1960’a dönüş 

Kişisel görüşüme göre 1960 anlaşmasına dönüş; bizi masada oyalamak ve zarara uğratan statükonun devam ettirilmesi amacı ile şeklen ortaya atılan art niyetli bir öneridir.
Londra Zürih Anlaşması uyarınca kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, anayasaya uygun çalışmasını Rumlar engelledi. Değiştirmek için 13 maddelik öneri sundu ve isteklerinin kabul edilmemesi nedeniyle, silah zoru ile Türkler yönetimden atıldı. Uluslararası toplum da  güneydeki yönetimi Kıbrıs Cumhuriyeti kabul ederek Rumları ödüllendirdi. Mağdur edilen Kıbrıslı Türkleri cezalandırdı ve hala daha cezalandırmaktadır. 
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anlaşmalar çerçevesinde kurulmasını engelleyen ve yıkan üstelik imzaladığı anlaşmaya uymadığı bilinen Rumların, bu önerisinin aldatmaca olduğu aşikardır. 
Rum halkının ezici çoğunluğunun, hatta bu öneriyi yapan Anastasiadis’in bile 1960 anlaşmalarına dönülmesini gerçekte istemediği ve kabul etmeyeceği görüşündeyim.
1960’ta Makarios, imzası kurumadan yaptığı birçok açıklamada, anlaşmayı ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanmak niyetinde olduğunu ifade etmişti.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna rağmen Rumlar, ENOSİS hedeflerine ulaşmak amacı ile Akritas Planını hazırladı. EOKA örgütü geçici olarak durgun hale getirilmişti.  EOKA’cılar tüm devlet kuruluşlarında etkili ve ayrıcalıklı konumdaydı.
1950’li yıllarda Rumların önce İngilizlere ve daha sonra da Türklere karşı yürüttüğü silahlı çatışmalardan sonra kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde de, ülkemiz gerçek barışa kavuşturulmadı.
İki halk arasındaki rekabet, soğukluk, ayırımcılık, güvensizlik birinin diğer taraf üzerinde üstünlük kurmak isteği terk edilmedi. İki halk arasında samimi işbirliği yapılması sağlanamadı.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan edildiği dönemde, devlette memur olarak atandım. Rumlarla bir arada görev yaptım. Devlet hizmetlerinde Türklere karşı gözle görülür bir ayırımcılık yapılırdı. Aynı dairede çalışan Rum ve Türkler arasında soğukluk ve huzursuzluk vardı. KC Anayasası’na göre; devlet görevlilerinin %30’unun Türk olması şartı, Rumların engellemesi sonucu uygulanamamaktaydı. 1960-63 döneminde adada istihdam edilemeyen binlerce üniversite mezunu Türk anavatana göç etmişti.
Rumlar, Türklerin de kendileri kadar bu adada yaşama hakkına sahip olduğu gerçeğini kabul etmedikleri için, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra sürekli huzursuzluklar çıkardı. Anlaşmada,  Türklerin yararına olan birçok maddenin uygulanmasını engelledi. Rumların olumsuz tutum ve kuruluş anlaşmasına uymaması, zamanın Alman anayasa uzmanını bile isyan ettirdi ve istifa etmesine sebep oldu.
Kilise ve bazı Rum örgütleri Türklerin taşınmaz mallarının satın alınması için bir çalışma yürütüyordu. Türklerin taşınmaz mallarının Rumlar tarafından alınmasına çeşitli kolaylık ve olanaklar sağlanırken, Türklerin Rum malı almasına engeller çıkarılıyordu. Türk’e mal satmak isteyen Rumlar tehdit ediliyor ve malını satmaktan vazgeçirilirdi.
Rum ve içimizdeki işbirlikçilerin ileri sürdüğü gibi,1963’te yönetimden bizim ayrıldığımız art niyetli bir yalandır. Ortak yönetimden Rumların bizi silah zoru ile attığı tarihi belgelerle sabittir. Bu konuda tarihi kanıtlar içeren birçok kitap vardır.  
Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde yaşanan sorunlar, iki halkın yönetimde ve yetki paylaşımında anlaşmasının mümkün olamayacağını gösterir.
1960 anlaşmasına dönülmesi durumunda Rum’un: muhafız ordusunun dağıtılmasını, Türk tarafının veto hakkını, devlette istihdamlarda %70 -  30 oranını, bütçeden yararlanmamız ve benzeri anayasal şartlara uyacak mı? 
Yeniden 1960 anlaşmasına dönmemiz durumunda, başta uluslararası ilişkiler ve bütçe paylaşımında olmak üzere kararların alınmasında mutlaka Türk ve Rum yetkililer arasında anlaşmazlık olacak. Bizim ve onların sadece kendi iradelerine göre karar alamamasından, her iki taraf da mutlu olmayacak.
Yaşanan acılara rağmen halen Rum tarafının açıklamaları: geçmişteki görüş ve idealleri ile hedeflerinde hiçbir değişiklik olmadığı;1963-74 döneminde bize yaptıkları kötülüklerden pişmanlık duymadıkları, yaptıklarını başarı ve kahramanlık kabul ettikleri anlaşılmaktadır. 
Halen Rum gençlerin kilisenin güdümünde fanatik Ortodoks ve elen ruhu ile yetiştirildiği ve küçük yaştan beyinlerine adanın sadece kendilerine ait olduğu işlendiği biliniyor. Okullardaki, askeri kışlalardaki panolar ve güneyde her yerde Yunan bayrağı bulunması, adadaki gerçekleri kristal berraklığı ile gözler önüne seriyor. 1960 anlaşmalarına dönmemiz durumunda Rumların tutumunun değişeceğini beklemek saflıktan öte geleceğimizi bilerek risk altına sokmaktır. 
Kuşkusuz Türk tarafı barış ve çözüme karşı değildir. Küçük adamızda iki halkın barış ve huzur içinde yaşamasından daha iyi hiçbir şey olamaz. Ancak iki halkın ortak yönetim altında işbirliği yapamayacağı, 1960-63 ortaklığında denenerek ve çok ağır bedel ödenerek kanıtlanmıştır. Kör eşek bile aynı çukura iki defa düşmez.
Türk tarafı olarak, tüm ilgili taraflara,  iki egemen devletli çözüm ile adadaki barışın devamının sağlanacağını ve Kıbrıs sorununun ilelebet gündemden çıkacağını anlatmalıyız.

YORUM EKLE

banner471

banner465