda bıraktıklarını göz ardı edebilir miyiz?
Bu karmaşa içinde Sayın Anastasiadis şimdi ABD ve İsrail’in İran’a karşı uygulayacakları yaptırımları mı destekleyecekler? O zaman Türkiye karşıtlığı ile hareket ettiklerinde İran sorununda; AB, Rusya ve Sırbistan ve diğer ülkelerle ilişkileri ne olacak?
Artık tek bir akıl yolu var. Bir an evvel ilkeli bir tavırla Federal çözüm ile adanın ortaklığını kurmak. Yalnız iki toplumun değil, bu karmaşa içinde Türkiye ve Yunanistan'ın ortak çıkarlarına odaklanmalarına katkı sağlamak. Çünkü büyükler, büyük oynarken küçükleri ezerler. 

YORUM EKLE