Bölgemizdeki savaşın tüm dünyayı siyasi ve ekonomik olarak olumsuz etkilediği açıktır. Dolayısı ile bu aşamada, yönetenlerce içte demokratik birlik beslenmelidir. Ancak UBP ağırlıklı hükümet, iç barışı darbeleyecek kararlar alıyor. Sendikalar genel grev kararı aldı. Ne için? Çünkü hükümet, tek taraflı olarak bu enflasyon koşullarında hayat pahalılığı uygulamasını, 2026 yılının 3 ayı için; %7 - %8 arasında gerçekleşeceği, geri kalan 9 ayı ise bir yansıma yapmadan; HP oranını Ocak 2027 sonunu itibarı ile ödemeyi öngören bir yasayı Meclise sevk etti. Gerekçesi ise bütçenin bunları karşılama kabiliyetinde olmamasıdır. Ancak UBP ağırlıklı bu hükümet, iş başında olduğu son 5 yıl içinde aynı gerekçe ile 2 ayda bir olan HP oranının maaş ve ücretlere yansımasını önce 3 ayda bire; sonra 6 ayda bire döndürdü. Bunları yaparken de gerekçesi bugünkü gibi idi. Ama bunların faydalı olmadığı ortaya çıktı. Tek gailesi, UBP Kurultayı ve CB seçimi oldu. Bu nedenle önce verilen %48, sonra %22 HP ödenekleri ve asgari ücretin de bu temelde artması ne emekçilerin alım gücünü artırdı, ne de bütçeyi rahatlattı. Aksine, Kuzey Kıbrıs Euro bazında Güneyden gıda, temel tüketim mallarında daha pahalı hale geldi. Şimdi ise HP’yi, 9 ay öteleme yoluna girdi. Peki bu tedbir enflasyonu durduracak mı? Hayır. Ama evet, bu savaş durumu enflasyonu tüm dünyada azdıracak. Ancak biz pahalılıkta, enflasyonda; dünya çapında var olan liderliği tekrar egale edeceğiz. Kısacası bu tedbir, halkı daha da ezmekten başka bir sonuç getirmeyecektir. Ayrıca bu düzenleme, hükümet ile spekülatörlere HP ödeneğine yansıma korkusu olmadan, zam yapma “özgürlüğü” de getirecektir. Yani, “Bana ne, benden sonra gelen düşünsün” bencilliği hakim oldu. Zira TL kullanılan ve tüm ekonomik ilişkilerin döviz bazlı olduğu Kuzeyde Maliye Bakanlığı; Ocak – Mart döneminde % 7 -% 8 pahalılık olacağını öngördü. Ama Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın, Türkiye’nin ekonomik yaşamdaki aktörleri olan piyasa katılımcıları, reel sektör ve hane halkı temsilcileri ile yaptığı 12 aylık enflasyon beklentisinin ne olacağı ile ilgili anket sonuçları, KKTC Maliyesi’nin öngörüsünü solda sıfır kıldı. Çünkü piyasa katılımcıları %22, reel sektör katılımcıları % 32 ve hane halkı katılımcıları ise %48 enflasyon beklentisi içinde olduklarını bu anketle ifade ettiler. Zaten İstatistik Kurumu’nun güvenilmez verileri dahi yıllık enflasyonun, bizde %40’larda olduğunu gösterdiği bu zamanda, şimdi savaşın yol açtığı küresel enflasyonist baskının da durumu daha vahim hale sokacağı açıktır. Bu nedenle, hükümetin bunları göz ardı ederek, HP ödeneği periyodunu öteleyerek, meselelere çare bulacağını zannetmesi yanlıştır. Yani sivrisinek avı ile sonuç alınamayacağını öğrenmeyenler, demokratik birliği sarsarlar. Esas, enflasyonu irdeleyip; bunu nasıl dizginleyebileceğimizin yolunu bulmaktır.
Yüzde 48’den yüzde 8’e
Paylaş