banner345

banner314

banner375

banner159

banner358

banner17
banner392

Anavatan düşmanlığı, bindiğimiz dalı kesmektir

Anavatan düşmanlığı, bindiğimiz dalı kesmektir

Dr. Orhan AYDENİZ

12 Kasım 2017, 11:20
Bu makale 81 kez okundu
 Rum-Yunan ikilisinin Türkiye’ye düşmanca duygular taşıması, haksızca bir tutum olmakla beraber, fazla yadırganamaz. Çünkü geçmişteki kuyruk acıları yanında, Türkiye Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması karşısında en büyük engeldir.
 Fakat KKTC’de yaşayan ve Anavatanın sağladığı fedakarca yardım ve destek sayesinde geçmişte hayal bile edemeyecekleri refah içinde yaşayan kişilerin, Anavatan düşmanlığına öncülük etmesini, haklı gösterecek hiçbir neden yoktur.
 Çünkü halen anavatanın koruması altında olduğumuz için bize ait bir bölgede, özgürce, aşağılanmadan, can ve mal korkusu içinde olmadan, Türk kimliğimizle varlığımızı sürdürebilmekteyiz.
  Türkiye’nin bizi korumaması ve adadan ayrılması durumunda da 1974’den sonraki kazanımlarımızı kaybedeceğiz ve horlanan bir azınlık durumuna düşeceğiz.
 Aynen bugün Leymosun’da yaşayan Türkler gibi kendi dilimizde öğrenim hakkımızın bile elimizden alınacak;
 Ayrı devlet kuruluşlarına izin verilmeyeceği için, memurlar ile öğretmenler işlerini kaybedecek, devlet hizmetlerinden  yararlanabilmek için Rumca öğrenmek zorunda kalacağız;
Eski Rum evinde oturanlar, mahkemelerde cezalandırılıp, sokağa atılması yanında bir de, geriye dönük tazminat ödemek zorunda olacak; 
Rumların bize azınlık hakları dışında hiçbir hak tanımayacak, şimdi arkamızı sıvazlayan ve birleşmeyi teşvik eden batılı emperyalistler ile AB yetkilileri yüzümüze bakmayacak;
    Sonuçta halen Rodos, B. Trakya, Leymosun ve Kerkük- Musul’da sefalet, can ve mal korkusu içinde yaşayan, itilip, katılan soydaşlarımızın durumuna düşürüleceğimiz inkar edilemeyen bir gerçektir. İşte bu nedenle Türkiye düşmanlığı yapanlar, Kıbrıs Türk halkının kötülüğünü, isteyen en tehlikeli ve en büyük düşmanlarıdır. 
Asimile edilmek istendiğimiz ise, kötü niyetli bir yalandır. Çünkü atalarımızın Anadolu’dan geldiği ve orada yaşayan halkın parçası olduğu saptırılamayacak bir gerçektir. Bu nedenle Türkün, Türkü asimile edeceğini ileri süren yolunu şaşırmışlar, komik duruma düşüyor. Üstelik asırlardan beri Anavatan dışında kalmamıza karşın, son yıllarda, yoğun beyin yıkama propagandalarının etkisinde kalarak, dinini ve ulusal kimliğini inkar eden, az sayıdaki kişiler dışında, Türk ve Müslüman kimliğimizi kaybetmedik. 
Demokratik hukuk devletinde vatandaşların, siyasilerin ve Sivil Toplum Örgütleri yetkililerinin düşüncelerini özgürce açıklamaları engellenemez. Ancak, bu konuda sınırların ve yetkilerin üzerine çıkılmamasına ve ülkenin genel çıkarlarının korunmasına özen gösterilmeli. 
Planlı ve bilinçli olarak sırf Anavatan ile aramızdaki bağların koparılması, yalnızlaştırılmamız ve geleceğimizin zarar görmesine yol açabilecek düşmanca açıklamalar, hakaretler ve faaliyetler demokratik özgürlük ve hak kabul edilemez.
Halen ülkemizde sürdürülen Anavatan karşıtlığının alt yapısının; geçmişten günümüze Güneydeki yönetim ile dış güçlerin sistemli çalışmaları ve çeşitli nedenlerden dolayı bunlara yardım eden içimizdeki işbirlikçiler tarafından hazırlandığı biliniyor.
Bu faaliyetlerin amacının da;  Anavatanla aramızı açmak, bizimle ilgilenmesini önlemek, Kıbrıs Türkünü korumasız bırakmak ve böylece Rumların istediği şekildeki bir anlaşmayı kabul etmek zorunda bırakılmak olduğu da gizlenemez.
Bu nedenle, içte ve dışta halkımızın çıkarlarını korumakla yükümlü olan hükümetin, hiçbir nedenle sessiz kalarak, böyle üzücü olayları teşvik ve cesaretlendirmemesi gerektiği görüşündeyim.
banner265

Yorum Gönder