Diyalog Gazetesi
2021-06-27 04:04:06

Yok oluş sloganı ve gerçekler

Dr. Orhan AYDENİZ

27 Haziran 2021, 04:04

Rum-Yunan ikilisi Türkiye’ye rağmen adanın kuzeyini silah gücü ile işgal edemeyeceğinin bilincindedir. Bu nedenle halen, yeni bir strateji uygulayarak hedefine ulaşmak çabasındadır.
Rum, bu yeni strateji uyarınca, ekonomik baskı ve ambargolarla Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını önlemek, yaşamını zorlaştırmak ve çaresiz bırakıp yönetimine katılmayı kabul etmek zorunda bırakmak için her yolu denemektedir.
Ayrıca, Kıbrıs’taki Türkleri ulusal kimliğinden, dilinden, bayrağından, dininden ve anavatanından kopararak, Kıbrıslı kimliğini benimsetmek için içimizdeki zayıf halkaların desteği ile yoğun ve profesyonelce kampanya yürütmektedir.
Yakın geçmişte AKEL eski Genel sekreterinin yayınladığı genelge, halen KKTC’de dış ve iç düşmanlarımızın tezgahladığı oyunu ortaya koymaktadır. 1981’de AKEL Genel Sekreteri Papayuannu’nun AKEL üyelerine hitaben yayımlanan genelgede Kıbrıs Türk halkını yok etmek için aşağıdaki talimatı vermişti:
“1. Kıbrıs sorununun bir savaş ve işgal sorunu olarak 1974’te başladığını içte ve dışta herkese kabul ettirmeliyiz.
2. Kültür, sanat, gelenek, tarih ve folklor gibi yöntemlerle adada ‘Kıbrıslı Türk’ ve hatta ‘Türk’ değil, bir ortak ‘Kıbrıslı’ kimliği olduğunu coğrafi ve kültürel – tarihi veriler üzerinden Türk toplumuna kabul ettirmeliyiz. Bunu başarırsak, sorun kendiliğinden çözülür. Başaramazsak sonuç iyi olmaz.’ 
KKTC’de bazı siyasilerin ENOSİS’ten yana olduğu bilinen AKEL’in çözümün öncü partisi olduğunu ileri sürmesi, AKEL yetkilileri ile sık sık görüşmesi, çözümde işbirliği içinde hareket edeceklerini açıklaması, nasıl değerlendirilebilir?
Rum yetkililerin sık sık Kıbrıslı Türkleri Türkiye’ye karşı ortak mücadeleye davet etmesi, Anastasiadis’in can damarımız olan anavatandan kopmamızı istemesi, iyi niyetli ve çıkarımıza olan öneriler mi?
Güneydeki siyasete yön verdiği bilinen Başpiskobos’un, gerçekte Türkleştirilen Rum olduğumuzu ileri sürmesi; bizi yok etme tezgâhının anavatandan koparmak, kimliksizleştirmek, Kıbrıslı kimliğini benimsettirmek ve zamanla çoğunluğu Rumların oluşturduğu tek halk içinde eritip yok etmek olduğunu açıkça ortaya koymuyor mu?
Rum tarafının gizlemek gereği bile duymadığı niyetlerine karşın, bizi yönetenlerin devletimizin ve varlığımızın korunması bakımından gereken duyarlılıkla hareket ettiğini söylemek mümkün mü?
Devletimizi korumakla yükümlü yetkililerin anayasamıza ve yasalara göre gerekenin yapılmasını sağlamamasından cesaretlenen bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin eylem, tutum, açıklamaları maalesef AKEL genel sekreterin görüşleri ile örtüşmüyor mu?
Bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin anavatanı kötülemeyi misyon kabul etmesi, halkımızı anavatana karşı ‘biat, vesayet, irademize karışmak’ gibi gerçeklerle bağdaştırılamayan art niyetli sloganlarla kışkırtması, anavatan yetkililerine saldırması, kısaca anavatanla aramızı açmak çabalarının amacı nedir?
KKTC’de milliyetçiliğin kötülenmesi, tüm sorunların sebebi gösterilmesi, ulusal mücadele tarihimizin öğretilmemesi, yeni nesle Türkiye düşmanlığı ve Kıbrıslılık kimliğini benimsettirme faaliyetleri, Rum’un bizi yok etme hedefine yardımcı olmuyor mu?
Son zamanlarda bazı kişilerin ulusal kimliğimizi tartışma konusu yapması, kökenlerini araştırması, bazılarının Türk kökenli olmayıp Linobambako yani kırma olduğunu açıklaması acaba tesadüfi mi? yoksa bir hedefe ulaşmak için hazırlanan planın parçası mı?
KKTC’de bazı kişilerin dilimizin Türkçe olmadığını, Kıbrıslıca olduğunu ileri sürmesi, dilimize bulaşan Rumca ve argo sözcükleri ön plana çıkarmağa ve benimsettirmeye çalışmasının amacı ne olabilir?
Rum yetkililerin atacakları her adımdan önce anavatanları Yunanistan’a danışmaları, her konuda birlikte hareket etmeleri karşısında, bizim liderlerimizin de tek dayanağımız olan anavatanla işbirliği yapmasına karşı çıkılmasının haklı bir gerekçesi olabilir mi?
Kısaca Kıbrıs Türk halkı, dıştan Rum ve içeride de yandaşlarının; yoğun, sistemli, profesyonelce uygulama, kampanya ve propagandaları ile yok edilmeye, çökertilmeğe çalışılmaktadır.
Devletimizi korumakla yükümlü olan ilgili kuruluşların, pervasızca ulusal davamızı baltalayan ve Rum ulusal tezlerini savunanları izlemesi ve varsa bağlantılarını araştırması açıklığa kavuşturması gerekmiyor mu? 
İktidarların umursamazlığı ve Rum-Yunan ulusal davasına hizmet etmeyi ilericilik, barışseverlik olarak yutturduğunu hayal edenlerin olumsuz tutum ve davranışları, nedeniyle halkımızın huzuru kaçırılmakta, sorunların sarmalında bunaltılmakta, ekonomik kalkınma gerçekleştirilememekte.
Kuşkusuz iç ve dış düşmanların, anavatana rağmen Kıbrıs Türk halkının varlığını yok etmesi mümkün değildir. Fakat iç düşmanların faaliyetlerine göz yumulması, halkımızın anavatandan soğutulmasına, kimliksizleştirilmesine, içeriden çökertilmesine karşı önlem alınmaması durumunda, ülkemizin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, huzur ve refaha kavuşması zorlaşacaktır.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.