Zaman, ortak payda zamanıdır

Türkiye’nin ABD ile yaşadığı gerginlik gerçekten önemlidir.  Üstelik Türkiye, ABD ile gerginlik yaşarken “Kıbrıs Cumhuriyeti” ve Yunanistan günümüzde, Doğu Akdeniz Bölgesinde bulunan tüm ülkelerle ayrı ayrı 3'lü ittifaklar geliştiriyor. Bu iki ülkenin ayni zamanda AB üyesi olmaları nedeni ile bu üçlü ittifakların diğer doğal tarafı AB olmaktadır.
Türkiye’nin ABD ile ilişkileri gerginlik içinde iken, ayni zamanda AB ile de ilişkiler de çok verimsiz ve sorunludur.
Ancak en acısı ise bu gerginliklerin iç siyasete, milliyetçi reflekslerle yansıtılmasıdır. Haddini bildirmek ifadesi ile en geniş kitlelerin milliyetçi refleksleri tatmin edilip, bunun üzerinden siyaset başarısı aranıyor. 
Ama bu tatmin;  siyasi, ekonomik, demokratik bir rahatlamaya dönüşmüyor. Aksine Dış Politikadaki bu gerginlikler; ekonomik, siyasi, demokratik iç siyasi krizlerdeki artışla paralel gidiyor.
Türkiye’nin ABD ile gerginliği içinde, ABD Devlet yetkililerinin Türkiye’yi aşağılayan, horlayan açıklamalarını üzüntü ile okuyoruz. Şu anki iktidara ne kadar eleştirimiz olursa olsun, bu horlayıcı, üstünlükcü  patron ifadelerine hiç bir zaman sempati ile bakmamak gerekir. 
Ancak bu horlayıcı patron tavrı, bizi başka açılardan düşündürmelidir. Bu S- 400 krizini aşmak ve ekonomik, siyasi üstünlük içinde yapılan hoyratca davranışı ezilmeden, boyun eğmeden karşılamak için toplumun hemen hemen tüm kesimlerinin, hamaset ötesi bir birlikteliğinin gelişmesi gerekir.
Buda ancak içte demokratik bir ortak paydanın gelişmesi ile yaşanabilir. Gerek Kürt sorunu, gerekse Kıbrıs sorunu gibi tarihsel siyasi sorunları çözmek için diyalog geliştirmek. Toplumun farklı kesimleri ile ortak demokratik paydada buluşmak gerekir.
Bu temelde içerideki buluşma;  kendini en başta bölge ülkeleri, AB ve ABD ile Rusya gibi güçlerle de seviyeli ilişkileri geliştirmeyi ilerletir.
Ancak şu veya bu gerekçe ile hapishanelerde düşünce suçu ile yatan pek çok insan varsa. Bir yerel seçim sonucunda seçimi %70 ile kazanana, seçim öncesi olmayan bir kriter ile HDP’li diye Belediye Başkanlığı verilmiyorsa. İstanbul’da yerel seçim sonucu çerçevesinde seçimin kazananına, demokratik hak olan itiraz hakkı ile itiraz edildikten sonra,  bu hakkın istismarı ile gerçek hak olan halk iradesinin gereği, yerine gelmiyor ve hala seçim sonucu yaşama geçmiyorsa... 
Bu olumsuz gelişmeler, bu zor zamanı toplumsal olarak karşılama konusunda ciddi sıkıntı yaratır.  Bunun için bu zor zamanda gerçekten toplumsal demokratik barışa ihtiyaç var. 
Bu dünden daha fazladır. Çünkü toplumsal demokratik ortak payda da buluşma, zor uluslararası durumu ve ekonomik, demokratik sorunları aşmanın en önemli dönemecidir. Bu olmazsa, ABD ve diğer güçler kendi ihtiyaçları için toplum içindeki bu çatlağı tepe tepe kullanır.
Erkte olan saldırganlaşır, muhalefet olan sürüklenir. Böylece toplum, dümensiz ve pusulasız kalır. 
Buna bakarak biz Kuzey Kıbrıs’ta, bu zor zamanda bu doğruyu kendi ölçeğimizde ele almalıyız. Ekonomik ve siyasi sorunları, demokratik sıkıntıları, ortak paydalar çerçevesinde ele almanın zeminini sağlamalıyız.
Yoksa sorunlara sevinerek ve sorunlar üzerinden,” o gitsin, ben geleyim” anlayışı ile el ovuşturarak atılacak her adım, bizi çıkmazın dibine götürecektir. Zaman ortak aklın ve ortak demokratik paydalarda buluşmanın gereğini bize dayatmaktadır.  

YORUM EKLE