Anavatandan koparılmamız  komşunun ulusal davasına hizmet eder  

Geçmişten günümüze yeni göreve getirilen anavatan yetkililerinin ilk dış ziyaretlerini KKTC’ye yapması bizim için onur verici büyük bir destektir.
Bize yapılan tüm yardım ve destekleri engellemeyi ulusal dava olarak benimseyen Rum yönetiminin ise, Anavatan yetililerinin KKTC’yi ziyaret etmesini istememesi ve protesto etmesi de beklenen bir tutumdur.
Ancak Türkiye sayesinde istikrarlı ve iyi gelire sahip olan, can ve mal korkusu olmadan refah içinde yaşayan kişilerin, anavatan yetililerine karşı olumsuz eylemler düzenlemelerini haklı gösterebilecek hiçbir neden yoktur.
Geçmişte solcu geçinen bazı kişilerin, Sovyetlerin dağılmasından sonra aniden batılı emperyalistlerle sıkı fıkı olması, Avrupa aşkı ile yanıp tutuşması, egemenliğimize, özgürlüğümüze ve devletimize karşı cephe alması, her koşulda güneyle birleşmemizi savunması ve Rum’a yamalanmamız için mücadele etmesi tesadüfi mi?
Bazı kişilerin sürekli olarak anavatan yetkililerine saldırması, onlara hakaret etmesi, halkımızı dayanaksızca ve nankörce anavatana karşı kötüleyip kışkırtması, anavatandan koparılmamız için her yola başvurması haklarımızın çıkarlarına aykırı değil mi? 
Acaba bazı yolunu şaşırtmışların bir yandan haksızca anavatana saldırırken, öte yandan tutum, davranış ve açıklamaları ile batılı emperyalistler ile Rumların tezlerine hizmet etmesi, nasıl açıklanabilir?
Güneydeki Rum yönetimi, göstermelik STK veya siyasi parti kurularak, yabancı çıkarlarına hizmet etmesine, temsilcilerinin yabancıların maddi desteği ile uluslararası formlara katılıp Türk ulusal davasını destekleyen demeçler vermesine göz yumar mı?
Geçmişten günümüze Kıbrıs Rum halkına sadece silah ve zarar veren Yunanistan’a ve yöneticilerine karşı güneyde herhangi bir kişi ve STÖ yöneticisinin hakaret ettiği görüldü mü?
Şimdiye kadar Kıbrıslı Rumların,  güney Kıbrıs’a giden Yunanlı yetkililer aleyhinde eylem yaptığı ve protesto edildiği görüldü mü?
Dünyanın hiçbir demokratik hukuk devletinde STÖ’nin tüzüklerinde belirtilen konular dışında faaliyet göstermesine göz yumulmaz. Gelir kaynakları ile harcamaları denetlenir ve düşman tarafından ‘Truva atı’ olarak kullanılmalarına fırsat verilmez.
KKTC’de bazı STÖ’lerin çok yararlı hizmetler yaptığı inancındayım. Fakat ülkemizde bazı sivil toplum örgütlerine karşıda çok büyük bir hoşnutsuzluk olduğu inkâr edilemez.
Kişisel görüşüme göre, aşırı ideolojik tutumları, asli görevleri yerine politika ile ilgilenmeleri, yerli yersiz grev ve eylem silahını kullanarak, vatandaşların günlük yaşamlarını sıkıntıya sokması ve hak elde etmede pazarlık aracı olarak kullanması nedeniyle, bazı sivil toplum örgütlerinin ekonomik kalkınma ve halkımızın varlığı için büyük tehdit olduğu inancı her geçen gün biraz daha güçleniyor. 
Demokrasi başıbozukluk veya herkesin istediğini yapması olmadığına göre, devlet; yabancıların yerli işbirlikçileri kullanarak, ülkeye zarar vermesine seyirci kalmamalı. Ülkemizin genel çıkarlarına zarar veren ve Rum ulusal davasına hizmet edilmesine izin vermemeli.
Denktaş’tan sonra halkımızın lidersiz ve devletimizin de korumasız kaldığını düşünen bazı çevreler, maalesef yıkıcı faaliyetlerinin şiddetini her geçen gün artırıyor.
İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle köşe başlarını işgal eden ve medyada destek bulan bazı kişiler, belki bu gün gerçekleri olduğundan farklı gösterebilmekte, halkı yanılttığını düşünebilmekte ve ülkemize zarar verdiğini göz ardı edebilmektedir.
Ancak tarih, gerçekleri yazacak ve bugün ülkemiz ile halkımızın zararına uğraşanlar ile onları koruyup yüreklendirenleri hak ettikleri hanesine kaydedecek. 

YORUM EKLE