Ana vatanın destek ve yardımı 

Emperyalist devletler ile onların güdümünde olduğu bilinen BM ve AB, ezeli düşman kabul ettikleri Türklerin Kıbrıs’ta söz sahibi olmasını istememektedir. Bu nedenle federal birleşme adı altında bir ara çözüm yapılmasını sağlayarak, Türk ordusunu adadan uzaklaştırmak ve Girit adası gibi Kıbrıs’ın tümünü Yunanistan’a bağlamak çabasındadırlar.
 1963’ten günümüze emperyalist devletler ile onların güdümünde olduğu bilinen BM, AB, açık bir şekilde gerçeklere, uluslararası anlaşmalara,  hukuka, insanlığa aykırı hareket etmekte suçlu olan ve ortaklık yönetimini silah zoru ile yıkan ve Türkleri mağdur eden Rum-Yunan tarafını desteklemektedir.
 BM, KKTC’deki Solcu(!) ve ilericilerin(!) dilinden düşürmediği uluslararası hukuka aykırı olarak sadece Rumları temsil eden güneydeki yönetimi 1959 Londra Zürih anlaşmaları ile kurulan iki halklı Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımaktadır.  AB ise kendi ilkelerini çiğneme pahasına toprakları ve siyasi yapısı tartışmalı olan Rum yönetimini, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak üyeliğe kabul etti.
    Ezeli Türkiye düşmanları halen adanın kuzeyinin de Yunanistan’la birleştirilmesini sağlamak amacı ile bizi müzakere masasında oyalamak, ambargolarla yaşamımızı zorlaştırarak yönetimimizden soğutmak ve içinde içimizdeki zayıf halkaların yardımı ile içeriden çökertip teslim olmamızı sağlamak çabasındadır.
    Art niyetli olmayan herkesin bildiği bu gerçekler karşısında, teslim olmak ve bu ata yadigarı adanın kuzeyini de Yunanistan’a bağlanmasına boyun eğmek yerine, haklarımızı savunmamız ve hatırlatmamız gerekir:
1.Londra Zürih anlaşmaları ile kurulan iki halklı Kıbrıs cumhuriyetinin iki eşit kurucu ortağında biri olduğumuz inkar edilemeyen bir gerçektir;
2.Rumların 1963’te Akridas ve daha sonra  İfestos katliam planları ile Kıbrıs Türklerini ortadan kaldırmayı ve adayı Yunanistan’a bağlamak istedikleri, ayrıca Ortega raporunda Türkleri yok etmeye çalıştığı belgelerle sabittir;
3.Bir çeşit federasyon olan Kıbrıs Cumhuriyetinin 1963’te Rumlar tarafından yıkıldığı ayrıca 1974’de Yunanistan’ın güdümünde Kıbrıs Elen cumhuriyetinin ilan edildiği biliniyor;
4.Halen Kıbrıs cumhuriyetinin iki kurucu ortağı olan Rumlar güneyde, Türkler ise Kuzeyde kendi devletleri tarafından yönetilmektedir;
5.Emperyalistler güdümünde olan BM ile AB’nin haksızca Rumları desteklemesi ve yasal Kıbrıs Cumhuriyeti kabul etmesi, adanın tümünü sahiplenebileceği umuduna ve makul bir anlaşmayı kabul etmemesine sebep olmaktadır. Rum bu umudu sonucu Acheson planından Annan planına kadar hazırlanan tüm anlaşma modellerini ret etmiştir;
6.Rum-Yunan ikilisinin yazılı anlaşmalara uymadığı tarihi olay ve belgelerle sabittir. Amaçları batılıların desteği ile federasyon adı altında bir ara çözüm ile Türkiye’yi adadan uzaklaştırmak ve adayı sahiplenmektir;
7.Yaşanan deneyimler, Bosna trajedisi karşısında sözde uygar ülkelerin tutumu, halen Filistinlilerin tapulu evlerinden atılarak yerlerine Yahudilerin yerleştirilmesi, Akdeniz’in adeta göçmen mezarlığı olması, anavatanın ordusunun ülkemizde kalmasının bizim için yaşamsal önemde olduğunu kanıtlamaktadır. Girit’te olduğu gibi batılıların baskısı ile Türk ordusunun adadan ayrılmasının sağlanması durumunda Kıbrıs,  tümüyle Yunanistan’a bağlanacak;
8.Geçmişte iki halk arasında sürekli sorunlar, çatışmalar çıkmasına rağmen, Viyana anlaşması uyarınca iki halkın ayrı bölgelere yerleşmesinden sonra hiçbir çatışma olmadı; 
9.Geçmişten günümüze tüm çatışmalar hep Rumlar tarafından başlatıldı ve Türkler mağdur edildi. Bu nedenle 1956-59,1963-74 olayları nedeniyle sebep oldukları can ve mal kayıpları için Rum-Yunan ikilisinden tazminat talep etmeliyiz; 
İçimizde bazı Akademisyen ve şehit akrabalarının bile, tüm yaşananlara ve karşımızdaki gerçeklere rağmen, Rumların ulusal tez ve davasını savunması, üzücü olması yanında düşündürücüdür.
Rum’un dayattığı şekildeki federasyon ENOSİS’in önünü açacak bir çözüm olup, bunu savunmak barış ve çözümden yana olmak değil, Türk halkını uçuruma atmaktır.
Kısaca belirtmek gerekirse bazı siyasilerin, iktidara gelmeleri durumunda, Ana vatanın desteklemediği ( müzakere masasındaki) federasyonu savunacaklarını ve ekonomik kalkınmayı gerçekleştireceklerini ileri sürmeleri, mevcut koşulları dikkate almamaktır.   
Varlığımızı sürdürebilmemiz, kalıcı - sürdürülebilir çözüm ve ekonomik kalkınmamız anavatanla işbirliği içinde hareket etmemizle mümkündür. 
Tek dayanağımız olan ana vatanla işbirliğinden yana olmayan, aksine ana vatan yetkililerine karşı kırıcı söylem ve hareket içinde olan siyasiler, varlığımızı devam ettirebilmemizi sağlayacak çözümü ve ekonomik kalkınmayı nasıl ve kimin yardımı ile gerçekleştirebileceklerini halkımıza açıklamalıdır.

YORUM EKLE

banner471

banner465