“Dizim ağrıyor, neden belime bakıyorsunuz?” veya “Omzum ağrıyor, neden boynumu da değerlendiriyorsunuz?” Bu sorularla fizyoterapi kliniğinde sık karşılaşıyoruz.
Aslında bunun önemli bir nedeni var: Ağrının hissedildiği bölge ile şikâyete katkıda bulunan yapı veya bölge her zaman aynı olmayabilir.
Örneğin diziniz ağrıyor olabilir; ancak bu şikâyetin nedeni yalnızca diz eklemiyle sınırlı olmayabilir. Bel bölgesinden çıkan sinirlerin etkilenmesi, bazı kişilerde bacağa, hatta diz çevresine kadar uzanan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya elektriklenme şeklinde kendini gösterebilir. Benzer şekilde kalça ve bel bölgesindeki bazı sorunlar da birbirine benzeyen şikâyetlere yol açabilir. Bu nedenle yalnızca ağrının bulunduğu noktaya bakmak, problemin tamamını anlamak için her zaman yeterli olmayabilir.
Peki fizyoterapist böyle bir durumda neye bakar?
Öncelikle ağrının nasıl başladığını ve nasıl davrandığını anlamaya çalışırız. Ağrı tam olarak nerede? Başka bir bölgeye yayılıyor mu? Hangi hareketle artıyor, hangi pozisyonda azalıyor? Uyuşma, karıncalanma, yanma veya elektrik çarpması gibi farklı bir his eşlik ediyor mu? Daha önce benzer bir şikâyet yaşandı mı?
Ardından yalnızca ağrıyan bölgeyi değil, onunla ilişkili olabilecek diğer bölgeleri de değerlendiririz. Diz ağrısında bel ve kalçaya, omuz şikâyetinde boyun ve sırt bölgesine bakılması bu nedenle şaşırtıcı olmamalıdır. Buradaki amaç, yalnızca “Ağrı nerede?” sorusunu yanıtlamak değil, aynı zamanda “Bu ağrı neden burada hissediliyor ve hangi faktörlerden etkileniyor?” sorularına cevap aramaktır.
Örneğin omuz ağrısı yaşayan bir kişinin boyun hareketleriyle şikâyetinin değişip değişmediğine bakmak, şikâyetin hangi yapılardan etkilenebileceğini anlamamıza yardımcı olabilir. Benzer şekilde diz ağrısında kişinin yürüyüşü, merdiven kullanımı veya çömelme sırasında yaşadığı sorunlar değerlendirilerek şikâyetin yalnızca dizle sınırlı olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır.
Burada fizyoterapistin amacı her ağrıyı başka bir bölgeye bağlamak değildir. Asıl amaç, farklı ihtimalleri değerlendirmeden doğrudan tek bir bölgeye odaklanmamaktır. Çünkü aynı bölgede hissedilen ağrı, farklı nedenlerle ortaya çıkabilir ve buna bağlı olarak uygulanacak tedavi yaklaşımı da değişebilir.
Bu yaklaşım özellikle sinir kaynaklı olabilecek şikâyetlerde daha da önem kazanır. Örneğin beliniz hiç ağrımadığı halde bacağınıza doğru yayılan ağrı veya uyuşma yaşayabilirsiniz. Dünya Sağlık Örgütü de bel bölgesindeki sinir etkilenmelerinde bacak ağrısı, uyuşma, karıncalanma ve güçsüzlük gibi belirtilerin görülebileceğini belirtiyor.
Elbette her diz ağrısının nedeni bel, her omuz ağrısının nedeni boyun değildir. Önemli olan, ağrının bulunduğu bölgeyi otomatik olarak problemin tek kaynağı kabul etmemektir. Fizyoterapistin görevi, şikâyeti farklı olasılıkları göz önünde bulundurarak değerlendirmek ve hangi bölgelerin tedavi yaklaşımının bir parçası olması gerektiğini belirlemektir.
Değerlendirme sonucunda ağrının doğrudan eklem veya çevresindeki yapılardan kaynaklandığı düşünülüyorsa tedavi o bölgeye yönelik planlanabilir. Eğer başka bir bölgenin şikâyeti etkilediği düşünülüyorsa yaklaşım buna göre genişletilebilir. Bu ayrımı yapabilmek de fizyoterapistin klinik değerlendirme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Bu yüzden muayene sırasında “Dizim ağrıyor, neden belime bakıyorsunuz?” diye düşünmek yerine, şu soruyu hatırlamak gerekir:
“Acaba ağrının hissedildiği yer ile şikâyetin oluşumuna katkıda bulunan bölge aynı yer mi?”
Çünkü bazen doğru tedaviye giden yol, yalnızca ağrının olduğu noktaya değil, o noktayı etkileyebilecek diğer bölgelere de bakmaktan geçebilir.