Avcılık sorununa el atılmalı

Avcılık ilk çağlardan beri, yapılan bir eylemdir. Fakat ilk çağlarda avcılık insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri amacı ile zorunluluk nedeniyle yapılırdı. Ayrıca avlanma araçları basit olduğu için, yaban yaşam fazla tahrip edilmezdi. 
Oysa yaşanan dönemde , kullanılan gelişmiş ateşli silahlar nedeniyle, denge yaban varlığının aleyhine bozulmuştur. Bir çok yaban hayvan ve kuş türünün  nesli tükenmiş, ya da yok olma tehdidi altındadır.
 20.yüzyılda avcılığın denetlenmemesi durumunda, avlanacak hayvan kalmayacağı anlaşıldı. Günümüzde bütün av hayvanlarının avlanması izne bağlanmıştır.
Yaban canlıların yok olması, ekolojik yapı ve dengenin bozulmasına ve insanların da bundan zarar görmesine sebep olur. Genellikle kuşlar yumurtadan çıkan yavrularını böcek ve böcek larvaları ile besler. Bu nedenle kuşların azalması, tarımda bitkilere  zarar yapan böceklerin artmasına ve verimin azalmasına sebep olur. 
Her yıl av sezonunun açılış döneminde, avcılık konusu tartışılıyor. Ancak her nedense avcılar, ilgili devlet kuruluşları ve doğacı sivil toplum örgütleri bir araya gelerek  sürdürülebilir bir sistem oluşturulması için gerekli adımlar atılmıyor.
Kimseyi hedef almak ve kırmak niyetinde değilim. Av meraklısı bir çok tanıdık ve arkadaşım da vardır. Fakat bir çok kişi gibi ben de korumasız canlıların; eğlence,  zevk, hobi ve/veya spor gerekçesi ile öldürülmesinin doğru olmadığı görüşündeyim. Hele kurak koşullarımız nedeniyle, KKTC’de yaban hayvanlarının yaşam alanlarında avlanma adı altında öldürülmelerinin hiçbir kabul edilebilir gerekçesi yoktur. Çünkü ülkemizde yaban canlılar zaten çok zor şartlar içinde hayatta kalabilme mücadelesi içindedir.
KKTC’de kuraklık nedeniyle doğal alanlardaki akar suların tümüne yakını kurudu. Ayrıca yetersiz yağışlar nedeniyle gıda bulma olanakları da çok kısıtlıdır.
Kırsal alanlarda yaşayan kuş ve hayvanların sayısının her geçen yıl azalmakta olduğu herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Avcılığın şimdiki şekilde sürdürülmesine izin verilmesi durumunda, yakın gelecekte kırsal alanlarda kuş ve yaban hayvan kalmayacak.
Dünyadaki tüm yaratıkların bir fonksiyonu olduğu ve canlı zincirinin bozulması durumunda, bundan en çok insanların zarara uğrayacağı unutulmamalı. 
Ekolojik dengenin bozulmaması için, yaban hayvanlarının doğal yaşam alanlarında hiç avcılık yapılmaması ve atış sporunun, poligonlarda yapılması daha isabetli olacak.
Fakat, her şeye rağmen, ülkemizde avcılıktan hoşlanan vatandaşlarımızın duygularını ve buna bağlı olarak karar vericilerin durumunu da anlayışla karşılamak zorundayız.
Kanımca hem doğal dengenin bozulmamasını sağlayacak, hem de avcıları memnun edecek bir yöntem bulunması imkansız değildir . Örneğin, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi av çiftlikleri oluşturulması durumunda,  hem avcılara yıl boyunca istedikleri zaman avlanma olanağı sağlanacak, hem de yaban hayvanlar yaşadıkları ortamda yok edilmeyecek.
KKTC’de AB’müktesebatı askıda bulunsa da, hedefimiz bu birliğe girmek olduğuna göre,  çevre ile ilgili yürürlükteki yasalarını ve bunun yanında doğa ile ilgili uluslararası sözleşmeleri dikkate almamız gerekir. 
    Bu çerçevede sürdürülebilir bir avcılık için,1999 yılında yapılan LİFE projesi ile tüm adada belirlenen 38 koruma alanı içinde ve Natura 2000 Uluslararası Koruma Ağına önerilen KKTC’deki 7 bölge, ‘Koruma Alanları’ olarak belirlenmeli.
Ayrıca AB müktesebatındaki Yaban Kuşları Direktifi (79/409/EEC), Faunanın Doğal Yaşam Ortamlarının korunması Direktifi (92/43/EEC), Avrupa Doğal Hayatın korunmasına ilişkin Bern Konvansiyonu, Göçmen Kuşların Korunmasına yönelik Bonn konvansiyonu, Biyolojik Çeşitlilikle ilgili Rio Konvansiyonu’na  (WWW.deltur.cec.eu.int) taraf olmasak da, uymamızda yarar vardır.
Bir de, şimdiki şekli ile, İçişleri bakanlığının; içinde özel kişilere ait araziler de bulunan  alanları avlanmaya açması, özel mülkiyet hakkına  tecavüz anlamındadır. Halen bir çok kişi, avcıların bahçesine, bağına, tarım arazisine girip avlanmasından şikayetçidir. 
Avrupa ülkelerinde, avcıların özel kişilere ait arazilerde avlanabilmesi için, arazi sahibinin yazılı  iznini alması gerekir. 
Sürdürülebilir avcılık konusunda ilgili devlet kuruluşlarının öncülüğünde, köklü önlemler alınmaması durumunda, ülkemizde hüküm süren aşırı kuraklığın da etkisi ile, yakın bir gelecekte yaban hayat tümüyle yok olacak ve  artık avlanma izni verilse de kimse avlanmaya gitmeyecektir. 
Yaban hayatın yok edilmesi, hatta nüfuslarının azalması insanları etkileyen bir çok olumsuzluklara zemin hazırlayacak.
Ortaya çıkacak olumsuzluklardan tüm halkımız etkilenecek. Böyle bir durumda da kimse mutlu olmayacaktır.

YORUM EKLE

banner464

banner465