Diyalog Gazetesi
2026-07-19 04:04:23

20 Temmuz Kıbrıs Türkü’nün varoluş haykırışıdır

İsmet ESENYEL

19 Temmuz 2026, 04:04

Öyle farklı ve güzel bir nesil geliyor ki bunu onların gözlerinden okumak çok da zor değil. Örneğin daha dün Kıbrıs’ın tarihi ve doğal güzelliklerini keşfe çıkardığım torun Eray “ bence dünyanın en güzel yeri Girne’nin antik limanıdır “ dedi. Bu çocuk Girne Kalesi’nin tepesinden tarihi antik limana bakarken uçsuz bucaksız dağ manzarasının, masmavi tertemiz gökyüzünün Akdeniz kıyılarına süzülen dalgaların yansıması karşısında söz etti. Gerçekten de Antik Liman’ın içi çok güzel rehabilite edilmiş hakkını vermek lazım ancak son günlerde sosyal mecrada karşılaştığımız bazı videolar limanın içinin yani yatlar ve balıkçı teknelerinin demirlediği yerlerin harap halinde olduğunu bize gösterdi.

Mendireklerin kırıldığı, iskelelerin denizin içerisine çöktüğü bu durumu tüm kamuoyu şaşkınlıkla izledi. Hani davulun sesi uzaktan hoş gelir ya onun gibi bir şey.

Önümüzde tam iki ay var, sonra yumuşak dalgaların yerini sert rüzgârlar alacak ve mevcut konumuyla antik limanımız gerçekten de kışa SOS veriyor.

 Girne Kalesi gözlem ve düşüncelerim

Girne Kalesi genel anlamda temiz ve bakımlıydı. Öğle saatleri olmasına rağmen turist kafileleri gidip geliyordu.

Hava çok sıcaktı ancak kalenin antik liman ile öyle bir bütünleşmesi vardı ki, karşınıza muhteşem bir manzara çıkıyordu ve tüm yorgunluğunuzu ve sıcağı unutuyordunuz.

Girne kalesinde daha fazla ziyaretçi çekmek için alanlar yaratılabilir. Yaklaşık 10 yıl önce gittiğimiz Rodos adasının en büyük çekim alanlarından biri olan ve Rodos Adası’nın milattan öncesinden günümüze medeniyetlerin varoluşunu anlatan bir sinema var. Adanın halklarının nasıl yaşadığını tasvir eden dokuz boyutlu(9 D ) bu sinema en fazla turist çeken bir yer. Oraya girenler dalgaların üzerinde yolculuk eden gemilerin mücadelesinde yüzünüze fışkırtılan su damlalarından, hareket eden koltuklardan sanki o anları size yaşatıyor.

Böyle bir alan çok kolay bir şekilde tarihi Girne kalemizde veya yakın bir alanda yaratılabilir.

 Beşparmak dağları anıt tanka yolculuk

 Eray torun “ beşparmaklardaki tanka da çıkalım dede “ dediği zaman akan sular durdu. Boğazdan hareket ederek yaklaşık 55 dakika sonra gerçekten çok çok zorluklarla en sonunda anıt tanka ulaştık. Yönlendirme tabelaları yok denecek kadar az ve küçüktü. Bir insanın iki eli kadar büyüklükte olan bu küçücük “ tanka gider “ yazıları gerçekten de günümüz yönlendirme tabelalarından 40 yıl öncesine sizi götürüyor. St. Hilarion’dan anıt tanka belki de dağ üzerinden en az 20 km var ama sadece üç, bilemediniz dört tane bir A4 boyutunu geçmeyen küçücük yönlendirmeler mevcut. Ben bile acaba geçtik mi korkusu ve endişesiyle yavaş yavaş yol alırken yolda gördüklerim beni şaşırttı. Kırık cam şişeler, ormanın içerisine atılmış naylon poşetler, pet şişeler beni derin bir endişeye soktu. Her an bu güzelim ormanlar yangın tehlikesi ile karşı karşıya. Aslında bu zamanlarda deniz kenarlarını da temiz tutmaya çalışırken; böylesi dağ yerlerine de bir seferberlik düzenleyerek güzergahlar üzerini de temizlememiz lazım. Belli aralıklar ile 23 üniversitemize bu görev verirse üniversitelerimizin kuracağı heyetler ve gönüllü takımlar bu işi bir iki günde bitirirler. Biz katkı koymaya hazırız.

 20 Temmuz gerçekleri

 20 Temmuz vesilesiyle bizler Kıbrıs Türk toplum olarak hiçbir zaman yeni nesillerimize ırkçılık yapmadık, yapmıyoruz. Çocuklarımıza ve veya torunlarımıza Rum karşıtlığı yapmak aklımızın ucundan geçmez. Ancak güneyli komşularımız ne yazık ki öyle değil. 20 Temmuz’un öncelikle 15 Temmuz Yunan cuntası ve faşistlerinin Makariosu öldürme niyetiyle başladığını hatırlatalım. Adanın tümünü Yunanistan’a bağlayarak Türkleri de öldürerek kendilerine Enosis dedikleri ülkülerinden, azminden amacından kaynaklandığını anlatmak yanlış bir realite değildir. Neyse odur. Türk askeri adaya durup dururken çıkmamıştır. 20 Temmuz kendiliğinden olmamıştır. BM Genel sekreteri Gutters’in bir hafta sonra adaya gelmesi ise hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Rumlar kendilerini adanın tek sahibi gördükleri müddetçe, adanın siyasi ve ekonomik gücün hiçbir zaman Kıbrıs Türküyle paylaşmak istemeyeceklerdir.

Umarım yanılırım ama yanılmam için öncelikle Amerika’nın, daha sonra İngiltere’nin hatta ve hatta Avrupa Birliği’nin bu atılacak adımlar da samimi olması lazım. Olacaklar mı ümitli değilim. Bize Anavatan Türkiye’ye yeter ama 20 Temmuz Barış Harekatı’nı ekonomik kazanımlar ile ayrıca uluslararası arenada Kıbrıs Türkü’nün statüsünü yükseltmedikçe; adanın kuzeyinde kabul görecek gerçek bir güç olacağımıza şüpheyle bakıyorum. Siyasi çıkarları bir yere konulmalı, gelecek nesillere adamızı sahiplenecek bir ada bırakmalıyız. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramımız kutlu olsun.

Yorumlar (1)

Mesut Öztürk 1 Gün Önce

Hocam; müdürüm gene harika bir anlatım harika bir kalem. Bayramımız kutlu olsun

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.