Diyalog Gazetesi
2018-10-14 10:30:36

Çözümden yana olanlar geçmişe saplanıp kalmamalı

Dr. Orhan AYDENİZ

14 Ekim 2018, 10:30

 Müzakerelerde harcanan yarım asırdan sonra güneydeki siyasiler de federasyon yerine daha uygun seçeneklere yönelmemiz gerektiğini dillendirmeye başlamıştır. Ancak müzakerelerde oyalanmamızdan nemalanan sözde çözüm yanlısı statükocuların bu görüşlere tepki gösterdiği görülüyor.

Aslında Kıbrıs sorununda, içimizdeki çatlak sesler, Rumları umutlandırmasa ve tek yumruk halinde devletimize hep birlikte sahip çıksaydık, adadaki varlığımızı sürdürebilmemize olanak verecek bir çözümün gerçekleştirilmesi çoktan mümkün olacaktı. 
Ancak çözüm konusunda, dışa karşı ulusal politika benimsemememiz, birlikte hareket etmememiz, aksine ‘ilerici kesimin (!), görüşmelerdeki tüm tıkanıklık ve başarısızlıktan dolayı haksızca Türk tarafını suçlaması, Rumların ENOSİS umudunu güçlendirmiş ve makul bir çözüme yanaşmasını engellemiştir.
Maalesef KKTC’de sözde çözümden yana olduğunu ileri süren kesim, geçmişten günümüze yaşanan deneyimlere rağmen, ideolojik saplantılar ve fobilerinin etkisi altında hareket ediyor ve çeşitli nedenlerle gerçekleri kabul etmiyor. Örneğin:
Rum tarafının görüşmelerdeki tek hedefinin egemenliklerini kuzeye yaymak olduğu ve bunun dışında varlığımızı Türk ve Müslüman kimliğimizle sürdürmemize olanak verebilecek bir çözümü kabul etmek niyetinde olmadığını;
Rum tarafının tüm isteklerini kabul ederek sağlanacak anlaşmanın, bizi Leymosun’daki ve Trakya’daki soydaşlarımızın durumuna düşüreceğini, böyle bir çözümün de bizim için kurtuluş değil felaket olacağını;
Batılı emperyalistler ile ABD’nin, zamanla Rum çoğunluk içinde eriyebileceğimizi düşünerek, Rumların istediği şekildeki birleşmeyi ve federasyonu savunduğunu;
Hiçbir çözüm şeklinin kendi devletimize sahip olmamız ve anavatanın koruması altında bulunmamızdan daha iyi olamayacağını;
Türk kimliğimizi, dinimizi inkar etmemiz ve uyduruk Kıbrıslılık kimliği altında Rumlarla birleşmemiz durumunda, zamanla Rumlaşacağımızı;
Güneyde ulusal mücadeleye yön veren, ulusal politikaların belirlenmesinde katalizör rol oynayan kilisenin başının, ’Kıbrıslı diye bir halk bulunmadığını ve Yunanlı olduklarını’ açıklamasına rağmen, hala daha Kıbrıslılık kimliği ile birleşmeyi hayal etmenin yanlış olduğunu;
Barışçı ve çözümden yana görünmek için, anavatan düşmanlığı yapmanın, milletine ve köküne sahip çıkanları kötülemenin ve Rum yönetimine toz kondurmamanın şart olmadığını;
Solculukla, batılı emperyalist hayranlığının ve dünya dili ile konuşma safsatası ile, onları memnun edecek şekilde hareket etmenin çeliştiğini; 
Rum tarafının elindeki en güçlü silahın, nüfus üstünlüğü olduğu ve nüfusumuzun dörtte bir oranının üzerine çıkmasından korktuğu için, yıllardan beri bu topraklarda yaşayan soydaşlarımıza vatandaşlık verilmesine karşı çıktığını;
Avrupa Birliği, uluslararası topluluk ve BM Güvenlik Konseyi’nin haksız olduğunu bildiği halde yine de her koşulda Rum’u desteklediğini; Ekonomik bakımdan bizden çok daha güçlü, nüfus bakımından daha avantajlı, ulusal açıdan birlik, mesleki açıdan daha yeterli ve deneyimli, Rumlarla birleşmemizin, zamanla eriyip kaybolmamıza yol açacağını, anlamamakta ısrar ediyor. 
Sözde çözümden yana olduğunu ileri sürenlerin gerçekleri görmek istememesi, federasyona saplanıp kalması nedeniyle, bir yandan çözüme mahkum olduğumuzu söylerken, öte yandan da çözümü önlemektedirler. 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.