Ana vatanın elini zayıflatmak…

Güvenli geleceğimiz için, Kıbrıs’ta ana vatan sayesinde varlığımızı sürdürmekte olduğumuzun bilincinde hareket etmeliyiz ve sorumlu davranmalıyız.
Kıbrıs Cumhuriyetinin ortağı olmamıza rağmen, uluslararası kuruluşlar siyasi nedenlerle sadece iki ortaktan biri olan Rum tarafını temsil eden güneydeki yönetimi uluslararası hukuka aykırı olarak yasal Kıbrıs Cumhuriyeti kabul etmektedir.
Kıbrıs’ta iki halk artasında anlaşma yapılmasına, sözde yardımcı olmak çabasında olan BM örgütü bile iki halka da eşit davranmamakta, Rum’un bizi içeriden çökertmek amacı ile zaman kazanma hedefine hizmet etmektedir.
BM genel kurulunda sadece Rumları temsil eden yönetimin başkanına söz hakkı verilmekte, Türk halkının görüşlerini açıklamasına olanak tanınmamaktadır.
Yabancı devletler, kendi ulusal çıkarları ve siyasi nedenlerle, uluslararası hukuka göre yasal olmamasına rağmen güneydeki yönetimi Kıbrıs cumhuriyeti kabul etmektedir.
Ortaklıktan atılmamız sonucu sırf halkımızın yönetimsel ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile kurduğumuz devletimizi, siyasi nedenlerle tanınmamaktadır.
Kıbrıs Türk halkı olarak bize yapılan ayırımcılık,  uluslararası ilişkilerden dışlanmamız, varlığımızın dikkate alınmaması, ambargolarla cezalandırmamız, Dünya Sağlık Örgütünün bile utanç verici duyarsızlığı, tarihe mal olacak büyük bir haksızlık örneğidir.
Öte yandan Filistin eski başkanı Yaser Arafat’ın rahmetli liderimiz Denktaş’a söylediği bizi koruyup destekleyen bir anavatanımız bulunması büyük bir şanstır.
Kıbrıs Türk halkının ambargolarla yok edilmesi ve adanın kuzeyinin de Yunanistan’la birleştirilmesi, ana vatanımız sayesinde gerçekleştirilememektedir.
Ambargo ve tecrit edilmememiz nedeniyle ortaya çıkan tüm olumsuzluklar, ana vatanımız tarafından etkisiz duruma sokulmaktadır.
Devletimizin temsil edilme hakkı tanımayan uluslararası kuruluşlarda, ana vatanımız bizi savunmakta, gerçekleri ortaya koymaktadır. 
Halkımızın ezici çoğunluğu, varlığımızı sürdürmemizin ana vatana bağlı olduğunun bilincindedir. Ana vatana yürekten bağlıdır.
Fakat, çeşitli nedenlerle bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin halkımızın geleceğinin risk altına sokulmasını umursamadan, anavatanla, ilişkilerimizi bozucu tutum ve davranış sergilemektedir.
  Aslında ana vatandan koparılmamız, korumasız kalmamız durumunda Kıbrıs Türk halkı olarak hepimiz de zarara uğratılacağız.
Bugünkü yaşamımızı sürdürmemize izin verilmeyecek, bize ait özgür bir bölgede yaşama olanağını kaybedeceğiz. Cumhurbaşkanlığı, başbakan, siyasi parti başbakanı, milletvekili müsteşar, müdür hatta devlette memur olmayı rüyamızda bile göremeyeceğiz.
Türklerin özel kesimdeki ekonomik faaliyetleri de çeşitli engelleyici uygulamalarla ile yürütülmeyecek.  
Kıbrıs Türk halkının ana vatan sayesinde tüm baskı ve saldırılara karşı ayakta durabildiğini bilen dış düşmanlarımız, ana vatanla aramızı açmak ve ana vatanı adadan uzaklaştırmak ister.
Bu amaçla en gelişmiş halk mühendisliği yöntemleri ile uygulanan yoğun beyin yıkama propaganda ve kampanyaları ile halkımızı anavatana karşı kışkırtmakta, aramızı açmaya çalışmaktadır. Bu hedeflerine ulaşmak amacı ile bonkörce mali harcama yaptıkları da bilinmektedir.
Kıbrıs Türk halkının çıkar ve geleceğini umursayanlar, dış güçlerin ana vatandan koparılmamız ve korumasız bırakılmamız amaçlı faaliyetlere alet olmamalı.
Tüm dünyayı karşısına almak pahasını bizi kaderimizle baş başa bırakmayan ve ana şefkatiyle her sıkıntımızda yanı başımızda olan ana vatanın bizi savunmasını zorlaştırmamalıyız.
Ana vatanın tek beklentisi, kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemizi ve güven içinde Kıbrıs’ta varlığımızı sürdürmemizi sağlamaktır. 
Bu nedenle, samimi, yapıcı önerilerinin çıkarımız olduğunu dikkate alarak, kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz amacı ile bize yaptığı yardımları yerinde harcamaya özen göstermeliyiz. Birlikte hazırlanan ekonomik planları uygulamalıyız.
 Dış politika ve çözüm konusunda Rum-emperyalistlerin kendi siyasi çıkarları doğrultusunda dayattıkları seçenekleri savunmak yerine, ana vatanın da uygun bulduğu iki devletli seçeneği desteklemeliyiz.
Ana vatanın uygun gördüğü iki devletli çözüme karşı çıkmak, üstüne üstlük bu çözüm aleyhinde yarım asırdan beri varlığımızı bile dikkate almayan haksız ambargolarla çökertmeye çalışan BM ve AB’ye ana vatanın elini zayıflatacak görüşler içeren yazı göndermek ve Rum ulusal tezlerini destekleyen eylem düzenlemek yapılabilecek hataların en büyüğüdür. 

YORUM EKLE

banner471

banner455