Diyalog Gazetesi
2026-09-20 00:56:30

Amerikan saldirganliği ve jakobenizm

Mustafa ERDOĞAN

20 Eylül 2026, 00:56

Bu yazıda Amerika’nın önde gelen muhafazakâr entellektüellerinden Katolik Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Claes G. Ryn’ın ülkesinin saldırgan dış politikasının temellerini sorgulayan 2004 tarihli bir konuşmasını özetlemek istiyorum.

Ryn geleneksel olarak ılımlı, alçakgönüllü ve kendini kontrol etme hasletine sahip olan Amerikalıların bugün başka ulusların kaderini güç yoluyla belirleme sevdasına kapılmalarını anlaşılmaz buluyor. Ona göre, eski Amerikalılar, dizginlenmemesi halinde, insan tabiatının karanlık yönlerinin yaratabileceği tahribatın bilincinde oldukları için, bireysel düzeyde kişinin kendini denetlemesine ve bireysel sorumluluğa, toplumsal-siyasal düzeyde ise iktidarın sınırlanmasına ve meşru sınırlarını aşmamasına özen gösterirlerdi. Ama bugün Amerikan yönetici sınıfında bu eski değerlerden uzaklaşan ve anayasal kısıtlamaları tanımayan “emperyalist (bir) ego” ortaya çıkmıştır. Bu kendini-büyük-görme anlayışı geleneksel olarak sınırlı ve adem-i merkezî Amerikan devletini, bütün dünyaya hâkim olma peşinde koşan, dizginsiz iktidar arzusuyla bir süper-devlete dönüştürmüştür.

Amerika bu hakimiyet arzusunu elbette hayırhah ve diğerkâm bir tutummuş gibi dünyaya sunmaktadır. Görünüşe göre, amaç demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerden yoksun kalmış olan halklara bu değerleri götürmek ve yerleştirmektir. Bu ise Amerika’nın daha fazla güç kazanması demektir. Çünkü, başkalarının iyiliğini ne kadar fazla düşünürseniz bu hayırhah misyonunuzu gerçekleştirmek için o kadar daha fazla güce ihtiyacınız olur.

Profesör Ryn ilginç bir şekilde, Fransız Jakobenlerinin fikirleriyle yeni Amerikan yönetici sınıfının –yani, neo-muhafazakârların- dış politika yaklaşımı arasındaki paralelliğe dikkat çekmektedir. Jakobenler toplumun tarihsel olarak şekillenen hayat tarzını reforme etmek yerine, onu radikal bir biçimde yeniden yapılandırmaya çalışmışlardı; bu “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik”ın gereğiydi. Tabiî böylesine kapsamlı ve önemli bir misyon Jakobenlerin bütün iktidarı kendi ellerinde toplamalarını gerektiriyordu. Öyle de yaptılar ve muhalefeti şiddetle bastırdılar. Kötülerin karşısında iyiler, “erdemliler” vardı ve bütün iyiler de elbette aynı tarafta, yani kendilerinin safındaydı.

Bu zihniyet aslında Amerika’nın geleneksel değerlerine yabancıydı. Amerika’da “büyük devlet”in (big government) öteden beri kötü bir şöhreti vardır; onun için Anayasaya açıktan karşı çıkmak halâ risklidir. Bu nedenle, Jakobenizmin cezbettiği neo-muhafazakârlar geleneksel Amerikan değerlerini iktidar tutkusuna daha elverişli hale gelecek şekilde yeniden tanımladılar ve yeni bir mit yarattılar: Erdemli Amerika miti. Buna göre, Amerika dünyayı kendi suretinde yeniden yaratmakla görevli eşsiz ve asil bir ülkedir. Bu mit de başkalarına hâkim olmak için kapsamlı bir gerekçe sağlamaktadır. Ayrıca, Amerika’nın devrimci geçmişini “özgürlük”, “eşitlik” ve “demokrasi” gibi evrensel ilkelerin ABD dışında da uygulanabileceği şeklinde yeniden yorumladılar.

Artık Amerika’nın dünyayı kötülüklerden arındırmak gibi büyük bir misyonu vardır. Bu misyon iktidar iştahı için ahlâkî bir kılıf sağlamaktadır. Bir tür evrenselci ideoloji olan komünizmin yerini şimdi Amerikan imparatorluğu almıştır ve sahne başka bir haçlı savaşı için hazırdır. Kötülükleri sona erdirme görevi ciddî olduğu kadar sonsuzdur da. Üstelik menfur siyasi rejimlerle dolu tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz ve terörizm Amerika ve müttefikleri için ciddî bir tehdittir. Dünyanın tek süper gücü olarak Amerika’nın dünyada önderlik rolü oynaması zorunludur.

Fakat Ryn’a göre, bunlar doğru olsa da, bundan Amerika’nın kendi iradesini dünyanın geri kalanına dayatması gerektiği sonucu çıkmaz. Maalesef, 11 Eylül de emperyalist eğilimlilere, ahlakî ve hukukî kısıtlamalardan kurtulmak ve pervasız davranmak için başka bir bahane sağlamıştır.

Bugünkü Amerikan saldırganlığı anayasacılığın eski ruhunun ve ‘’frenler ve dengeler’’ sisteminin tersine dönmesini temsil etmektedir. Amerika’nın başka uluslardan daha iyisini bildiği ve kendi şartlarını onlara dikte etme hakkına sahip olduğu düşüncesi muazzam bir kibri ele vermektedir. Bu aynı zamanda başka ulusların Amerikan zorbalığına karşı kendilerini korumak için silahlanma ihtiyacını ortaya çıkarmakta ve meşrulaştırmaktadır.

Yeni Jakobenler için alçakgönüllülük çağrıları çoktan zamanı geçmiş şeylerdir: İnsanlığın nasıl yaşaması gerektiğini bilenler kendi fikirlerinden veya evrensel hâkimiyet hakkından niçin şüphe etsinler? Onlara göre, dünyanın “ahlakî açıklık”a ihtiyacı var, dolambaçlı yollara değil. Bugün Amerika’nın ve dünyanın kaderini şekillendirenlerin çoğu tam da egoları şişmiş olan bu kabil “korkunç basitleştiriciler”dir. 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.