Dünyamızda çok hızlı değişimler yaşanıyor…
Dostluk ve barış kültürünün öne çıkması beklenirken, silahlanmaya daha çok para harcanıyor…
Avrupa Birliği’nin ‘SAFE’ programı çerçevesinde üye ülkeler için 150 milyar Euro’luk ‘savunma’ katkısı yapması oldukça dikkat çekicidir…
Bu paranın bir milyar 100 milyon Euro’su Güney Kıbrıs’a ayrıldı…
Rum Milli Muhafız Ordusu’nun daha çok silahlanmasına yönelik bu kararı KKTC sadece seyretmekle yetindi…
Tek bir yetkili dahi çıkıp da “ne yapıyorsunuz, silah yerine parayı ülkemizin kalkınmasına harcayın” demedi…
Öyle bir noktaya gelindi ki; Rum tarafı istediği gibi çalıp, istediği gibi oynuyor…
Amerika’nın silah yardımına ilaveten bir milyar 100 milyon Euro’luk savunma kredisi, üzerinde durulması gereken önemli bir olaydır…
Bir başka önemli olay ise İsrail yapımı Barak MX füze savunma sistemlerinin Güney Kıbrıs’a yerleştirilmesidir…
Amerika Baf’ta hava, Mari’de deniz üssü kurarken, Güney Kıbrıs’ın buna ihtiyacı var mıydı?..
Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas’a göre; ‘Türkiye adada bulunduğu sürece’ savunmalarını güçlendirmeye devam edecekler…
Rum ordusunun caydırıcı bir güç olacağını söylüyor Palmas…
Ayrıca 1 Ekim ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ törenlerinde bu füzelerin resmi geçitte yer alacağını belirterek Türkiye’ye gözdağı vermeye hazırlanıyor…
Bu son derece yanlış ve tehlikeli bir politikadır…
Kimse savaş istemiyor
İsrail’in, Gazze’ye yönelik saldırıları devam ederken, diğer yandan Rumların silahlanmasına destek çıkması doğal olarak insanların aklını karıştırıyor…
Müzakerelerin başlamasını, iki toplum arasındaki ilişkilerin gelişmesi için yeni kapıların açılmasını isterken, aşırı silahlanma iki toplumu nereye götürecek?..
Halkın endişelerini gidermek açısından iki liderin, bir sonraki buluşmada bu konuyu ele almalarında fayda vardır…
Kıbrıs Türk halkının beklentisi, gerilim değil, kalıcı bir barıştır…
Ortadoğu’nun Singapur’u veya Dubai’si olmak varken, iki toplumun silahların gölgesinde yaşatılmasını tercih etmek akıl işi değildir…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılından itibaren ortaya koyduğu “Win win…” formülünü hayata geçirme yönünde çaba sarf edilmelidir…
Her iki toplumun da kazanacağı ve yaşamını güvence altına alacağı bir çözüm doğru olandır…
Bunun için de liderler cesaretlendirilmelidir…
Hippo 12 Saat Önce
Sayın Erdoğan gibi Sayın KKTCyi yönetenler ile KKTC Dış işleri bakanının KKTC’yi Tanıyın çağrıları durdukça Kıbrıs’ta Dünyada kimse bir çözüm bekleyemez ! KKTCnin Tanınmasına sonuna kadar karşıyız diyen Kıbrıs Cumhuriyetini sahiplenmiş Güney Kıbrıs ile AB Toprağı KKTCnin tanınmasına Hayır diyen BMGK - AB ve Dünyanın diğer ülkeleri var oldukça KKTC ile nasıl bir çözüm olabilir ki ? KKTC var oldukça ise BM’nin AB ‘nin koyduğu Ambargoların Uluslararası Uçuş yasağının Direk Ticaretin kalkması ise imkan değildir ! Ambargolar neticesi KKTCye Yabancı bir Müzik grubunu bile getiremeyen KKTCyi yönetenler kime neyi Tanıtabileceklerdir acaba ? Kıbrıs’ta Çözüm şayet istiyor isek KKTC isminin kalkması kaçınılmazdır ! Sayın Erdoğan BM kürsüsünden KKTCyi Tanıyın çağrıları yapadursun TDT Ülkeleri bile KKTCyi değil de Kıbrıs Cumhuriyeti Güney Kıbrıs’ı Elçilikler açarak ve Direk Uçuşlar başlatarak Tanımışlardır ? Kırk yıldır KKTCde yaptıklarımız ile Dünyanın sevgisini kazanabileceğimizi mi sandık yani ! KKTCyi Dünya gözünde Hırsız duruma düşüren Yağmalayıp tapulayıp Gelene Gidene Sattığımız Rum Mülkleri ile KKTCnin Sahte Diplomaları ile Ülkelerine Gönderdiğimiz Mağdur Faslı Öğrencilerin Suçlusu KKTCden başka kim olabilir ki ! İngilizleri Paralarını alip da Kazıklayıp onlara Sattığımız Rum Mülklerinden kapı dışarı etmedik mi yani ? Girne faciası Deniz altından halen çıkarılamayan Kayıplarımızın suçlusu KKTCnin çökmüş düzeni değil de nedir acaba ? KKTCnin Can alan yollarında verdiğimiz canların Suçlusu Yönetilemeyen Bakımsız ve Onarımsız KKTC değilmidir yani ? Dünyadan dışlanan ve Gelecek için ne bir plan veya Programı olan KKTCnin geleceğinden endişeli olmayanımız mı var yani ?