
Beliniz, boynunuz, diziniz ya da omzunuz ağrıdığında çözümü internette aramak artık çok kolay. Birkaç kelimeyle karşınıza onlarca egzersiz videosu çıkabiliyor. “Bu hareket ağrınızı geçirir” ya da “Bu egzersizi her gün yapın” gibi başlıklar da oldukça ikna edici görünüyor. Peki ekranda gördüğümüz bir hareketin gerçekten bizim için doğru olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Öncelikle internette egzersiz bulunması başlı başına bir sorun değil. Hatta doğru hazırlanmış dijital egzersiz programlarının bazı kas-iskelet sistemi sorunlarında fayda sağlayabildiğini gösteren çalışmalar var. Asıl problem, bir egzersizin kişinin şikâyeti ve fiziksel durumu değerlendirilmeden herkese aynı şekilde önerilmesi.
Aynı bölgede ağrı yaşayan iki kişinin ihtiyacı aynı olmayabilir. Örneğin diz ağrısı olan bir kişinin şikâyeti merdiven inerken artarken, başka bir kişinin uzun süre oturduktan sonra belirginleşebilir. Ağrının yeri aynı olsa da hareket sırasında ortaya çıkan sorun farklı olabilir. Dolayısıyla internette gördüğümüz hareketin başka bir kişiye iyi gelmesi, bizim için de doğru olduğu anlamına gelmez.
Fizyoterapist olarak egzersiz seçmeden önce şikâyetin nasıl başladığını, hangi hareketlerle değiştiğini ve günlük yaşamı nasıl etkilediğini değerlendiririz. Gerekli durumlarda eklem hareketliliği, kas kuvveti, denge ve hareket kontrolü gibi özelliklere de bakarız. Bu değerlendirme bize yalnızca hangi hareketin yapılacağını değil, hareketin hangi seviyeden başlaması gerektiğini de gösterir.
Çünkü egzersizde önemli olan yalnızca hareketin kendisi değildir. Kaç tekrar yapılacağı, ne kadar dinlenileceği, hareketin ne kadar zorlaştırılacağı ve kişinin egzersiz sonrasında nasıl tepki verdiği de tedavinin bir parçasıdır. Başlangıçta kolay olan bir egzersiz zamanla ilerletilebilir; bazı durumlarda ise kişinin verdiği yanıta göre hareketin dozu azaltılabilir veya değiştirilmesi gerekebilir.
İnternetteki içeriklerin bir diğer sorunu da çoğu zaman kişinin değerlendirilmeden tek bir egzersizin çözüm olarak sunulmasıdır. 2025 yılında yayımlanan bir sistematik derleme, sosyal medyada fiziksel aktivite ve rehabilitasyonla ilgili düşük kaliteli veya yanıltıcı bilgilerin önemli bir sorun olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle bir videonun çok izlenmesi, önerilen egzersizin bilimsel olarak doğru veya herkes için uygun olduğu anlamına gelmez.
Peki internetten gördüğünüz bir egzersizi hiç mi yapmamalısınız? Hayır. Ancak hareket sırasında ortaya çıkan belirtileri gözlemlemek ve özellikle yeni başlayan ya da giderek artan şikâyetleri önemsemek gerekir. Travma sonrası gelişen ağrılarda veya ağrıya belirgin uyuşma, güç kaybı ya da denge problemi eşlik ettiğinde yalnızca internet videolarına güvenmek yerine profesyonel değerlendirme almak daha doğru bir yaklaşımdır.
Unutmamak gerekir ki fizyoterapistin görevi yalnızca egzersiz göstermek değildir. Önce problemi değerlendirir, ardından uygun hareketi seçer ve kişinin verdiği yanıta göre programı şekillendirir. İnternette milyonlarca egzersiz olabilir; önemli olan en popüler hareketi bulmak değil, sizin için doğru hareketi, doğru zamanda ve doğru dozda seçebilmektir.


